Docks türkçesi Docks nedir

Docks ile ilgili cümleler

English: What were you doing by the docks?
Turkish: Rıhtımların yanında ne yapıyordun?

Docks ingilizcede ne demek, Docks nerede nasıl kullanılır?

Bonded docks : Gümrük ambarı.

Dockside : Tersane yanı. Bir tersanenin hemen yanında bulunan yerde. Tersane yanında.

Docksides : Tersane yanı.

Boondocks : Taşra. Geri kalmış bölge.

Burdocks : Dulavratotu.

Dock charges : Rıhtım resmi.

Dock receipt : Liman makbuzu. Rıhtım alındı belgesi. Yük teslim belgesi. Rıhtım makbuzu. Varan.

Dock dues : Havuzlama resmi. Malların giriş ve çıkışı sırasında gemilerce ödenilen para. Rıhtım vergisi. Rıhtım ücreti. Dok ücreti. Rıhtım vergini.

Undocks : Çıkar. Yatağından çıkarmak. Havuzdan çıkarmak. Gemiyi havuzdan çıkarmak. (özellikle bir tekne veya uzay mekiği ile alakalı) limandan ayrılmak.

Paddocks : Padok. Küçük çayır alan. Kurbağa. Otlak. Küçük otlak. Etrafı çevrili çayır. Karakurbağası. Manej at.

İngilizce Docks Türkçe anlamı, Docks eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Docks ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Gangway : İskele merdiveni. Aralık geçit. Alavere. Uçağa yanaştırılan körüklü yol. Borda iskelesi. Yağlı boya!. Değmesin!. Asma merdiven. Dar yol. Aralık.

Landing place : Çekek yeri. Tahliye iskelesi. Varma yeri. Aerodrom. Uçak iniş alanı. Karaya çıkılan yer. Balıkçı tekneleri, küçük tonajlı tekneler veya yatların bakım ve onarımlarının yapılması için karaya alınmalarına imkan sağlayacak donanıma ve bakım ve onarım çalışmalarına yetecek kadar kumsal veya sıkıştırılmış toprak zemin veya katı sıcak asfalt veya betonlanmış eğimli alana sahip olan kıyı düzenlemeler.

Appease : Bastırmak. Doyurmak. Bastırmak (açlığı vb). Tatmin etmek. Gidermek. Sakinleştirmek. Hafifletmek. Dindirmek. Yatıştırmak.

Abridge : Tenkis etmek. Kısmak. Özetlemek. Kısaltmak (yazılı bir eseri). Mahrum etmek.

Jetties : Mendirek. Dalgakıran. Vapur iskelesi.

Levee : Resmi kabul. Kabul merasimi. Tump. Set. Nehir kenarı set. Koruma seddesi. Su seti. Nehir taşmasına karşı set. Sedde.

Catwalk : Geçit kalası. Podyum. Dar bir yaya yolu. İki binayı birbirine bağlayan köprü. İki bina arasındaki köprü. Geçit. Dar köprü. Kediyolu.

Assuage : Yatıştırmak. Bastırmak. Hafifletmek. Tatmin etmek. Dindirmek.

Amputating : Organını almak. Kesmek (ağaç, organ). Kesmek (bir uzvu). Kesmek (ağaç veya organ vb). Budamak. (organ veya ağaç) kesmek.

Barge : Ev gib kullanılan duba. Salapurya. Mavna. Toslamak. Gemilere ve yakın kıyılara yük taşıyan güvertesiz büyük tekne. büyük, üç köşe yelkenli yük gemisi. Saltanat kayığı. Çarpmak. Karışmak. Dalmak.

Docks synonyms : falsework, dock, allayed, ferry, dockages, jutty, gangboard, cancels, bunder, bund, abate, abbreviate, gangplanks, capsulize, come in, abbreviates, berthed, cancel, abandons, abating, bunds, belt up, alleviates, amputates, move into, block, boil down, get into, embarcadero, abridges, clipped, go in, barged.

 

Docks zıt anlamlı kelimeler, Docks kelime anlamı

Undock : Çıkar. Havuzdan çıkarmak. Gemiyi havuzdan çıkarmak. Yatağından çıkarmak. (özellikle bir tekne veya uzay mekiği ile alakalı) limandan ayrılmak.

Exit : Çıkış yeri. Ölmek. Çıkma. Vefat. Çıkmak. Gidiş. Çıkış. Çıkıp gitmek. Sahneden çıkmak.