Yoksul nedir, Yoksul ne demek

Yoksul; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Yoksul" ile ilgili cümle

  • "Yazılarını okudum, sözlerini dinledim, bilgice onu biraz yoksul buldum." - M. Ş. Esendal
  • "O kadar yoksulmuş ki rüyasında bile eline para değmemiş." - E. Şafak

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Mutlak yoksulluk durumunda olan kişi.

İngilizce'de Yoksul ne demek? Yoksul ingilizcesi nedir?:

poor, pauper

Yoksul hakkında bilgiler

[Bakınız: fakirlik]

Yoksul ile ilgili Cümleler

  • Yoksul kız gökyüzüne baktı.
  • Ben sadece yoksul bir öğrenciyim.
  • Ali yoksul bir mahallede yaşıyor.
  • Yoksul çocuklardan nefret mi ediyorsun?
  • Yoksul geçimini düzeltmek için her yolu dener.
  • Yoksul adam diğer insanlardan bağımsızdır ve yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır. Zengin adam ise kendi ihtiyaçlarında bağımsızdır ama diğer insanların ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır.
  • Yoksul insanlara tepeden bakma.
  • O, yoksul ama mutlu.
  • Yoksul adam ihtiyaç içindeydi.
  • Eğitim olmadan, sen her zaman yoksulluk hissedeceksin.
  • Her yerde yoksulluk var.
  • Aile yoksulluk içinde yaşadı.
  • Yoksul insanlar zalim diktatörün insafındaydı.
  • Onlar yoksullara yardım etti.
 

Yoksul anlamı, tanımı:

Yok yoksul : Zengin olmayan, fakir.

Fırsat yoksulu : Eline fırsat geçmeyen (kimse).

Yoksullaşma : Yoksullaşmak işi.

Yoksullaşmak : Yoksul duruma gelmek, fakirleşmek.

Yoksullaştırma : Yoksullaştırmak işi, fakirleştirme.

Yoksullaştırmak : Yoksul duruma getirmek, fakirleştirmek.

Yoksulluk : Yoksul olma durumu, yoksuzluk, variyetsizlik, sefillik, sefalet, fakirlik. Verimsizlik, yetersizlik.

Yoksulluk belgesi : Devletin sağladığı nakdî ve ayni yardımlardan yararlanmak üzere mahalle muhtarları tarafından düzenlenen ve muhtaç olanlara verilen belge.

Yoksulluk çekmek : Sürekli yoksulluk içinde bulunmak.

Yoksulluk sınırı : Bir ülkede insanların yoksul tanımı içerisine girmesine yol açan gelir düzeyi.

Beyler buyruğu yoksula kan ağlatır : "yöneticiler, uygulanması güç buyruklar vererek halkı sıkıntıya sokarlar" anlamında kullanılan bir söz.

Borçsuz çoban yoksul beyden yeğdir : "yoksulluk ve sıkıntı içinde olup da bey adı taşımaktansa borçsuz ve sıkıntısız bir çoban olmak daha iyidir" anlamında kullanılan bir söz.

Buğdayım var deme ambara girmeyince oğlum var deme yoksulluğa ermeyince : "bir şeyin senin olduğundan kuşkun kalmaması için gereken bütün koşullar gerçekleşmelidir" anlamında kullanılan bir söz.

Geçinmek : Yaşamak için gerekeni sağlamak. Uzlaşmak, anlaşmak. Ölmek. Taslamak. Kendi gereksinimlerini başkalarından sağlamak.

Sıkıntı : Bulunmama durumu. İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet. Sorun, mesele, sendrom, problem. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı.

 

Toplum : Aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü, cemiyet. Topluluk.

Ülke : Bir özelliği ön plana çıkarılarak düşünülen bölge. Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, diyar, memleket. Devlet.

Yoksuz : Yok olmuş, yok olan, bulunmayan. Yoksul.

Varlıksız : Yoksul.

Variyet : Varlık, zenginlik.

Fakirlik : Yoksulluk. Yetersizlik. Verimsizlik, kısırlık.

Yoksul buğday : Başağı dört köşe, ak renkli, kara kılçıklı bir çeşit buğday.

Yoksul komşuluğu : Kalabalık, eski, yoğun nüfuslu, sıkışık yapılardan oluşan, halk sağlığı kurallarına uymayan düşük ölçünlü konutlardan oluşan ve anamalcı ülkelerin büyük kentlerinin özeklerinde rastlanan komşuluk birimleri.

Yoksul komşuluklarının temizlenmesi : Bir yoksul komşuluğundaki konutların, yıkılarak, biçimi değiştirilerek ya da onları yaratan koşullar düzeltilerek ortadan kaldırılması.

Yoksul uyak : Sadece bir sesliden ibaret bulunan uyak.

Yoksullaşmış algı : Deney durumlarının büyük ölçüde yalınlaştırılıp yoksullaştırılması durumunun algılanması.

Yoksullaştıran büyüme : Karşı ülkede büyüme yokken, dışsatımdan yana büyüme gösteren ülkede, dışsatım malının düşük mal olması, dışalımı ikame eden malın sunumunun gerileme göstermesi ve dışalım malının tam olarak yerine geçememesi durumunda, dışalım malına ilişkin istemin fiyat esnekliği sıfır ise ve karşı ülke büyüme sürecinde değilse, dış ticaret hadlerinin büyümenin tüm kazanımlarını ortadan kaldıracak ölçüde bozulma göstereceğini ve ülkenin alt kayıtsızlık eğrisinde yer alacağını, bir başka deyişle gönenç kaybına uğrayacağını ileri süren ve J. Bhagwati tarafından tanımlanan büyüme türü.

Yoksulluğu azaltma ve büyüme kolaylığı : Uluslararası Para Fonu tarafından düşük gelirli üye ülkelere düşük faizli kredi sağlayarak yoksulluğu azaltmak ve büyümelerini artırmak amacıyla 1999 yılında yaratılan kredi mekanizması.

Yoksulluk açığı dizini : Yoksulların yoksulluk sınırının ne kadar gerisinde gelir elde etmekte olduklarını göstermek amacıyla kullanılan, yoksulluk sınırından her yoksul kişinin gelirinin çıkarılıp bu farkların toplanarak yoksul kişi sayısına bölünmesiyle hesaplanan yoksulluk dizinlerinden biri. krş. Foster-Greer-Thorbecke dizini, kafa sayısı dizini, Sen dizini

Yoksulluk adası : Bir kent içinde, düzentasara uygun olarak oluşmuş komşuluk birimleri arasında kalan ve bütün nitelikleriyle göze batan yoksul komşuluğu, bk. yoksul komşuluğu.

Yoksulluk dizinleri : Yoksulluğun ölçülmesinde kullanılan kafa sayısı dizini, yoksulluk açığı dizini, Sen dizini, Foster-Greer-Thorbecke dizini.

Diğer dillerde Yoksul anlamı nedir?

İngilizce'de Yoksul ne demek? : adj. hand-to-mouth, indigent, in need, needy, pauper, penurious, poor, poverty stricken, poverty struck

n. pauper, poor person

Fransızca'da Yoksul : indigent/e, minable, misérable, nécessiteux/euse, paumé/e, miséreux/euse

Almanca'da Yoksul : n. Habenichts

adj. bedürftig, dürftig, elend

Rusça'da Yoksul : n. бедняк (M), обездоленный (M)

adj. бедный, малоимущий, нуждающийся, убогий, скудный