Electrogen türkçesi Electrogen nedir

Electrogen ingilizcede ne demek, Electrogen nerede nasıl kullanılır?

Electrogenesis : Elektrojenez.

Electrogenic : Elektrojen.

Bioelectrogenesis : Bir organizma ile elektrik enerjisi üretilmesi.

Electrogalvanize : Çıngılı galvanizlemek. Elektrikli galvanizlemek.

Electrogalvanizing : Elektrogalvaniz.

Electro : Elektriğe ait. Elektrikli. Elektro. Çıngıyla yapılmış klişe. Elektrikle oluşmuş.

Electrogram : Elektrogram.

Electrography : Elektrografi. İmajların kaydedilip elektrostatik yük kalıpları ile yeniden üretildiği elektrostatografi dalı.

Electro osmosis : Elektro-osmoz. Bir sıvının uygulanan gerilim altında gözenekler ya da kılcal borulardan geçişi. Elektrikli geçişim. Elektriksel geçişim.

Electrogilding : Elektrikli yaldızlama.

İngilizce Electrogen Türkçe anlamı, Electrogen eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Electrogen ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Electron tube : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Çınca tüpü. Alıcının, mercekten gelen görüntüyü elektriksel ime çeviren ana bölümü. Alıcı ışıtacı. Elektron tüpü. Elektron tübü.

Photoelectron : Fotoelektron. Işıleksicik. Fizik, nükleer enerji alanlarında kullanılır. Işıl eksicik. Işılelektron. Bir özdeğin ışık etkisinde saldığı eksicik. Fotoelektrik etki sırasında, atom tarafından fırlatılan elektron.

 

Electronic equipment : Elektronik teçhizat. Elektronik donanım.

Anode : Üst-üşek. Artı uç +. Artıuç. Anod. Elektrikle ayrışım olayında ve pillerde, yükseltgenme tepkimesinin oluştuğu elektrot. (elektrikle ayrışımda anotun imi artı, katotun imi eksidir; bu nedenle yalnızca elektrikle ayrışım olayında artıuç da denebilir.). Bir elektrik devresinde negatif yükleri çeken pozitif elektrot röntgen tüpü içindeki (+) kutup. Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir üşerçözüşüm gözesinin, bir boşalım borusunun ya da bir eksicik ışınları borusunun, üretecin yüksek gerilimli ucuna bağlı üşeği. Anot. Pozitif kutup.

Grid : Bilgisayar, biyoloji, nükleer enerji, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Izgara (elektrik). Radyo ışıtaçlarında eksiuç ile artıuç arasına yerleştirilen ızgara biçiminde elektrikucu. Çıngı şebekesi. Dekor parçalarının ya da ışıldakların asıldığı çubuk askı palangalarının, birbirine koşut çelik bağlantıların ya da rayların bulunduğu yer. Şebeke. Sistem. Bir x ışını tüpünde, anotla katot arasına yerleştirilen ve elektron akısını yönlendiren elektrot. İletim şebekesi. Parmaklık.

Thermionic valve : Elektron tüpü. Radyo ışıtacı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İçi boşaltılmış ya da özel bir gazla doldurulmuş camdan bir kap içinde, ısıtılan bir elektrikucunun (eksiuç) serbest bıraktığı elektronların pozitif yüklü bir başka elektrikucuyla (artıuç) toplandığı ışıtaç çeşidi. Termiyonik valf. Termiyonik tüp.

 

Electron gun : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir alıcı ya da almaç ışıtacının boyun bölümünde yer alan ve eksiuç, wenhelt silindiri, artıuçtan oluşan parça. Elektron püskürteci. Elektron topu. Çınca püskürteci. Çınca tabancası. Bir elektron akışını yönlendirmek ve odaklamak için kullanılan elektron fışkırtıcı katot. Elektron tabancası. Elektron püskerteci.

Electrolytic cell : Elektrolitik hücre. Elektriksel göze.

Vacuum tube : Elektron tüpü. Vakum lambası. İçi boşaltılmış ya da özel bir gazla doldurulmuş camdan bir kap içinde, ısıtılan bir elektrikucunun (eksiuç) serbest bıraktığı elektronların pozitif yüklü bir başka elektrikucuyla (artıuç) toplandığı ışıtaç çeşidi. Radyo lambası. Radyo ışıtacı. Fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Vakum tübü. Isılüşersel boru. Eksiciksel düzeneklerde özellikle doğrultucu, yükseltici olarak kullanılan ve içindaki akım iletimi erkin eksiciklerden sağlanan boru. Vakum tüpü.

Valence electron : Bir öğeciğin dolmamış dış kabuğunda yer alan ve onun doğabilimsel ve kimyasal özelliklerini belirleyen eksiciklerin her biri. Valans elektronu. Kimyasal bağlanmada rol alan ve bir atomun kabuğunun en dışında bulunan elektron. Değerlik eksiciği. Değerlik elektronu.

Electrogen synonyms : cathode, thermionic vacuum tube, electric battery, electrogenic, battery, control grid, free electron, base, negatron, thermionic tube, emitter, conductor, lepton, delta ray, collector, tube.

Electrogen zıt anlamlı kelimeler, Electrogen kelime anlamı

Voltaic cell : Volta pili. Volta gözesi. Elektrik hücresi. Değişlik metalleri üşerli bir çözelti içine batırmakla elde edilen ilk elektriksel erke üreteci. Galvanik pil.

Anode : Artı uç +. Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Pozitif kutup. Bir üşerçözüşüm gözesinin, bir boşalım borusunun ya da bir eksicik ışınları borusunun, üretecin yüksek gerilimli ucuna bağlı üşeği. Bir elektrik devresinde negatif yükleri çeken pozitif elektrot röntgen tüpü içindeki (+) kutup. Artı uç. Elektrikle ayrışım olayında ve pillerde, yükseltgenme tepkimesinin oluştuğu elektrot. (elektrikle ayrışımda anotun imi artı, katotun imi eksidir; bu nedenle yalnızca elektrikle ayrışım olayında artıuç da denebilir.). Anot. Üst-üşek. Artıuç.

Cathode : Eksiuç. Elektrikle ayrışım olayında ve pillerde indirgenme tepkimesinin olduğu elektrot. (elektrikle ayrışımda katodun imi eksi, anodun imi artıdır; bu nedenle yalnızca elektrikle ayrışım olayında "eksiuç"da denebilir.). Fizik, kimya, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Alt-üşek. Eksi kutup. Eksi uç. Kıvılkesimde, sıvıya batırılıp kıvıl akım geçmesini sağlayan metal uçlardan eksi yüklü olanı. Kotot. Elektrik devresinde negatif kutup. Negatif kutup.