Dry türkçesi Dry nedir

  • Susatıcı.
  • Kurumuş.
  • Kurutmak.
  • İçki karşıtı.
  • Yavan.
  • Kavurmak.
  • Kurulamak.
  • Çorak.
  • Kurumak.
  • Kuru.
  • Kart.
  • Sek.
  • Susuz.
  • Kurak.
  • Sütü kesilmek.
  • Coğrafya alanında kullanılır.
  • Kakırdamak.
  • Sütten kesilmek.
  • Kurak, tuzlu, tarıma elverişsiz topraklarla ilgili nitelik.
  • Susamış.
  • Sıkıcı.

Dry ile ilgili cümleler

English: Ali used old towels to dry the dog.
Turkish: Ali köpeği kurulamak için eski havluları kullanırdı.

English: Ali picked up the dry cleaning on his way home.
Turkish: Ali eve giderken kuru temizlemeyi aldı.

English: "I'll wash the dishes." "OK, I'll dry then."
Turkish: "Bulaşıkları yıkayacağım." "Tamam, öyleyse ben kurulayacağım."

English: Ali put a piece of dry ice into a cup of water.
Turkish: Ali bir bardak suya bir parça kuru buz koydu.

English: "What would you like to drink?" "A dry martini."
Turkish: Ne içmek isterdiniz? Sert bir martini.

Dry ingilizcede ne demek, Dry nerede nasıl kullanılır?

Dry accumulator : Kuru akü.

Dry adiabatic lapse rate : Kuru adyabatik laps reyt.

Dry adiabatic rate : Kuru adyabatik oran.

Dry air : Nemsiz hava. Rutubeti olmayan hava. Nemi çok az olan hava. Kuru hava.

Dry air filter : Kuru hava filtresi.

Dry blasting : Kuru kumlama. Kuru püskürtme. Kuru basınçlı hava üfleme.

Dry as a bone : Kupkuru. Kemik gibi kuru. Tamamen kuru.

 

Dry battery : Ardışık bağlı birkaç kuru volta gözesinden kurulmuş doğru akım üreteç takımı. Kimyasal erkeyi elektriksel erkeye çeviren ve birkaç voltluk akım verebilen üreteç; kuru pil. Fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kuru batarya. Kuru pil. Kuru göze takımı. Elektrolit kullanmayan batarya. Pil.

Dry alfalfa : Yonca kuru otu. Yonca bitkisinin toprak üstü kısmının güneşte kurutulup doğranması veya öğütülmesiyle gerektiğinde peletlenmesiyle elde edilen, % 12-22 arası ham protein ve % 20-30 arası ham selüloz içeren ürün.

Dry apple pectin pulp : Elma ürünlerinden pektin ayrıldıktan sonra elde edilen bozulmamış kalıntının kurutulmuş biçimi. Kuru elma pektin posası.

İngilizce Dry Türkçe anlamı, Dry eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dry ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sec : Saniye. Dry. Securities exchange commission. Sn. Sec fonksiyonu. San. Abd sermaye piyasası kurulu. Böl. Buruk.

Dryer : Kurutucu (madde). Ürün kurutma makinesi. Kurutucu madde. Kurutma silindiri. Daha kuru. Nemi, ısı ya da hava akımıyla uzaklaştırıp içine konulan özdekleri kurutan aygıt. boya ve parlatıcıların çabuk kurumalarını sağlamak amacıyla içlerine katılan yükseltgen özdek. Kurutucu. Kurutma makinesi.

Hungrier : Acıkmış. Aç. Karnı aç. İstekli. Aç olmak.

Dabbed : Hafifçe dokunmak. Hafifçe sürmek. Hafif hafif vurmak. Parmak izi bırakmak. Dokunmak. Klişe yapmak. Hafif kompres. Hafifçe vurmak. Tıklamak.

Poorer : Az. Verimsiz. Fakir. Perişan. Fena. Düşkün. Daha yoksul. Yoksul. Zayıf (az). Zavallı.

As dull as ditch water : Renksiz. İç karartıcı. Çok sıkıcı. Ruhsuz ve sıkıcı.

 

Wetness : Yaşlık. Islaklık hissi. Nem. Islaklık. Rutubet.

Beath : Banyo yaptırmak.

Agricultural co operative : Çiftçilerin tarım yaşamında kurdukları, çeşitli amaçlara yönelik işbirliğine dayanan ortaklık. Tarım kooperatifi.

Greeting card : Tebrik kartı. Kutlama kartı.

Dry synonyms : dried out, rough dry, spray dry, waterless, semi dry, blighting, blow dry, thirstiest, aired, poor, parch, anhydride, balder, board, become desiccated, saltwort, teetotals, droughts, card, sear, corkier, brut, balds, ageing of the population, char, afforestation, token, drought, jejune, dried up, pasteboards, ammonias, dry out.

Dry zıt anlamlı kelimeler, Dry kelime anlamı

Dryness : Yavanlık. Nemsizlik. Kuraklık. Kuruluk. Monotonluk. Hayal gücü eksikliği. Kuru oluş.

Wet : Islak. Rutubet. Yağmur. İşemek. Kurumamış boya. Yaş. İsteksiz kimse. Islaklık. Yağmurlu hava. Islanmak.

Humidify : Rutubetlendirmek. Rutubet. Nemlendirmek.

Dry ingilizce tanımı, definition of Dry

Dry kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Said especially: (a) Of the weather: Free from rain or mist. As, the road dries rapidly. To exsiccate. To become free from wetness, moisture, or juice. Not wet or moist. As, to dry the eyes. To dry one`s tears. To dry hay. To free from water, or from moisture of any kind, and by any means. Arid. Free from moisture. The wind dries the earth. Deficient in the natural or normal supply of moisture, as rain or fluid of any kind. To grow dry. To make dry. Having little humidity or none. To dry a wet cloth.