Electric eel türkçesi Electric eel nedir

  • Çıngı saçan yılanbalığı.
  • Kemikli balıklar (teleostei) takımının, elektrikli yılan balığıgiller (electrophoridae) familyasından, 2 m kadar uzunlukta, vücudu çıplak, kuyruk kaslarının değişmesiyle meydana gelmiş elektrik organına sahip bir tür.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Elektrikli yılan balığı.

Electric eel ile ilgili cümleler

English: There are electric eels in this small lake.
Turkish: Bu küçük gölde elektrikli yılan balıkları vardır.

Electric eel ingilizcede ne demek, Electric eel nerede nasıl kullanılır?

Electric : Çıngıyla ilgili. Çok heyecanlı. Çıngılık. Çıngılı.

Eel : Yılanbalığı. Yılan balığı. Kaypak şey. Yılanbalığıgiller familyasının, geniş tenyaya ikinci arakonakçılık da yapan örnek türü.

Electric eels : Elektrikli yılan balığı. Elektrikli yılanbalığı. Elektrikli yılan balığıgiller. Balıklar (pisces) sınıfının, kemikli balıklar (teleostei) takımının, kemik destekli keseliler (ostariophysi) alt takımından, vücutları yılan balıklarına benzeyen, orta ve güney amerika'da yaşayan türleri olan bir familya.

Electric acoustic guitar : Üzerinde bulunan önyükselteç ve dişi fiş sayesinde sesi sinyale dönüştürüp süzerek bağlı olduğu hoparlöre iletebilen akustik gitar türü. Elektro akustik gitar.

 

Electric appliance : Elektrikli cihaz. Elektrikle çalışan makine. Elektrikli eşya. Elektrikli alet.

Electric arc : Yay boşalması. Elektrik kıvılcımı. Elektrik arkı. Elektrik atlaması. Elektrik yayı. Işık yayı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yeter gerilimli, doğru akımlı bir üretece bağlı iki elektrikucunun uçları arasında, 3000°c'nin üzerinde bir sıcaklıkla ortaya çıkan, akımın, elektrik uçlarının buğusuyla aktarılması sonucu yeğin bir ışık veren boşalma. Çıngı arkı.

İngilizce Electric eel Türkçe anlamı, Electric eel eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Electric eel ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abramis zone : Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Abramis zonu. Akarsuların durgun akan bölgeleri.

A protein : Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.

Abiotic factor : Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.

A site : A yeri. Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri.

 

Abductor muscle : Uzaklaştırıcı kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Abdüktör kas.

Abambulacral area : Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi. Abambulakral bölge.

Abiotic environment : Abiyotik ortam. Cansız çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik çevre.

Abacus bodies : Abacus cisimcikleri. Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri.

Acacia : Salkım ağacı. Arap zamkı. Akasya. Akasya sakızı. Mimoza. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler.

A cell : A hücresi. Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

Electric eel synonyms : a chromosome, electric eels, aardwolf, aardvarks, abo blood groups system, aardvark, a cells.