Doubt türkçesi Doubt nedir

Doubt ile ilgili cümleler

English: Ali might eat this, but I doubt it.
Turkish: Ali bunu yiyebilir ama ben şüpheliyim.

English: Ali might be able to do that, but I doubt it.
Turkish: Ali onu yapabilir fakat bundan şüpheliyim.

English: A moment's doubt can cost a pilot her life.
Turkish: Bir anlık tereddüt, bir pilotun hayatına mal olabilir.

English: Ali didn't doubt that there would be a lot of people there.
Turkish: Ali orada bir sürü kişinin olacağından şüphe etmiyordu.

English: Ali doesn't doubt Mary's ability to do the job.
Turkish: Ali işi yapmak için Mary'nin yeteneğinden şüphesi yok.

Doubt ingilizcede ne demek, Doubt nerede nasıl kullanılır?

Be in doubt about : Kuşku duymak. Şüphelenmek.

Cast doubt on : Şaibe katmak. Gölge düşürmek. İnancı sarsmak. Kuşkuya düşürmek. Kuşku uyandırmak. Şüphe uyandırmak. Şüphe çekmek.

Have no doubt that : -den kuşku duymamak. -den şüphesi olmamak. Herhangi bir belirsizlik empoze etmemekte. -den emin olmak.

There is no doubt that : Şurası aşikar ki -. Şüphe yoktur ki. Şuna şüphe yok ki -. Şu bir gerçek ki -. Şu kesin ki -.

 

Admit of doubt : Kuşkuya meydan vermek.

Fear uncertainty and doubt : Fud. Kararsızlık ve endişe (gene amdahl tarafından ıbm'i eleştirmek için kullanılmıştır - ıbm ürünlerini satın almak için müşterilerine korku, kararsızlık ve şüphe aşıladığını iddia etmiştir). Korku. Belirsizlik ve şüphe.

Beyond any doubt : Kesinlikle. Sorgulamasız. Hiç kuşku yok ki. Kati surette. Şüphesiz.

Cartesian doubt : Dekart şüphesi.

Give the benefit of the doubt : Haklı kabul etmek. Suçsuz kabul etmek. Doğru kabul etmek. Biri hakkında en iyisini düşünmek. Birinin haklı olduğunu düşünmek. Doğru olduğunu varsaymak.

Beyond doubt : Şüphesiz. Kuşkusuz. Su götürmez. Şüphe götürmez. Söz götürmez.

İngilizce Doubt Türkçe anlamı, Doubt eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Doubt ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Suspicion : İşkil. İtimatsızlık. Belli belirsiz şey. Damla. Az miktar. Şüphelenme. Zan. İpucu. Küşüm.

Feel suspicious : İçine kurt düşmek.

If : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Fakat. Takdirde. Ama. Eğer. Rağmen. -mı. Sanki. -e rağmen.

Impeachment : İtham. Reddetme. Suçlama. Memurun itham edilmesi. İtiraz. Görevi kötüye kullanma suçlaması. Kabul etmeme. Mahkemeye verme.

Be skeptical about : Kuşku duymak.

Suspected : Şüphelenilen. Maznun. Sanık. Hakkında kötü düşünmek. Şüpheli. Zan altında bulunan.

Feared : Endişe etmek. Kuruntu etmek. Korkmak. Allah'tan korkmak.

Question : Sorgu. Bilinmez. Sorular sormak. Sorguya çekmek. İfadesini almak. Bütün öğeleri tam olarak verilmeyen bir düşüncenin, bir görüşün tamamlanmasına, yorumlanmasına ve eksiksiz bir anlatım biçiminde belirlenmesine yardımcı olan söz. topluca ortaya atılan birkaç düşünce ya da görüşten en doğru olanını seçmek için insanı düşünmeye yönelten araç. Soruşturma.

 

Fearing : Endişe etmek. Allah'tan korkmak. Kuruntu etmek. Korkmak.

Doubt synonyms : mental rejection, skepticism, cognitive state, dubitation, discredit, impugned, discrediting, indecisiveness, dubiousness, misgivings, fears, impugns, be suspicious of, mistrusting, reservation, blenched, be in doubt about, misgiving, dithers, state of mind, disbelieves, suspect, arriere pensee, fishiness, impugning, indecision, have doubts about, inkling, dithered, abstaining from, be skeptical of, queried, not to be sure.

Doubt zıt anlamlı kelimeler, Doubt kelime anlamı

Certainty : Muhakkak. Açıklık. Kesin olan şey. Belirli olma. Gerekirlik. Katiyet. Belirlilik. Kesinlik. Emniyet. Kuşkusuzluk.

Believe : İnancı olmak. Sanmak. Kanmak. İman etmek. Kani olmak. İnanmak. Varsaymak. Güven duymak. Zannetmek. Yemek.

Doubt ingilizce tanımı, definition of Doubt

Doubt kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To be in uncertainty as to belief respecting anything. A fluctuation of mind arising from defect of knowledge or evidence. Hesitation. To withhold assent to. To question or hold questionable. To waver in opinion or judgment. To distrust. To hesitate in belief. To withhold confidence from. Uncertainty of judgment or mind. As, I have heard the story, but I doubt the truth of it. To b e undetermined. Unsettled state of opinion concerning the reality of an event, or the truth of an assertion, etc. To hesitate to believe, or to be inclined not to believe. To be undecided as to the truth of the negative or the affirmative proposition.