Canker türkçesi Canker nedir

Canker ile ilgili cümleler

English: My canker hurts, so I can't really eat.
Turkish: Ağız yaram ağrıyor, bu yüzden gerçekten yemek yiyemiyorum.

Canker ingilizcede ne demek, Canker nerede nasıl kullanılır?

Canker flower : Kuşburnu. Gülgiller (rosaceae) familyasından, ülkemizde yaygın olarak bulunan, yapraklarını döken, beyaz ya da pembe çiçekli, dikenli, çalı şeklinde bir bitki.

Canker sore : Ağızda çıkan küçük yara. Aftöz ülser. Ağızda bulunan küçük ülser.

Cankerberry : Yaban gülü çalısının meyveleri.

Cankered : Kötü huylu. Bozulmuş. Kötücül.

Cankering : Çürütmek. Pamukçuk oluşturmak. Çürümek. Yozlaştıran etmen. Pamukçuğa yakalanmak. Mahvetmek. Buğdaypası. Mahvolmak. Aft. Bozucu etken.

Cankerworm : Problem. Tırtıl. Bela. Tırtıl türü. Sıkıntı.

Can afford to : Gücü yetebilmek. Maddi açıdan parası yetmek. Kendine zaman ayırabilmek.

Cankers : Mahvetmek. Yozlaştıran etmen. Pamukçuk oluşturmak. Bozucu etken. Aft. Pamukçuğa yakalanmak. Çürütmek. Çürümek. Mahvolmak. Buğdaypası.

Can beat him hands down : Onu kolaylıkla yenebilir. Ondan daha yetenekli.

Cankerous : Pamukçuk gibi. Yer yer çürümekte olan. Pamukçuğa neden olan. Çürüten. Yozlaştıran. Çürütücü. Ülserli.

 

İngilizce Canker Türkçe anlamı, Canker eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Canker ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bankrupted : Batkın. Çökertmek. Borcunu ödeyememiş. İflas. İflas etmiş kimse. İflas ettirmek. Batırmak. Müflis. İflas etmiş.

Blight : Karmaşa. Mantar. Keşmekeş (argo terim). Boşa çıkarmak. Kötü etkilemek. Bir kentin ya da kasabanın, özeksel, toplumsal ve ekonomik etkenlerle gelişmesi engellenen, taşınmazları sürekli olarak değer yitiren, yoksulluk yuvası niteliği kazanmaya yüz tutmuş bölümü. Bozmak. Kötü izlenim bırakmak. Kurutmak.

Aphthae : Ağız ülseri.

Addle : Kokmak. Cılk. Bozmak. Kokmak (yum.). Kokuşturmak. Bozulmak (yum.). Şaşırtmak. Çürük.

Blights : Keşmekeş (argo terim). Felaket. Soldurmak. Kırmak (umut). Kötü etkilemek. Afet. Kurutmak. Yıkım. Suya düşürmek.

Come to grief : Zarar görmek. Belasını bulmak. Çökmek. Harap olmak. Başarısızlıkla sonuçlanmak. Başarısız olmak. Kazaya uğramak. Başı darda olmak. Felakete uğramak. Suya düşmek.

Beggared : Sefalete düşürmek. Fakirleştirilmiş. Gerektirmek. Yoksullaştırılmış. Dilenciye çevirmek. Yoksullaştırmak. Fakir hale getirilmiş. Fakirleştirmek. Kerata. Herifçioğlu.

Confute : Aksini ispatlamak. Yalanlamak. Aksini kanıtlamak. Susturmak. Aksini ispat etmek. Tersini kanıtlamak. Doğru olmadığını ispat etmek. Tersini ispat etmek. Tekzip etmek. Çürütmek (bir görüşü vb).

Bang up : Ağır şekilde zarar vermek. Canına okumak. Mükemmel. Birini kötü dövmek. Zarar vermek. Bozmak. Berbat etmek. Hasar vermek. Birini pataklamak.

 

Canker synonyms : become unsound, sicken, confuting, be all in, thrush, pestilence, barbarizing, be cut up, confutes, go to hell, get messed up, be fucked up, barbarizes, corrodes, addlings, consumes, bruise, wheat rust, go to pot, burn out, bankrupt, be destroyed, be spoiled, be ruin of somebody, cause to rot, bankrupting, aphtha, corrode, beggaring, american federation of teachers, be ruined, thrushes, annihilates.

Canker ingilizce tanımı, definition of Canker

Canker kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To waste away, grow rusty, or be oxidized, as a mineral. To consume. A corroding or sloughing ulcer. To eat away. To corrode. Esp. a spreading gangrenous ulcer or collection of ulcers in or about the mouth. To affect as a canker. Called also water canker, canker of the mouth, and noma.