Embrittle türkçesi Embrittle nedir

Embrittle ingilizcede ne demek, Embrittle nerede nasıl kullanılır?

Embrittlement : Gevrekleşme. Gevreme. Gevretme. Kırılganlaşma. Gevreyerek çatlama.

Hydrogen embrittlement : Hidrojen kırılganlığı. Hidrojen gevrekleştirmesi. Hidrojen gevretmesi.

Temper embrittlement : Meneviş gevretmesi. Meneviş gevrekleşmesi.

Embrio : Embriyo. Yumurtanın döllenmesiyle başlayıp fetal döneme kadar devam eden gelişme aşamasındaki yavru. tohumlarda üreme organı olarak bulunan ve öğütme sırasında kepekten ve nişastalı endospermden sık sık ayrılan tohumların öz kısmı, öz.

Discus embriyonalis : Kanatlılarda embriyonun gelişeceği disk biçimindeki bölge. Diskus embriyonalis.

Celoma intraembriyonicum : Embriyonun iç kısmında iç mezodermin dış ve iç yaprakları arasındaki boşluk. Embriyo içi gövde boşluğu.

Decembrist : Dekamberist (aralıkçı). Czar ı. nicholas'ı alaşağı etmek için düzenlenmiş olan aralık 1825 tarihli başarısız planda yer almış olan kimse.

Cingulum membri thoracici : Ön bacak kemeri. Ön bacağın scapula, clavicula ve os coracoides tarafından oluşturulan bir kemerle (evcil memelilerde bu kemiklerden yalnızca kürek kemiği tam olarak gelişmiştir) gövdeye bağlanması, singulum membri torasisi. Singulum membri torasisi.

 

Postembriyonic : Embriyoyu izleyen safha. Postembriyo.

Carcinoembriyogenic antigen : Kolon, akciğer, mide ve diğer kimi karsinom olgularında ve kimi siroz ve ülserli kolon yangısı gibi tümöral olmayan olgularda plazmada ve dokularda düzeyi arttığı için bir belirteç olarak kullanılan bir onkofötal glikoprotein, cea. normalde embriyonel dönemde hücrelerin adezyonunda görevlidir. Karsinoembriyojenik antijen.

İngilizce Embrittle Türkçe anlamı, Embrittle eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Embrittle ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Devitrify : Cüruftan camı çıkarmak.

Cankers : Yozlaştıran etmen. Aft. Bozucu etken. Mahvolmak. Pamukçuk oluşturmak. Pamukçuğa yakalanmak. Buğdaypası. Çürümek. Mahvetmek.

Canker : Pamukçuk. Mahvetmek. Buğdaypası. Yozlaştıran etmen. Pamukçuk oluşturmak. Çürümek. Bozucu etken. Aft. Pamukçuğa yakalanmak.

Cankering : Yozlaştıran etmen. Çürümek. Mahvolmak. Pamukçuk oluşturmak. Mahvetmek. Aft. Pamukçuğa yakalanmak. Bozucu etken. Buğdaypası.

Confute : Çürütmek (bir görüşü vb). Aksini ispat etmek. Doğru olmadığını ispat etmek. Tekzip etmek. Tersini kanıtlamak. Yalanlamak. Susturmak. Aksini kanıtlamak. Tersini ispat etmek.

Addlings : Çürük. Kokmak. Cılk. Kokuşturmak. Çürümek. Bozulmak. Bozmak. Kafa karıştırmak. Şaşırtmak.

Crisped : Dalgalandırmak. Hışırdatmak. Kırışmak. Kıvırmak. Çıtır çıtır. Gevrekleştirmek. Buruşmak. Gevrekleşmek. Gevrek.

Alter : Evirmek. Değişmek. Başkalaştırmak. Değiştirmek. Değişiklik geçirmek. Başka türlü olmak. Başkalaşmak. Değişiklik yapmak. Hadım etmek (hayvan).

 

Crisping : Çıtır çıtır. Dalgalandırmak. Gevrek. Kıvırmak. Kırışmak. Kıvrılmak. Gevrekleşmek. Gevrekleştirmek. Hışırdatmak.

Crispening : Bulanıklığı giderme. Gevrek gibi olmak. Gevrekleştirmek. Gevrek ve kıtır kıtır hale getirmek. Gevremek. Seçikleştirme.

Embrittle synonyms : modify, crispened, consume, crispest, chip, cause to rot, consumes, addle, crispens, controvert, addles, chipped, confuting, crispen, crisp, confuted, change, bruise, confutes, addling.