Electric türkçesi Electric nedir

  • Çıngılı.
  • Çıngıyla ilgili.
  • Çok heyecanlı.
  • Çıngılık.

Electric ile ilgili cümleler

English: Ali drives an electric car.
Turkish: Ali elektrikli bir araba kullanıyor.

English: Ali cut the turkey with an electric knife.
Turkish: Ali elektrikli bıçakla hindiyi kesti.

English: Ali wasn't able to get the electric can opener to work.
Turkish: Ali elektrikli konserve açacağını çalıştıramadı.

English: A positron is a small particle similar to an electron, but with a positive electric charge.
Turkish: Pozitron bir elektrona benzeyen küçük bir parçacıktır fakat pozitif elektrik yüklüdür.

English: Ali bought an electric car.
Turkish: Ali bir elektrikli araba satın aldı.

Electric ingilizcede ne demek, Electric nerede nasıl kullanılır?

Electric acoustic guitar : Elektro akustik gitar. Üzerinde bulunan önyükselteç ve dişi fiş sayesinde sesi sinyale dönüştürüp süzerek bağlı olduğu hoparlöre iletebilen akustik gitar türü.

Electric appliance : Elektrikle çalışan makine. Elektrikli eşya. Elektrikli alet. Elektrikli cihaz.

Electric arc : Elektrik arkı. Elektrik yayı. Elektrik atlaması. Yeter gerilimli, doğru akımlı bir üretece bağlı iki elektrikucunun uçları arasında, 3000°c'nin üzerinde bir sıcaklıkla ortaya çıkan, akımın, elektrik uçlarının buğusuyla aktarılması sonucu yeğin bir ışık veren boşalma. Elektrik kıvılcımı. Yay boşalması. Işık yayı. Çıngı arkı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

Electric arc welding : Elektrik ark kaynağı. Elektrot kaynağı. Elektrikti ark kaynağı.

Electric balance : Çıngı dengesi. Elektrik dengesi.

Electric blue : Çelik mavisi. Meneviş mavisi.

Electric battery : Elektrik depolayan batarya. Elektrik bataryası.

Electric brazing : Elektrik lehimi.

Electric booth : Işık odası. Sahne ışıklama dizgesinin denetlendiği ve ışıklama uzmanlarının çalıştığı oda.

Electric blasting : Elektrikli patlatma. Kıvıl patlatma.

İngilizce Electric Türkçe anlamı, Electric eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Electric ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Frenetics : Çılgın. Çılgınca. Telaşlı. Çılgın (bir olay). Şiddetli. Coşkun.

Car : Araba. Motorlu veya motorsuz kara taşıma aracı. Yolcu taşıyan herhangi bir aracın bölmesi. Yolcu bölümü (balon veya zeplin). Binit. Oto. Vagon. Patlamalı, içten yanmalı, elektrikli bir motor ya da gaz türbiniyle devinen taşıt. Makine. Kabin.

Hotheaded : Fevri. Hiddetli. Aceleci. Öfkeli. Aşırı fevri.

Overwrought : Sinirleri bozuk. Fazla işlemeli. Fazla heyecandan veya çalışmaktan bitkin. Çok çalışmaktan bitkin düşmüş. Aşırı süslü. Sinirleri gergin. Aşırı heyecanlanmış. Aşırı heyecanlı.

Frenetic : Çılgınca. Çılgın. Telaşlı. Coşkun. Şiddetli. Azgın. Çılgın (bir olay). Hummalı.

Seething : Aşırı derecede heyecanlanmış. Fokurdayan. Kaynayan. Haşlama. Kuduran. Kaynatma. Köpüren. Çok tedirgin.

 

Machine : Politika çarkı. Çark. Makine ile biçim vermek. Makine. Makinede işlemek. Makine ile işlemek. Makineyle yapmak. İşleteç. Öndürmek. Makine ile yapmak veya şekil vermek.

Electrical : Elektriğe ait. Elektro. Elektrikle ilgili. Çıngı. Elektrik. Elektriksel. Elektrikli.

Automobile : Binek taşıt. Araba. Motorlu araç. Binit. Patlamalı, içten yanmalı, elektrikli bir motor ya da gaz türbiniyle devinen taşıt. Binek araba. Otomobil.

Motorcar : Motorlu araç. Otomobil. Araba.

Electric synonyms : electric automobile, electric car, auto, keyed up.

Electric zıt anlamlı kelimeler, Electric kelime anlamı

Relaxed : Yumuşamış. Gevşemiş. Rahatlamış. Gevşek. Gevşemiş (kişi).

Unexciting : Heyecansız. Sıkıcı. Can sıkıcı.

Electric ingilizce tanımı, definition of Electric

Electric kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An electric spark. A nonconductor of electricity, as amber, glass, resin, etc., employed to excite or accumulate electricity. An electric jar. Pertaining to electricity. Consisting of, containing, derived from, or produced by, electricity. As, electric power or virtue. Electric effects.