Kuşku nedir, Kuşku ne demek

"Kuşku" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bütün bunlar hatırlanınca onun zaten bilinen ve kabul edilen samimiyeti kuşku konusu yapılmazdı." - T. Buğra

Yerel Türkçe anlamı:

Saka omuzluğu.

Milli toprak.

Hafif, yeğni.

Çevik, atik.

Uyanık, kurnaz (kimse).

Bilimsel terim anlamı:

Başkalarının iyi niyet ve amaçlarını kötüye yorarak işkillenme duygusu.

İngilizce'de Kuşku ne demek? Kuşku ingilizcesi nedir?:

suspicion

Kuşku hakkında bilgiler

Şüphe veya kuşku, bir insanın, bir olay karşısında duyduğu emin olamama duygusu veya güvensizlik duygusudur. Şüphenin en genel tanımı ise; "inanç ve inançsızlık arasında kalan duygu"dur. Şüphe, çoğu insan için olağan bir duygu olsa da, kimi zaman bu duygu gereksiz veya aşırı olarak belirebilir. Aşırı şüphe duyan insanlara "Paranoyak" veya "Kuşkucu" adı verilir.

Şüphe, öncelikle bir yargıdan veya hükümden önce hissedilen tereddütle ortaya çıkar. Bu duygunun sebepleri, olayın veya hükmün inandırıcı oluşuna göre değişiklik göstermektedir. Bununla beraber, bir hükmün inandırıcılığı, kişiden kişiye de değişiklik göstermektedir. Paranoyak adı verilen insanlar, hemen hemen tüm durumlarda tereddüt yaşarlar.

 

Psikologlar ise, şüphenin, kişinin benliğinden çıkan bir tür fobi olduğu görüşündedirler.

Kuşku ile ilgili Cümleler

  • Ali senden asla kuşkulanmadı.
  • Kuşkucu bir kimse olmak için belki bir uzman olman gerekmiyor.
  • Kuşku güvende olmanın annesidir.
  • Kuşkucu bir doğam var.
  • Kuşkularım var mı acaba?
  • Ali ona kuşkuyla baktı.
  • Bazıları benim Kırımtatar Türkçesi cümlelerime kuşku duyuyor olabilirler. Ama kaynaklardan yararlanıyorum.
  • Sözlerinden hiç kuşkulanmadım.
  • Hiçbir şeyden asla kuşkulanmadım.
  • Polis ofisini aramaya geldiğinde Mustafa kuşkuyla hareket etti.
  • Onun kuşkulu bir geçmişi var.
  • Kuşkucu olduğum için beni suçlayamazsın.
  • Kuşkulanmaya başlıyorum.
  • Kuşku güçsüzlüğün bir işaretidir.

Kuşku tanımı, anlamı:

Şüphe : Kuşku.

Duygu : Önsezi. Duyularla algılama, his. Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik. Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim. Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği.

Kuşku beslemek : Kuşkulanmak.

Kuşku uyanmak : Kuşku oluşmak.

Kuşku yok : Başka türlü olamaz.

Kuşkusu kalmamak : Bir konuda her şeyi bilmek, şüphe duymamak.

Kuşkuya düşmek : Kuşkulanmak.

Kuşkucu : Açık bir biçimde kanıtlanmamış her şeyden kuşkuya düşen, şüpheci, septik. Kuşkuculuk yanlısı olan, septik.

Kuşkuculuk : Özellikle doğaötesi konularda olumlu veya olumsuz yargıda bulunmaktan çekinme temeline dayanan öğreti, şüphecilik, septisizm.

Kuşkulandırmak : Kuşkuya düşürmek, kuşkulanmasına yol açmak, şüphelendirmek.

 

Kuşkulanma : Kuşkulanmak işi, şüphelenme.

Kuşkulanmak : Kuşku içinde bulunmak, kuşku duymak, şüphelenmek.

