Dutma nedir, Dutma ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Uşak, yanaşma, hizmetçi.

Sığırtmaç.

Yamak, yanaşma, hizmetkar.

Teknik terim anlamı:

Hizmetçi, işçi, uşak.

Dutma kısaca anlamı, tanımı

Ağzını dutmak : Az konuşmak, sır saklamak

Arka dutmak : Yüklenmek.

Ayak dutmak : Kadeh sunmak, kadeh vermek.

Aybaşısı dutmak : Ayda bir kez devreden geçici delilik nöbeti tekrar belirmek: Adamcağızın gine aybaşısı dutmuş.

Ayna dutmak : Sevgi belirtmek için ayna yansıtmak.

Baş dutmak : İşin önünde olmak, işi yürütmek.

Becid dutmak : İkdam etmek, üzerine düşmek, ısrar etmek. Acele etmek.

Becid dutmamak : Aldırış etmemek.

Buğdasını dutmak : Buğdayını beğenip, tercih etmek.

Bunelek dutmak : Sığır böğelek tarafından rahatsız edilmek, ısırılmak.

Buyruk dutmak : Emre itaat etmek.

Cız dutmak : Sığır, böğelek sineğinin ısırmasıyla kuyruğunu kaldırıp kaçmak.

Çadır dutmak : Çadır, perde germek; çadır kurmak.

Çalgıt dutmak : Çalgı çalmak. Çalgıcı getirtmek.

Çav dutmak : Ün almak, şöhret kazanmak.

Çeke dutmak : Gergin tutmak: İpi çeke dut. Birisine sık gidip gelmemek, sık görüşmemek: O eve çok dadandın, sen ayağını çeke dutsan iyi olur.

Dak dutmak : Ta’riz etmek, itiraz etmek, kusur bulmak, ta’netmek, muâheze etmek, kınamak.

Dekli dutmak : Kuvvetli tutmak.

 

Denk dutmak : Yatak, yorgan gibi eşyayı sarıp, bağlayarak yük, balya hâline getirmek.

Diş dutmak : Bitkiler tane tutmak: Bizim mısırlar diş dutmadı.

Ditireme dutmak : Titremeye başlamak.

Doluya dutmak : Çok içki içip baygın hale getirmek.

Dutarağı dutmak : Sarası tutmak. Hiddetlenmek. [Bakınız: dutalağı tutmak].

Dutargası dutmak : Sarası tutmak. Hiddetlenmek. [Bakınız: dutalağı tutmak].

Dutmaç : İnce ince kesilen hamurdan yapılmış çorba. Ufak ufak kesilmiş hamur suda haşlandıktan sonra pişmiş mercimek ve sarımsaklı yoğurtla karıştırılarak yapılan yemek. Döğmeden yapılmış yemek. Çok yağlı ya da tatlı olan yiyecek tıkamak. Erişte çorbası. (Yenikent Aksaray Niğde).

Dutmaç aşı : Ufak ufak kesilmiş hamur suda haşlandıktan sonra pişmiş mercimek ve sarımsaklı yoğurtla karıştırılarak yapılan yemek.

Dutmaç hamuru : Ufak ufak kesilmiş hamur suda haşlandıktan sonra pişmiş mercimek ve sarımsaklı yoğurtla karıştırılarak yapılan yemek.

Dutmah : Tutmak, yakalamak. Ezberlemek, hıfz etmek.

Dutmak : Tutmak (bk. tutmak). Bekletmek, bakmak. Tutmak, yakalamak. Bir iş yapmak için para karşılığında anlaşmak. Rahatsız etmek, zehirlemek. Tutmak. Sabit kılmak. Farzetmek. Yapmak, amel etmek. Saklamak, muhafaza etmek, gizlemek. İstilâ etmek, zaptetmek, kaplamak. Bir hayvan çiftleştiği erkekten yavruya yüklü kalmak. Kapamak, seddetmek. Elde etmek, iltizam etmek, ihtiyar etmek. Alıkoymak, gitmeğe bırakmamak; mâni olmak. 1. Kullanmak. 1. Saymak, addetmek, kabul etmek. 1. Karşısına koymak.

Düğün dutmak : Davullu zurnalı düğünü başlatmak.

Düzen dutmak : Geçinmek, uyuşmak. Müzik aletleri arasında ahengi sağlamak. Düzene girmek. Bir sanatla ilgili aygıtları tamamlayarak bir yere kurup işlemeye başlamak.

