Emen nedir, Emen ne demek

  • Bağ çubuğu, ağaç veya sebze dikmek için açılan çukur

Yerel Türkçe anlamı:

Meşe ağacı.

Yeni yetişen bağ.

Çocukların oyunda hedef olarak diktikleri taş.

Kumar oynanırken tarafların önceden ortaya koydukları ya da bir kimseye teslim ettikleri para.

Palamut meyvesi, pelit.

Dişbudak ağacı.

Bir çukura fındık atıp içine düşürmece oyunu. 3.bk. eme (II)-

Hodak oyununda kemiği sokma ya yarayan küçük çukur, kale.

Sığışıp oturacak kadar yer.

Saklambaç oyunu.

Çocukların oyun oynarken kazdıkları çukur.

Çocukların oyunda işaretledikleri yer, ebenin yeri, kale.

Çocukların oyunda kullandıkları düz taş ya da kiremit parçası.

Bir çeşit taş oyunu.

Çukur, bağ çubuğu, ağaç ya da sebze dikmek için açılan çukur.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Emici.

İngilizce'de Emen ne demek? Emen ingilizcesi nedir?:

absorbent

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Konya kenti, Beyşehir ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Niğde ili, Kemerhisar bucağına bağlı bir bölge.

Emen anlamı, tanımı:

Ağaç : Tahta, kereste. Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan.

Sebze : Genellikle pişirilerek yenen bitkiler veya bunların taneleri, göveri, göverti, sebzevat, zerzevat.

 

Dikmek : Biçilmiş veya yırtılmış kumaş, deri, yara vb.ni iğneye geçirilmiş iplikle tutturmak. Yapı kurmak, inşa etmek. Yetiştirmek için bir bitkiyi toprağa yerleştirmek. Beklemek için birini bir şeyin başına getirmek. Top, taş vb.ni dikine havaya atmak. Top vb.ni oyun alanında belirli bir yere koymak. Bir cismi dik olarak durdurmak. Bardak, kadeh, testi vb. kapların içindekini bir çırpıda, bir solukta içmek.

Çukur : Çene ve yanaktaki gamze. Mezar. Çevresine göre aşağı çökmüş olan yer.

Emen oyunu : Üç arkadaşla oynanan bir çocuk oyunu.

Emence : Parasız verilen, bağışlanan şey.

Emendirmeg : Yormak, zahmet vermek.

Emendirmek : Yormak, zahmet vermek. Boş yere ümitlendirmek, aldatmak. Emek çektirmek, zahmet vermek, zahmete sokmak, yormak.

Emeneşgen : Üşenmeden, yorulmadan.

Emeneşken : Gerçekten, cidden: Çocuğun yaptığı ufacık suçu emeneşken babasına söyledin mi?

Emenet : Emanet.

Emenkömenci : Kendi kendine yetişen, yemeği yapılan bir çeşit ot, ebegümeci.

Emenköy : Ordu ili, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Emenler : İzmir ilinde, Kiraz ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Diğer dillerde Emen anlamı nedir?

İngilizce'de Emen ne demek? : adj. sucking, absorptive