Kuşkulu : Kuşku belirten, kuşku anlatan, şüpheli. Kuşkucu. Kuşku içinde olan, şüpheli.

Kuşkusuz : Kuşkusu olmayan, işkilsiz, şüphesiz. (ku'şkusuz) Elbette, şüphesiz.

Kuşkusuzluk : Kuşkusuz olma durumu, şüphesizlik.

İçine kuşku çökmek : İçten içe şüphesi yoğunlaşmak.

Olgu : Birtakım olayların dayandığı sebep veya bu sebeplerin yol açtığı sonuç, vakıa. Varlığı deneyle kanıtlanmış şey. Edebî eserlerde olayı geliştiren davranış, iş.

Doğan : Kartalgillerden, sırtı kül rengi ve enine çizgili, küçük kuş, fare vb. ile beslenen ve alıştırılarak kuş avında kullanılan yırtıcı bir kuş (Falco peregrinus).

Kararsızlık : Kararsız olma durumu, tereddüt. Düzensizlik, istikrarsızlık.

Kuruntu : Yanlış ve yersiz düşünce, evham. Bir konuyla ilgili kötü ihtimalleri akla getirip tasalanma, işkil, evham, vesvese. Olmayacak bir şeyin olacağını sanma, vehim.

İşkil : Kuruntu.

Niyet : Bir şeyi yapmayı önceden isteyip düşünme, maksat. Namaz kılmaya, oruç tutmaya ve abdest almaya karar verip başlama. Fal gibi kullanılmak amacıyla içine mâni yazılıp katlanmış veya şekerlere sarılmış kâğıt parçası.

Amaç : Hedef. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon. Gaye. Ulaşmak istenilen sonuç, maksat.

İnsan : Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı. Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı.

Kuşku beslemek : kuşkulanmak.

Kuşkucu yanıtlayıcı : Bilimsel araştırmalara ya da belli soru ve konulara kuşkuyla yaklaşan kişi.

Kuşkulanabilme : Kuşkulanabilmek işi, şüphelenebilme.

Kuşkulanabilmek : Kuşkulanma imkânı veya olasılığı bulunmak, şüphelenebilmek. İlgili cümle: "“Benden kuşkulandığını seziyorum, ama niçin kuşkulandığım, kuşkulanabileceğim kestiremediğimden bir kat daha sinirleniyorum.”" N. Hikmet.

Kuşkulandırma : Kuşkulandırmak işi, şüphelendirme. İlgili cümle: "“Öte taraftan da ileri fikirlerim kasaba eşrafını kuşkulandırmaya başlamıştı.”" R. N. Güntekin.

Kuşkulanış : Kuşkulanma işi, şüpheleniş.

Kuşkullanmak : Sakınmak, korkmak

Kuşkullu : Kuşkuda olan, düşünceli. Şüpbeci.

Kuşkulu alacak : Önelleri gelmiş çeşitli nedenlerle ödenememiş olan borçlar.

Kuşkulu alacaklar : Yargı ya da yürütme döneminde bulunan anlaşmazlıklı alacaklar. Öneli üç kere uzatıldığı halde alımı sağlanamayan belgitli alacaklar. Yapılan yazılı uyarılara karşı borçlusunca ödenmeyen belgitsiz alacaklar. Veresiye üzerine alıcıyla geniş ölçüde işlem yapan satıcının yıllık sayışımlarında kuşkulu bulduğu alacaklar.

Diğer dillerde Kuşku anlamı nedir?

İngilizce'de Kuşku ne demek? : n. doubt, fears, suspicion, distrust, disbelief, question, impeachment, misgiving, quandary, query, surmise, uneasiness

Fransızca'da Kuşku : soupçon [le], défiance [la], doute [le], méfiance [la]

Almanca'da Kuşku : n. Argwohn, Bedenken, Bedenklichkeit

Rusça'da Kuşku : n. испуг (M), опаска (F), подозрение (N), сомнение (N), догадка (F)