Privileged türkçesi Privileged nedir

Privileged ingilizcede ne demek, Privileged nerede nasıl kullanılır?

Privileged class : Ayrıcalıklı sınıf.

Privileged treatment : Ayrıcalıklı muamele.

Being privileged : Muaf tutulma. Ayrıcalıklandırılmış olma. Ayrıcalıklı olma. Ayrıcalıklar verilmiş olma. Bağışık olma. Haklara sahip olma. Dokunulmaz olma. Hakları olma.

The underprivileged : İmkanları kıt olanlar.

Underprivileged : Başkalarına sağlanan imkanları olmayan. Temel sosyal olanakları kıt olan. Sosyal haklardan yoksun. Temel sosyal haklardan yoksun. Temel sosyal haklardan mahrum. İmkanları az olan.

Printing privilege of the writer : Yazarın basım ayrıcalığı. Eski yasalarda yazara tanınan özel baskı ayrıcalığı.

Privilege grant list : Ayrıcalık listesi.

Privilege right : Ayrıcalık hakkı. Ayrıcalık ile sağlanan ve sınırı böylece belli edilen hak.

Privilege of a process : İşlem ayrıcalığı.

Unprivileged : İmtiyazsız. Ayrıcalıksız. Rüçhansız.

İngilizce Privileged Türkçe anlamı, Privileged eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Privileged ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Concessionary : Ayrıcalıkla ilgili. Tavizli. İmtiyaza ait.

Freer : Vergiden muaf. Açık. Boş. Ücretsiz. Serbest. Masrafsız. Daha serbest. Teksas eyaletinde şehir. Hür.

Preferential : Tercih hakkı olan. Tercihli. Tercih gösteren. Tercih hakkına sahip olan.

Underlying : Bir olgu ya da sürecin temelinde yatan, hazırlayıcı koşul niteliğinde olan. Altındaki. Esas. Geri planda (sıfat olarak). Belli başlı. Temelindeki (neden vb). Vurgulama. Altında yatan. Altık.

Picked : Seçilmiş. Seçme. Toplanmış.

The select : İyi anlayan. Ayırmak. Seçmek. Seçilmiş. Elemek. Ayırt etmek. Ayıklamak. Üstün.

Concessionairy : Ayrıcalık. Ruhsat.

Exclusive : Herkese açık olmayan. Yalnızca bir tek gazetede yayınlanan haber. Lüks. Paylaşılmayan. Hariç tutulan. Kişiye ait. Özel haber. Münhasır. Özel.

Exempted : Ayrı tutulmuş. Müstesna.

Prominent : Fırlak. Göze çarpan. Kolayca görünen. Ünlü. Çıkıntılı. Önde gelen (kimse). Öne çıkan. Belli. Önde gelen.

Privileged synonyms : of the best, primary, honoured, cliquier, eminent, exquisite, advantaged, choice, braw, predecessors, immunes, concessional, favoured, indispensable, inside, elite, free, eximious, cliquey, sweetheart, of first priority, licenced, immune, eligible, exempts, outstanding, eligibles, cliquiest, cliquy, distinguished, enfranchised, laureate, inner.

Privileged zıt anlamlı kelimeler, Privileged kelime anlamı

Poor : Zayıf (az). Fena. Perişan. Kalitesiz. Talihsiz. Kısır. Sağlıksız. Fakir. Düşük dozlu. Verimsiz.

Underprivileged : İmkanları az olan. Temel sosyal haklardan mahrum. Temel sosyal haklardan yoksun. Sosyal haklardan yoksun. Temel sosyal olanakları kıt olan. Başkalarına sağlanan imkanları olmayan.

 

Unfortunate : Kadersiz. Bahtsız kimse. Yersiz. Bahtsız. Başarısız. Şanssız kimse. Şanssız. Uygunsuz. Talihsiz. Zavallı.

Privileged antonyms : inclusive.

Privileged ingilizce tanımı, definition of Privileged

Privileged kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Invested with a privilege. Enjoying a peculiar right, advantage, or immunity.