Elbowed türkçesi Elbowed nedir

Elbowed ile ilgili cümleler

English: She elbowed her way onto the train.
Turkish: Trene giderken ite kalka yol açtı.

English: He elbowed his way through the crowd.
Turkish: Kalabalığın arasında yolunu açtı.

English: He elbowed me in the ribs.
Turkish: O, kaburgalarıma dirsek vurdu.

English: Ali elbowed his way through the crowd.
Turkish: Ali kalabalığın arasından ite kalka yol açtı.

Elbowed ingilizcede ne demek, Elbowed nerede nasıl kullanılır?

Elbow chair : Koltuk.

Elbow fitting : Dirsek şeklindeki bağlantı elemanı.

Elbow grease : Cilalama. El emeği. Alın teri. İnce iş.

Elbow hygroma : Dirsek higromu. Atlarda ve iri cüsseli köpeklerde tuber olecrani bölgesinde sıvı içeren yalancı kese biçimlenmesiyle belirgin ağrısız deri altı şişkinlik. atlarda nal çıbanı olarak bilinir.

Elbow of capture : Kapma olayından sonra, iki komşu akarsuyu bağlayan büklümlü birleşme yeri. bk. kapma. Kapma dirseği.

Elbow out : Kovmak. Atmak.

Elbow room : Hareket alanı. Yeterli alan. Hareket edecek alan. Yeterince alan.

Elbow through : İte kaka yol açmak.

Elbow stand : Dirsekle denge. Dirsekleri destek yaparak dengeyi sağlama.

Raise the elbow too often : Kafayı bulmak.

 

İngilizce Elbowed Türkçe anlamı, Elbowed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Elbowed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Elbow : Dirsek atmak. Dirsek.

Arm : Askerlik. Cephane. Şube. Koltuk kolu. Vücudun, omuz başından parmakların ucuna dek uzanan üyesi. İnsan ve bazı hayvanlarda omuzla bilekler arasında kalan kısmı. Yetke. Dal. Destek olmak. Elini uzatmak.

Staggered : Çapraz. Çakışmayacak şekilde düzenlenmiş. Dereceli. Derecelendirilmiş. Aşamalı.

Poke : Kurcalamak. Parmak baston vb ile dürtmek. Sokmak. Saplamak. Yavaş gitmek. Aramak. Dürterek sokmak. Karıştırmak. Dürtüklemek.

Cantilevering : Dirsek. Konsol. Dirsekli bir kol. Çıkma. Destek. Manivela. Sundurma. Konsol yapmak.

Nudging : Dirsekleme. Dirsekle dürtme. Sarkıntılık etme. Dürtmek. Sarkıntı olma. Dürtme. Hafifçe dürtmek. Hafifçe dürtme.

Cantilever : Dirsekli bir kol. Destek. Konsol. Manivela. Konsol yapmak. Dirsek. Çıkma. Sundurma.

Hustled : Fahişelik yapmak. Acele ettirmek. Sıkıştırmak. İtmek. Koşuşturmak. Dürtmek. Acele etmek. İki ayağını bir pabuca sokmak. İtişip kakışmak. Çabuk olmak.

Hustle : Fahişelik yapmak. Sıkıştırmak. Çabuk olmak. Sıkboğaz etmek. Acele ettirmek. Dürtmek. Koşuşturmak. Gözünü dört açıp çok çalışmak. İtip kakmak.

Pokes : Yavaş gitmek. Dürtmek. Dürterek sokmak. Dürtüklemek. Parmak baston vb ile dürtmek. Kurcalamak. Aramak. Saplamak. Karıştırmak.

Elbowed synonyms : musculus articularis cubiti, elbow joint, articulatio cubiti, human elbow, cubital joint, ginglymoid joint, boost, funny bone, elbowing, crazy bone, hinge joint, jostles, nudged, cantilevered, nudge, gyrose, hustles, nudges, jostle, cubitus, poked, elbows, ginglymus, dowered, boosts.

Elbowed zıt anlamlı kelimeler, Elbowed kelime anlamı

Unendowed : Donatılmamış. Yeteneksiz. Bağışlanmamış. Kabiliyetsiz.

Green : Acemi. Yeşertmek. Yeşil alan. Acemi çaylak. Rengi atmış. Yeşil. Yeşermek. Taze. Yeşile boyamak. Yeni.