Advantage türkçesi Advantage nedir
- Üstünlük.
- Bir kişi, nesne, durum ya da koşuldan yana olan, başarı ya da kazançta yardımı dokunan olumlu özellikler, bkz.götürü.
- Yarar.
- Kendisine yapılan kural dışı davranışlara karşın, topu rahatlıkla kullanabilen ve süren oyuncunun durumu.
- Futbol, bilgisayar, iktisat alanlarında kullanılır.
- İyilik.
- Getiri.
- İstifade.
- Çıkar.
- Avantaj.
- Üstünlük sağlayan şey.
- Benzerlerine göre daha yüksek bir konumda olma.
- Menfaat.
- Fayda.
- İntifa.
Advantage ile ilgili cümleler
English: Ali thought it was a good idea to take advantage of the opportunity that Mary had given him.
Turkish: Ali Mary'nin ona verdiği fırsattan yararlanmanın iyi bir fikir olduğunu düşündü.
English: Ali doesn't think there is any advantage of doing it the way you suggest we do it.
Turkish: Ali onu yapmamızı önerdiğin şekilde onu yapmanın bir avantajı olduğunu düşünmüyor.
English: A good newspaper reporter takes advantage of what he learns from any source, even the "little bird told him so" type of source.
Turkish: İyi bir gazete muhabiri herhangi bir kaynaktan öğrendiklerinden, hatta "küçük kuş ona öyle söyledi" türü kaynaktan bile yararlanır.
English: Ali certainly knew how to take advantage of Mary.
Turkish: Ali Mary'den nasıl yararlanacağını kesinlikle bilir.
English: Ali should take advantage of this opportunity.
Turkish: Ali bu fırsattan yararlanmalı.
Advantage ingilizcede ne demek, Advantage nerede nasıl kullanılır?
Advantage and disadvantage : Artılar ve eksiler. Lehte ve aleyhte.
Advantage by illness : Hastalıktan avantaj sağlama.
Advantage rule : Avantaj kuralı.
Advantage to receiver : Sayılar berabere iken atışı karşılayan oyuncunun ilk sayıyı kazanması durumu. Karşılayan ilerde.
Advantage to server : Sayılar berabere iken başlama atışı yapan oyuncunun ilk sayıyı kazanması durumu. Atan ilerde.
Have the advantage of somebody : Avantajlı olmak. Hakkında daha çok şey bilmek. Daha iyi tanımak.
Have the advantage of : Avantajına sahip olmak.
Have the advantage over someone : Üstün pozisyonda olmak. Galip gelmek. Başkasına göre avantajlı durumda olmak.
Gain an advantage over : -e karşı avantajlı duruma geçmek. -e karşı avantaj elde etmek. -e karşı üstünlük sağlamak. -e karşı üstünlük elde etmek.
Suck advantage out of : Çıkar sağlamak. Menfaat sağlamak. Fayda sağlamak.
İngilizce Advantage Türkçe anlamı, Advantage eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Advantage ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Tax advantage : Vergi avantajı sağlama. Vergi avantajı.
Interest : Ürem. İlgi. Ödünç verdiği paradan ötürü alacaklının borçludan sağlayacağı gelir. Sarmak. Bir kimsenin bir etkinliğe, kişiye ya da nesneye karşı, kısıtlayıcı koşullar altında bile, oldukça uzun süre devam eden bağlanma isteği ya da eğilimi. seçme söz konusu olduğu zaman bir kimsenin benimsediği, üstün tuttuğu durum, düşünce ya da tutum. İstek uyandırmak. Faiz. İlgilendirmek. Merakını uyandırmak. Bireylerin, toplumsal kümelerin ve tarihsel toplulukların özdeksel ve tinsel gereksinmelerini karşılayacağına inandıkları kişi ya da şeylerle ilişkisi; bireylerin, bu gereksinmelerini yansıtan amaçlı düşünce ve eylem yönelimleri.
Grist : Öğütülecek tahıl. Ezilmiş malt. Temel madde. Kazanç. Öğütülmüş zahire. İpin boyutu. Öğütülmüş tahıl.
Pecuniary advantage : Maddi avantaj. Maddi çıkar.
Profitableness : Karlılık. Faydalı olma.
Toehold : Ayak basacak yer. Tırmanırken ayağın konulabileceği çıkıntı veya yarık. Giriş yolu. Başlangıç.
Start : Başlama. Başlatmak. Futbol, bilgisayar alanlarında kullanılır. İki takım arasındaki ayaktopu oyununu hakemin başlatması.
Convenience : Lavabo. Müsait oluş. Uygun koşul. Kazanç. Rahat. Hayatı kolaylaştıran şey. Uygunluk. Uygun zaman. Tuvalet (ingiliz ingilizcesi).
Profited : İntifa etmek. Kar sağlamak. Yaramak. Yararı dokunmak. Kazanmak. Kar. Yararlanmak. Kar getirmek.
Odds : (bahiste) ikramiye oranı. Eşitsizlik. Kavga. Olasılık. Şans. Anlaşmazlık. Fark. İhtimal.
Advantage synonyms : favourableness, positivity, homecourt advantage, favourable position, benefit, benefaction, pull, proceeds, expedience, boon, deselects, avail, account, welfare, handicap, beneficence, favorable position, anteriority, upside, ascendence, good, asset, benefactions, benefited, conveniences, advantages, benevolence, dominance, lead, premiums, eminences, efficacies, capital.
Advantage zıt anlamlı kelimeler, Advantage kelime anlamı
Liability : Yüklenme. Yükümlülük. Pasif. Eğilim. Bilançonun borçlu yanı. bk. yabancı kaynak. Engel. Yabancı kaynak. Gerçek veya tüzel bir kişinin sahip olduğu borçların toplamı, diğer bir deyişle kaynak ile özkaynak arasındaki fark. Sorumluluk. Düyun.
Disadvantage : Sakınca. Dezavantaj. Aleyhte durum. Zarar vermek. Götürü. Kayıp. Bir kişi, nesne, durum ya da koşula karşı olan, başarı ya da kazançta engelleyici etkisi bulunan özellikler. Çekince. Mahzur. Yarar yitimi.
Inexpediency : Uygunsuzluk. Faydalı olmama. Gereksizlik. Yersizlik. Yararsızlık. Münasebetsizlik.
Advantage antonyms : unfavorableness, inexpedience, penalty.
Advantage ingilizce tanımı, definition of Advantage
Advantage kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To profit. To further. To promote. To give an advantage to. Any condition, circumstance, opportunity, or means, particularly favorable to success, or to any desired end. As, the enemy had the advantage of a more elevated position. To benefit. Benefit.

Bu kısımda Advantage kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Advantage ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Advantage anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Advantage ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.