Kurutmak nedir, Kurutmak ne demek

"Kurutmak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Tek başına dolaştığın derin, yeşil ormanlarda / Yaprakları kurutacak sonbaharı düşündün mü?" - E. B. Koryürek
  • "Gözyaşlarını kurut, dedi, bilirsin ki kader değişmez." - C. Meriç
  • "Bu hastalık onu kurutmuş."
  • "Dâhilde bütün millî kuvvetlerimizi dağıttılar, bütün kabiliyetlerimizi kuruttular." - P. Safa

Yerel Türkçe anlamı:

Kendini beğenmek, büyüklenmek.

Osmanlıca Kurutmak ne demek? Kurutmak Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

kurutmak

Kurutmak anlamı, tanımı:

Dalkurutan : Kabuk altındaki odun katında oyuklar açarak dişbudak sürgünlerini ve zeytin dallarını kurutan kın kanatlı böcek (Hylesinus oleiperda).

Kankurutan : Adamotu.

Uçkurutan : Turunçgillerden, özellikle limonlarda gelişerek dal uçlarının kurumasına yol açan ve birkaç yıl içinde ağacın ölmesine sebep olan bir tür mantar.

Kurutma : Kurutmak işi.

Kurut : Kurutulmuş süt ürünü.

Kanını kurutmak : Canından bezdirmek.

Kemiğini kurutmak : İliğini kurutmak.

 

Islak : Suya batırılmış, üzerine su dökülmüş veya yağmurdan ıslanmış olan. Herhangi bir nedenle yaşarmış, sulanmış.

Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

Getirmek : Erişmek veya eriştiğini sanmak. Gelmesini sağlamak. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Sebep olmak, ortaya çıkarmak. Bir makama atamak veya seçmek. Sağlamak. İletmek, bildirmek. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. İleri sürmek.

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

Canlı : Canı olan, diri, yaşayan. Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan. Hareketli, hayat dolu, dinamik. Canlı yayın. Güçlü, etkili.

Yitirmek : Bazı nitelik veya özelliklerin yok olması durumuna uğramak, kaybetmek. Ne olduğunu, nerede bulunduğunu bilememek, kaybetmek. Yanlış yola girmek, kaybolmak. Yakın birini ölüm sonucu kaybetmek.

Sebze : Genellikle pişirilerek yenen bitkiler veya bunların taneleri, göveri, göverti, sebzevat, zerzevat.

Cılız : İnce. Çok zayıf ve güçsüz, eneze, nahif. Basit, değersiz, önemsiz. Güçsüz, sönük (ışık). Güçsüz bir biçimde.

Zayıflatmak : Zayıf olmasına yol açmak.

 

Yiyecek : Yenebilen. Yenmeye elverişli olan her şey.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Bitirmek : Güçsüz düşürmek, bitkin duruma getirmek, yormak. Onulmaz duruma getirmek, mahvetmek. Bitmesini sağlamak, sona erdirmek, tüketmek, tamamlamak, sonuçlandırmak.

Uğursuzluk : Bazı olaylarda görülen ve insana kötülük getirdiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde var olduğuna inanılan güç, kademsizlik, meymenetsizlik, nuhuset, şeamet, şomluk.

Yok : Bulunmayan, mevcut olmayan (nesne, kimse vb.), var karşıtı. "Hayır" anlamında kullanılan bir söz. Birinin söylediği sözlerden genel olarak kuşkulanıldığında veya sözler hafifsendiğinde kullanılan bir söz. Yasak. Olmayan, bulunmayan şey. Birbirine karşıt iki cümleden, ikincisinin başına getirilen bir söz. Savunulan bir düşünceyi doğrulayan sözün başına getirilir.

Etmek : Kötülükte bulunmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Herhangi bir değerde olmak. Demek, söylemek. Bulmak, erişmek. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Eşit değer kazanmak. Küçük veya büyük abdestini yapmak. Bir işi yapmak.

Kurutmak ile ilgili Cümleler

  • Dün gece kurutmak için çamaşırı dışarı astım ve sabaha kadar kaya gibi donmuştu.
  • Ali havluyu sıktı ve kurutmak için onu astı.
  • Saçımı kurutmak için saç kurutma makinesi kullanırım.

Diğer dillerde Kurutmak anlamı nedir?

İngilizce'de Kurutmak ne demek? : v. dry up, dry, dehydrate, air, bake, cure, deplete, desiccate, drain, exhaust, parch, scorch, sear, season, shrivel, torrefy, weather, wither

Fransızca'da Kurutmak : sécher, assécher, dessécher, déshydrater, essuyer, mettre à sec

Almanca'da Kurutmak : v. auftrocknen, austrocknen, darren, dörren, eintrocknen, entwässern, präparieren, trockenlegen, trocknen

Rusça'da Kurutmak : v. сушить, осушать, высушивать, просушивать, засушивать, иссушать, дренировать, вычерпывать, вялить, насушить, посушить, осушить, высушить, просушить, засушить, иссушить, вычерпать