Dutu nedir, Dutu ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sara.

Nişanlanan kızla erkeğin birbirlerine verdikleri hediyeler.

Hediye.

Dul kadının evlenmek için söz verdiğini bildirir hediye. 4 Güven belgesi olarak verilen şey, rehin.

İpotek.

Alış verişte verilen pey.

Çağın.

İm, belirti.

Teknik terim anlamı:

Rehin.

[Bakınız: dutarık].

Dutu kısaca anlamı, tanımı

Derde dutulmak : Hastalanmak

Dutu komak : Rehin olarak bırakmak.

Dutucu : Pinti. Tutumlu.

Dutugaç : Ocaktan sıcak kapları indirmek için kullanılan, birbirlerine iple bağlanmış olan düzgün iki bez parçası.

Dutugeç : Tencere tutacağı.

Dutuk : [Bakınız: dutgun]. Utangaç kişi. Kızlık zarı ameliyatsız açılamayan kız. Perde, peçe, yaşmak, duvak. Kapalı, örtülü. Rehin karşılığı verilen para.

Dutulga : Sara. Buğday tarlalarında yetişen tohumu zehirli yabani bir bitki.

Dutulmah : Yakalanmak.

Dutulmak : Hazırlanmak: Denklerin dutulmuş. Dili tutulmak. Mahkum olmak, zan altına düşmek. Durdurulmak, zaptedilmek. Donuklaşmak, kararmak, sıkılmak. Sesi çıkmaz olmak. Kullanılmak. Bırakılmak, alıkonulmak, bulundurulmak. Kapanmak, kapatılmak, tıkanmak.

Dutuluk : Kullanılmış elbise ve eşya.

Dutum : Tutum.

Dutumlu : Tutumlu: Ahmet çok dutumlu.

Dutumsuz : Tutunmayan, rağbetsiz: Dutumsuz mal, dükkân bekçiliği yapar.

Dutunmak : Sebat etmek, tutunmak, bağlanmak. Sevmek, beğenmek, hoşlanmak. Kendini sevdirip itibar kazanmak. Rağbet etmek. Edinmek, ittihaz etmek, telâkki etmek. Tutulmak.

 

Dutup duravarmak : Hiç unutmamak, fikri sabit haline getirmek.

Dutup durmak : Devam etmek, sürekli olmak: Mal didiğin dutup durmaz. Sürekli olarak bir kimseyi korumak: Ana baba insanı dutup durmaz.

Duturu : Ateşi kolayca tutuşturmaya yarayan kâğıt ya da küçük odun kırıntısı, kuru ot.

Duturuk : Ateş tutuşturacak çörçöp.

Duturuk etmek : Bir kabı az bir yiyecekle boşu boşuna kullanılmaz hale getirmek.

Dutuş : Tavır, hal, hareket.

Dutuşmak : Tutuşmak; alev almak. Tutuşmak.

Dutuya durmak : Rehin koyarak bağlamak.

Dutuya komak : Terhin etmek.

Dutuz etmek : Oyalamak, meşgul etmek. Emanet alınan bir şeyi fazla alıkoymak.

El dutuşmak : Birbirinin elini tutmak.

Südüklen dutulsun : Sidik yolun kapansın (ilenç).

Yili dutulmak : Dili tutulmak.

Zar dutunmak : Çarşaf giyinmek, çarşaflanmak.

Diken dutu : Böğürtlen.

Kağıt dutu : Dutgillerden, Çin'de ve Japonya'da yetişen, kabuğundan kâğıt yapılmış olan bir ağaç, kâğıt ağacı (Broussenetia papyrifera).

Diğer dillerde Dutçuk anlamı nedir?

İngilizce'de Dutçuk ne demek ? : morula