 

El dutmak : Yardım etmek.

Elden dutmak : Para yardımı yaparak kalkındırmak: Elinden dutluklarının hepsi zengin oldular.

Eyle dutmak : Öyle kabul etmek, öyle farzetmek.

Geceyi diri dutmak : Gecenin heder olmasına meydan vermemek, geceyi sabaha kadar ibadetle geçirmek, sabaha kadar uyumamak.

Gerü dutmak : Uzak bulundurmak, geri bırakmak, bertaraf etmek.

Gıcımık dutmak : Sıkıntılı bir şekilde kıpırdamak, sabırsızlanmak.

Gicimik dutmak : Sıkıntılı bir şekilde kıpırdamak, sabırsızlanmak.

Görk dutmak : Güzelleşmek, süslenmek.

Göz dutmak : Beğenmek. Gözetlemek. Umutla beklemek, beklemek.

Gussa dutmak : Üzüntü çekmek, endişe etmek.

Gücün dutmak : İcbar etmek, zorla yaptırmak.

Horataya dutmak : Alaya, maskaraya almak.

Hoş dutmak : İncitmemek, iyi muamele etmek. İkram etmek, ağırlamak, ziyafet etmek.

Hüy dutma : Kan dolaşımı ve sinir sisteminin bozulmasından ileri gelen bir çeşit hastalık.

Irak dutmak : Uzak bulundurmak, uzaklaştırmak.

İlerü dutmak : İleri sürmek, öne sürmek, teklif etmek. Üstün saymak, efdal addetmek.

Karasın dutmak : Matemini tutmak.

Katar dutmak : Katar teşkil etmek, sıra sıra dizilmek.

Katı dutmak : Huşunet göstermek, sert muamele etmek.

Kendüde dutmak : Saklamak, zaptetmek.

Koyun dutmak : Koyun yetiştirmek.

Kuvvet dutmak : Kuvvet peyda etmek, kuvvetlenmek.

Küsü dutmak : Darılmak, konuşmamak.

Nişanlı dutmak : Çocukken, beşikteyken nişanlamak. (İliç).

Oda dutmak : Ateşe göstermek.

Önürdü dutmak : Evmek, acele etmek, sür'at göstermek.

Par dutmak : Yiyeceklerin üstü küflenmek, pas tutmak.

Pençe dutmak : Çarpışmak, pençeleşmek.

Perde dutmak : Perde çekmek, mânia yığmak.

Saklayu dutmak : Göz altında bulundurmak, iyi muhafaza etmek.

Seğriceği dutmak : Yerinde duramamak, kıpır kıpır oynamak.

Sekilgen dutmah : Sancı tutmak, sancılanmak.

Sevürcey dutmak : Sığırlar bir çeşit hastalığa tutulmak.

Söz dutmak : Söz dinlemek, söylenen söze uygun davranmak.

Süngi dutmak : Süngü takmak.

Şum dutmah : Uğursuz saymak.

Tünek dutmak : Ev bark, barınacak bir yer edinmek.

Ucuz dutmak : Aşağı görmek, değere vermemek.

Uğuru dutmak : Kumarda şansı iyi gelmek.

Yaban dutmak : Kırlara düşmek.

Yaha dutmak : Israr etmek, sıkıştırmak.

Yakayı dutmak : Bir tarafa çekilip gitmek.

Yeyni dutmak : Değer ve ehemmiyet vermemek, aşağı görmek, yeyni görmek, istihfaf etmek.

Yili dutmak : Sara nöbeti gelmek.

Yimeği sırtına dutmak : İşçinin yiyecek sorununu üstlenmemek.: Benim yemek yapacak halim mi var ? Yimeği sırtına dut ırgatların.

Yolu dutmak : Yola revan olmak, gitmek.

Yön dutmak : Yüzünü bir yöne çevirmek, teveccüh etmek, yüz tutmak.

Yumuş dutmah : Buyruğu yerine getirmek, verilen işi yapmak.

Yumuş dutmak : Söz dinlemek.

Yurt dutmak : Bir yere yerleşip kalmak.

Yüce dutmak : Yükseltmek.

Yüz dutmak : Yönelmek, bir değişikliğin başlangıcında olmak. [Bakınız: yüz tutmak].

Yüzü dutmak : Çekinmemek, utanç duymamak.

Zehinde dutmak : Öğrendiğini unutmamak.

Diğer dillerde Dutçuk anlamı nedir?

İngilizce'de Dutçuk ne demek ? : morula