Usual türkçesi Usual nedir

Usual ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary sat down to dinner at the usual time.
Turkish: Ali ve Mary her zamanki saatinde yemeğe oturdular.

English: Ali arrived at school earlier than usual this morning.
Turkish: Ali bu sabah her ​​zamankinden daha erken okula geldi.

English: Ali arrived earlier than usual yesterday.
Turkish: Ali dün her zamankinden daha erken geldi.

English: Ali and Mary were sitting in their usual places.
Turkish: Ali ve Mary her zamanki yerlerinde oturuyordu.

English: Ali arrived home from work later than usual yesterday.
Turkish: Ali dün işten eve her zamankinden daha geç geldi.

Usual ingilizcede ne demek, Usual nerede nasıl kullanılır?

Become the usual thing : Adet olmak. Adet haline gelmek.

The usual thing : Olağan şey. Adet. Alışılmış şey.

The usual things : Alışılmış şey. Adet. Sıradan şeyler. Olağan şeyler. Alışılagelmiş olan şey. Normal şeyler. Olağan şey.

Through the usual channels : Alışılagelmiş yollardan.

As per usual : Her zamanki gibi. Alışıldığı gibi. Kurallara uygun olarak.

Earlier than usual : Olağan zamandan daha erken. Her zamankinde daha erken. Normalden daha erken. Beklenmedik.

 

Usualness : Yaygınlık. Genellik. Aleladelik. Genellikle yapılma durumu. Yaygın olarak yapılma durumu.

Later than usual : Alışılmışdan daha geç.

Usuals : Alelade. Adi. Olağan. Klasik. Mutat. Alışılagelmiş. Her günkü. Alışılmış. Her zamanki.

Unusual : Sıradışı. Acayip. Alışılmadık. Nadir. Ender. Görülmemiş. Seyrek. Tuhaf. Alışılmamış. Fevkalade.

İngilizce Usual Türkçe anlamı, Usual eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Usual ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Diurnals : Bir günlük. Diurnal. Gündüz ortaya çıkan. Gündüze ait. Günlük. Gündüz (ile ilgili). Gündüz hareketli olan. Günsel. Gündüz olan.

Pedestrian : Yaya. Hayal gücünden yoksun. Yayalara ait. Banal. Yaya giden. Ağır. İlginç olmayan. Yavan. Kent içinde belirli uzaklıklara yürüyerek ulaşan kimse.

Chintzy : Kreton. Kötü.

Familiarized : Olağan hale getirilmiş. Alıştırılmış. Tanınan hale getirilmiş. İklime uyum sağlamış. Sıradanlaştırılmış (ayrıca familiarised). Alışmış.

Diffusive : Yaygın. Uzun uzadıya. Gereksiz uzatarak. Yayıngan. Ayrıntılı.

Lates : Ölü. Son zamanlardaki. Gecikmiş. Geç. Tehirli. Merhum. Müteveffa. Rahmetli.

Per diem : Günlük olarak. Gündelik. Huzur hakkı. Günde. Günlük ücret. Her gün. Yevmiye. Günlük.

Hack : Kabaca ve düzensizce kesmek. At. Vuruş. At arabası. Hek. Kertik. Çentik. Taksici.

Familiar : Samimi. Bilen. Senlibenli. İçten. Büyülü hayvan (içine büyüyle ruh girmiş). Teklifsiz. Yakın. Bildik. Samimi arkadaş. Senli benli.

Run of the mill : Değirmen arkı. Bayağı. Özel olmayan. Özelliksiz. Sıradan. Orta karar. Tekdüze.

 

Usual synonyms : cheaps, routine, everyday, by default, habitual, atrocious, abject, common or garden, mediocre, day to day, ready, usuals, campiest, no great shakes, customary, of every day, chuffer, chintzier, commonly, cheap, blah, regular, commonest, nomic, banal, frequents, classicist, coarse, ordinary, common, readier, one size fits all, frequent.

Usual zıt anlamlı kelimeler, Usual kelime anlamı

Unusual : Olağandışı. Ender. Alışılmadık. Olağan olmayan. Seyrek. Alışılmamış. Tuhaf. Sıradışı. Fevkalade. Görülmemiş.

Unusualness : Olağandışılık. Fevkaladelik.

Uncommon : Az bulunur. Alışılmamış. Fevkalade. Sıra dışı. Nadir. Olağanüstü. Yaygın olmayan. Olağandışı. Sıradışı. Acayip.

Usual antonyms : strange.

Usual ingilizce tanımı, definition of Usual

Usual kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Such as occurs in ordinary practice, or in the ordinary course of events. Habitual. Common. Ordinary. Such as is in common use. Customary.