Eave türkçesi Eave nedir

  • Bir binanın çatısının yanlardan sarkan düşük kenarları.
  • Saçak.

Eave ile ilgili cümleler

English: I saw Tom outside your door, eavesdropping.
Turkish: Tom'u kapınızın dışında gizlice dinlerken gördüm.

English: Ali's eavesdropping.
Turkish: Ali kulak misafiri oluyor.

English: I didn't mean to eavesdrop on your conversation.
Turkish: Amacım konuşmanıza kulak misafiri olmak değildi.

English: I know I shouldn't have eavesdropped.
Turkish: Kulak misafiri olmamam gerektiğini biliyorum.

English: I didn't mean to eavesdrop, but I did overhear you.
Turkish: Kulak misafiri olmak istemedim ama tesadüfen duydum.

Eave ingilizcede ne demek, Eave nerede nasıl kullanılır?

Eaved : Saçaklı. Yanlardan sarkan düşük kenarları olan (bir binanın çatısının). Saçakları olan. Saçağı olan.

Eaves : Çıkıntı. Saçak. Dam saçağı. Suyolu. Çatı saçağı.

Eaves tile : Saçak kiremidi.

Eaves trough : Yağmur deresi. Dere. Saçak oluğu.

Eavesdrop : Kulak misafiri olmak. Gizlice dinlemek. Kulak kabartmak.

Eavesdropped : Konuşmaları gizlice dinlenmiş. Kulak misafiri olmak. Kulak misafiri olan. Kulak kabartmak. Gizlice dinlemek.

Eavestrough : Yağmur oluğu. (kanada ve abd) bir çatının kenarlarındaki saçakları altına konulan yağmur oluğu.

Eavesdropper : Komşu evi dinleyen kimse. Gizlice dinleyen kimse. Kulak misafiri.

 

Absent without leave : Kaçak asker. İzinsiz. Asker kaçağı. Firari. Tekrar dönmek üzere görev yerinden izinsiz olarak ayrılmış olan. İzinsiz olarak işbaşında bulunmayan. İzinsiz ayrılmış. İzinsiz olarak gelmeyen. İzinsiz ayrılan. İzinsiz gaybubet.

Absentheeism without leave : İzinsiz işe gelmeme. İzin almadan işbaşında bulunmama.

İngilizce Eave Türkçe anlamı, Eave eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Eave ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Read : Okuma. Kaydetmek. Çözmek. Bakıp anlamak. Okumak. Yorumlamak. Anlamak. Anlamına gelmek. Okunmak.

Grand drapery : Çerçevenin üst kenarından aşağı sarkan sınır perdesi.

Unite : Raptetmek. Evlenmek. Bitişmek. Kaynaşmak. Birleşmek. Birlik olmak. Birleştirmek. Bağlamak. Kavuşturmak.

Star : Yıldızlamak. Kümeölçümde küme üyelerinin anlamlı bir kesiminden çekim alan birey. Yıldız koymak. Yıldız. Büyük bir sanat yeteneği göstermeyen, fakat bir filmde oynayışı bu filmin gelirini artırabilen gözde oyuncu. Yıldız olmak. Filmin yıldızı olmak. Coğrafya, uzay, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Yıldız yapmak. Seyirci arasında ünlenmiş, bir oyunun uzun süre oynanmasını sağlayan, beğenilen oyuncu. baş oyuncu.

Burst : Aniden açmak. Boşanmak (gözyaşı). Patlama. Had safhaya gelmek. Patlatmak. Patlamak. Atılmak. Dolup taşmak. Çatlamak. Fırlamak.

Own : Sahip olmak. Kendi. Öz. Kabullenmek. Kabul etmek. İtiraf etmek. Tanımak. Doğrulamak. Kendisinin. Malı olmak.

Fringe : Şerit. Kenar takmak. Saçak takmak. Püskül. Pervaz. Kenar. Kenarında bulunmak. Perçem. Kenarını bastırmak.

 

Bristle : Sert fırça. Tüylerini kabartmak. Saçı diken diken olmak. Domuz kılı. Dolu olmak. Kızmak. Saçları diken diken olmak. Sert kıl. Dikleşmek. Kıl.

Feature : İçermek. Önem vermek. Başrolde oynatmak. Önemli bir öğesi olmak. Ön plana çıkarmak. Yayınlamak. Özellik taşımak. Rol almak. -e ağırlık vermek. Özellik.

Pack : Sürü. Deste (iskambil). Bavuluna koymak. Bohça. Ambalajlamak. Sargı. Dolgu yapma. Semer. Koruyucu bir madde ile doldurmak. Bilgisayar, madencilik alanlarında kullanılır.

Eave synonyms : hold, carry, falbala, fimbria, exert, eaves, bear, cornice, hold on, sport, wield, maintain, falbelo, canopy, boast, keep, monopolize, involve, cornices, have got, canopies, stockpile, fringes, wear, imply, brim, possess, combine, give off, canopying, stock, sustain, drip moulding.

Eave zıt anlamlı kelimeler, Eave kelime anlamı

Lose : Kaybolmak. Zayi etmek. Heba etmek. Geri kalmak (saat). Azıtmak. Kaçırmak. Kazanamamak. Kaybetmek. Mahrum etmek. Yitirmek.

Lack : Eksik olmak. Eksiklik. -sizlik çekmek. -den yoksun olmak. -sizlik. -e sahip olmamak. Yoksun kalmak. Yoksun olmak. İhtiyacı olmak. Olmamak.