Earlier than usual türkçesi Earlier than usual nedir

  • Beklenmedik.
  • Olağan zamandan daha erken.
  • Normalden daha erken.
  • Her zamankinde daha erken.

Earlier than usual ile ilgili cümleler

English: Ali got up an hour earlier than usual this morning.
Turkish: Ali bu sabah her zamankinden bir saat daha erken uyandı.

English: I got up earlier than usual in order to catch the first train.
Turkish: İlk trene yetişmek için her zamankinden daha erken kalktım.

English: Ali arrived at school earlier than usual this morning.
Turkish: Ali bu sabah her ​​zamankinden daha erken okula geldi.

English: Ali arrived earlier than usual yesterday.
Turkish: Ali dün her zamankinden daha erken geldi.

English: He got up earlier than usual this morning.
Turkish: O, bu sabah her zamankinden daha erken kaktı.

Earlier than usual ingilizcede ne demek, Earlier than usual nerede nasıl kullanılır?

Earlier : Evvel. Daha erken. Daha öncesinde. Sabık. Peşin. Erken. Daha evvel. Eski.

Usual : Olağan. Alelade. Klasik. Alışılagelmiş. Her günkü. Her zamanki. Adi. Alışılmış. Herzamanki. Mutat.

Later than usual : Alışılmışdan daha geç.

İngilizce Earlier than usual Türkçe anlamı, Earlier than usual eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Earlier than usual ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Unheralded : Habersizce.

Improbable : Umulmadık. Olmayacak. Mümkün görünmeyen. İhtimal dışı. Olası olmayan. Olasılıksız. Umulmayan. İnanılmaz. Olanakdışı.

Clipped : Kırpılmış. Kavramak. Kısaltmak. Klipslemek. İndirmek (argo terim). Sarılmak. Kesmek. Hile yapmak. Tutturmak.

Suddens : Aniden. Birden. Birdenbire. Ani. Ansızın olan. Apansız.

Fortuitous : Rastlantısal. Kasıtsız. Arızi. Kazara. Tesadüfi. Şanslı. Rastlantı sonucu olan. Rastlantı sonucu. Şans eseri olan.

Unannounced : Duyurulmamış. Bildirilmemiş. Haber verilmemiş. Habersiz.

Unanticipated : Tahmin edilmemiş. Öngörülememiş. Umulmadık.

Unhoped : Umulmadık.

Abrupt : Birdenbire oluveren. Ani. Tutarsız. Terbiyesiz. Kesik. Kaba. Baş aşağı. Ansız. Sarp.

Unforeseen : Önceden tahmin edilmeyen. Umulmadık.

Earlier than usual synonyms : adventitious, out of the blue, unexpected, sudden, disconcerting.