Electronegative türkçesi Electronegative nedir

  • Negatif elektrik içeren.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Elektronegatif.
  • Birbirinden farklı iki atom arasında kovalent bağ teşekkül ettiği zaman, pozitif yüklü çekirdeğe sahip atomun dış elektronlara bağlı bulunan diğer atomdan daha büyük çekim gücü uygulaması, paylaşılan elektronların o tarafa daha yakın olması ile bu atomun daha fazla negatif yüklü atom yani elektronegatif olması.
  • Negatif elektrikli.
  • Eksiçeker.
  • Pozitif kutba çekilen.

Electronegative ingilizcede ne demek, Electronegative nerede nasıl kullanılır?

Electronegativity : Elektronegativite. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Elektronegatiflik. Eksi çekerlik. Eksiçekerlik. Ilın öğeciklerin eksicik çekme eğilimlerini sıralayan, dolayısıyla öğeciğin kimyasal etkinliği ve özdecik içinde yol açacağı ucaylaşmaya ilişkin bilgi veren nicelik. Elektronegatiftik. Elektronegatifte. Bir atomun elektron ilgisini ve dolayısıyla kimyasal bağ yapma eğilimini gösteren özellik.

İngilizce Electronegative Türkçe anlamı, Electronegative eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Electronegative ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Negative : Bir imlemede artı doğrultunun tersine yönelmiş sayılara verilen im. yalnız iki eşlemi bulunan nesneler den birine verilen im; eksi yük gibi. sayıların sıfırdan küçük olanlarına verilen im. iki sayıdan, iki nicelikten birini ötekinden çıkarma işlemini belirleyen im. Bilgisayar, fizik, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. 1—a. kon dizgesinde, özeğe göre seçilen, bir bölgede alınan yerlerin imi. b. çıkarma işlemi imi. 2-durgun elektrikte ebonit çubuğun sürtünmesiyle oluşan yük imi. bir atom ya da atom kümesinin elektron kazanmasıyla oluşturduğu yük imi (bk. eksin). Eksi. Geri çevirmek. Kabul etmemek. Olumsuz söz. Etkisiz hale getirmek. Menetmek. Ters.

 

Abambulacral area : Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi. Abambulakral bölge.

A cells : A hücresi. Alfa hücreleri. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

Abramis zone : Abramis zonu. Akarsuların durgun akan bölgeleri. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi.

Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.

Aardvarks : Yer domuzugiller. Yerdomuzu. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Damarlı dişliler. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım.

 

Abiotic factor : Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Abiyotik faktör.

Abductor muscle : Abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas.

A protein : Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini.

Acacia : Arap zamkı. Akasya sakızı. Salkım ağacı. Mimoza. Akasya. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler.

Electronegative synonyms : negatively charged, a cell, aardvark, abo blood groups system, aardwolf, charged, abiotic environment, a chromosome, a site.

Electronegative zıt anlamlı kelimeler, Electronegative kelime anlamı

Uncharged : Şarj edilmemiş. Doldurulmamış. Yüklenmemiş. Dolmamış. Yüksüz. Borçlandırılmamış. Yüklentisiz. Borçlandırılmamış (hesap).

Electronegative ingilizce tanımı, definition of Electronegative

Electronegative kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A body which passes to the positive pole in electrolysis. Having the property of being attracted by an electro-positive body, or a tendency to pass to the positive pole in electrolysis, by the law that opposite electricities attract each other.