Economic incentives türkçesi Economic incentives nedir

  • Hükümetin belirli iktisadi kesim ve etkinliklerin maliyetlerini düşürmek amacıyla altyapı yatırımları, düşük faizli kredi, düşük fiyatla girdi sağlama gibi yollarla verdiği teşvikler.
  • İktisadi teşvikler.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Özendirici ekonomik önlemler.

Economic incentives ingilizcede ne demek, Economic incentives nerede nasıl kullanılır?

Economic : Hesaplı. Tutumlu. İdareli. Ekonomik. İktisadi. Ekonomiyle ilgili. İktisadı.

Incentives : Dürtü. Teşvik etme. Özendirme tedbirleri. İsteklendirme. Özendirme. Teşvik tedbirleri. Güdü.

Economic activities : Ekonomik faaliyetler. İnsanların ekonomik mal ve görevleri yaptırma ve bu çalışmalar nedeniyle işletmeleri geliştirme işlemleri. Ekonomik eylemler.

Economic activity : Ekonomik faaliyet. Ekonomik faaliyetler. İktisadi faaliyet. Ekonomik aktivite.

Economic agent : Ekonomik aktör. İktisadi etmen. İktisadi etkinlikte bulunan üretici, tüketici, devlet ve benzeri birimler. İktisadi karar birimi. İktisadi oyuncu.

Economic aid : Finansal destek. Mali destek. Ekonomik veya mali yardım. İktisadi yardım. Maddi yardım. Ekonomik yardım.

İngilizce Economic incentives Türkçe anlamı, Economic incentives eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Economic incentives ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

 

A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı.

Economic incentives synonyms : abnormal budget, a change in supply, a pass through certificate, abnormal budget expenditures, ability rent, a change in demand.