Disadvantaged türkçesi Disadvantaged nedir

Disadvantaged ingilizcede ne demek, Disadvantaged nerede nasıl kullanılır?

Disadvantage factor : Dezavantaj etkeni. Reaktör hücresinde bulunan bir madde içindeki ortalama nötron akı yoğunluğunun, yakıt içindeki ortalama nötron akı yoğunluğuna oranı.

Advantage and disadvantage : Artılar ve eksiler. Lehte ve aleyhte.

At a disadvantage : Dezavantajlı olma. Daha aşağı pozisyonda. Daha düşük bir noktada.

Be at a disadvantage : Zarar verici bir durumda olmak. Olumsuz bir durum veya koşulda olmak. Dezavantajlı olmak.

Disadvantage : Dezavantaj. Kusur. Mahzur. Sakınca. Kayıp. Çekince. Zarar. Bir kişi, nesne, durum ya da koşula karşı olan, başarı ya da kazançta engelleyici etkisi bulunan özellikler. Zarar vermek.

Disadvantageous : Dezavantajlı. Mahzurlu. Zararlı. Zararına. Elverişsiz. Aleyhte. Sakıncalı.

Disadvantageousness : Sakıncalı oluş. Mahzurluk. Dezavantaj. Dezavantajlılık. Sakınca.

Disadvantages : Dezavantajlar. Dezavantaj. Aleyhte durum. Zarar.

Advantages and disadvantages : Lehte ve aleyhte. Artılar ve eksiler.

Disadvantageously : Sakıncalı olarak. Ayrıcalıksız bir şekilde. Zararlı bir biçimde. Aleyhte bir şekilde. Yoksun bir şekilde. Avantajsız bir şekilde. Muhtaç bir şekilde. Dezavantajlı bir şekilde. Mahrumca.

 

İngilizce Disadvantaged Türkçe anlamı, Disadvantaged eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Disadvantaged ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Destitute : Sefil. Boynu bükük. Aç biilaç. Dımdızlak. Mahrumiyet. -den yoksun. Çulsuz. Yoksul.

Underprivileged : Sosyal haklardan yoksun. Temel sosyal olanakları kıt olan. Temel sosyal haklardan yoksun. Temel sosyal haklardan mahrum. İmkanları az olan. Başkalarına sağlanan imkanları olmayan.

Indigents : Sefil. Yoksul. Züğürt. Fakir.

Shattered : Canı çıkmış. Yıkılmış. Kırılmış. Parçalanmış. Parçalara ayrılmış. Enkaz haline getirilmiş. Çok yorgun. Mahvolmuş. Bitkin.

Averaged : Ortalama olarak almak. Ortalaması alınmış. Ortalamasını bulmak. Avaryalı.

Crinklier : Engebeli. Dengesiz. Buruşuk. Kırışık. Büzüşük. Eşitsiz. İnişli çıkışlı. Eğri büğrü. Kıvrımlı.

Devoid : Geçersiz. Hali. Eksik. Boş.

Bereft of : -den yoksun. Yoksun kalmış.

Injured party : Kıygın. Zarar gören taraf. Mutazarrır taraf. Mağdur taraf. Mutazarrır. Mağdur.

Disadvantaged synonyms : bankrupt in, shorn of, needer, in need, crinkliest, dependent, wrecked, injured, empty, prejudiced, outraged, shorn, caused damage, unprovided, deprived, hard up, destitute of, necessitous, almsman, emptiest, emptier, damaging, harmed, disadvantageous, unprivileged, in need of, dependant, beggarly, bereft, have a weak chest, losings, indigent, damaged.

Disadvantaged zıt anlamlı kelimeler, Disadvantaged kelime anlamı

Privileged : Muaf. Nasipli. Ayrıcalık tanınmış. Şereflendirilmiş. İltimaslı. Öncelikli. Ayrıcalıklı. İmtiyazlı. Seçkin. Mümtaz.