Embroiders türkçesi Embroiders nedir

  • Allayıp pullamak.
  • Nakış işlemek.
  • İşleme.
  • Abartmak.
  • Şişirmek.
  • Üzerine nakış işlemek.
  • Oyalamak.
  • Allayıp pullamak (argo terim).
  • Ballandırmak.
  • Nakışla süslemek.
  • Hayalinden bir şeyler katarak anlatılanı süslemek.
  • Süslemek.

Embroiders ingilizcede ne demek, Embroiders nerede nasıl kullanılır?

Embroider : Abartmak. Süslemek. İşleme. Allayıp pullamak (argo terim). Allayıp pullamak. Ballandırmak. Hayalinden bir şeyler katarak anlatılanı süslemek. Nakışla süslemek. Oyalamak. Şişirmek.

Embroidered : Nakışla süslenmiş. İşlenmiş. Nakışlı iğne işi şeklinde yapılmış. Nakışlı.

Embroidered the facts : Gerçekleri abarttı. Bire bin kattı. Olayları süsledi. Olayları abartı. Hikayeyi olduğundan abartılı gösterdi.

Embroiderers : İşleyen. Nakışçı. Nakışlı iğne işi ile süsleyen. Nakışla süsleyen kimse.

Embroideress : Nakışlı iğne işi ile süsleyen kadın. Nakışla süsleyen kadın. İşleyen kadın.

Embroidery cotton : İşleme pamuğu.

Embroidery frame : Nakış kasnağı.

Embroideries : Oya. Süslemeler. Abartı. Nakış. Süs.

Embroil : Araya girmek. Karışmak.

Embroiled : Darmaduman. Karışıklık içine girmiş. Karmakarışık. Keşmekeş içine girmiş. Bozuk.

İngilizce Embroiders Türkçe anlamı, Embroiders eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Embroiders ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Bedecks : Donatmak. Bezemek.

Delay : Geç kalmak. Geciktirmek. Askıda bırakma. Gecikmek. Ertelemek. Aksatmak. Ses sinyalini kopyalayarak belli zaman aralıklarıyla belirlenen sayıda tekrarlayarak yapay yankı hissi veren efekt ve bunu sağlayan cihaz. Sonraya bırakmak. Tehir. Yubatmak.

Bedizened : Süslenip püslenmiş. Rüküş giyinmek. Rüküşçe giyinmek. Donatmak. Süsleyip püslemek. Cıvıl cıvıl süslerle donatılmış. Allanıp pullandırılmış.

Bloat : Tütsülemek (balık). Kabartmak. Abdominal distansiyon. Karın şişkinliği, şiplenium, humor. genç tavşanlarda bağırsak yangısının sonucunda biçimlenen karnın şişkin görünümü. Tuzlamak ve tütsülemek. Şişmek. Kabarmak. Şişkinlik.

Cultivation : Yetiştiricilik. Görgü. Toprağı işleme. Ziraat. Yetiştirme. İşleme (toprağı). Bitki yetiştirme. Terbiye. Geliştirme.

Embroideress : İşleyen kadın. Nakışla süsleyen kadın. Nakışlı iğne işi ile süsleyen kadın.

Embroidery : Abartı. Süs. Nakış işleme. Oya. Nakış. İşlemecilik.

Blows : Tomurcuk açmak. Patlatmak. Blow (üflemek). Büyütmek. Bitmek. Üflemek. Dalgalanmak. Dalgalandırmak. Çıkmak.

Purl : Girdap. Sırma. Çağıldama. Ters ilmik. Çağıldamak. Ters örgü yapmak. Şırıltı. Nakış ile süslemek. Ters örmek. Çağıldayarak akmak.

Balloons : Havadan atmak (top). Balon gibi olmak. Zam yapmak. Şişmek. Balonla uçmak. Balonlar.

Embroiders synonyms : array, sew together, bedight, arrays, sew, needleworker, adorning, rigged, grace, entertained, gild the lily, run up, adorn, bedizening, detain, embellish, bloats, engraving, rigs, entertains, bulked, diverted, color, ornament, carry things too far, adorns, film processing, stitch, beautifying, bulk, bedizen, bulks, arraying.

 

Embroiders zıt anlamlı kelimeler, Embroiders kelime anlamı

Understate : Olduğundan az göstermek. Hafife almak. Küçümsemek. Küçük söylemek. Olduğundan eksik göstermek. Tefrit etmek. Olduğundan eksik veya hafif göstermek.