Emissive türkçesi Emissive nedir
Emissive ingilizcede ne demek, Emissive nerede nasıl kullanılır?
Emissive material : Yayımlatıcı özdek. Yayınlayıcı madde. Elektron yayınını kolaylaştırmak üzere, metalden bir elektrot üzerine koyulmuş oksit karışımı.
Emissive power : Işınım salma gücü. Salım gücü. Salıcı güç. Yayım gücü. Yayıcı güç. Işınım yapan bir cismin birim yüzeyinden birim zamanda dışarı verdiği erke.
Photo emissive cell : Işık-yayımlayıcı göz. Boşluğa ya da bir gaz atmosferine yerleştirilmiş duyarlaştırılmış bir yüzeyin elektron yayımında ışığın nedensel rol oynadığı ışık-elektrik göz.
Photo emissive tube : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bazı özdeklerin, ışık etkisiyle elektron salması temeline dayanan ışıtaç. Işıkyayan ışıtaç.
Photoemissive : Işıl salımlı. Fotoemisif. Işılsalımlı.
Emissivities : Salımsallık. Yayıcılık. Yayma kuvveti. Salımlılık. Salıcılık. Yayma oranı. Yayımlılık. Yayım kabiliyeti. Özsalıcılık.
Emission : Maddenin ışıyan erke vermesi olayı. Salım. Dışarı verme. Yayınlama. Yayma. Bilgisayar, fizik, kimya alanlarında kullanılır. Neşretme. Erkenin bir kaynaktan dışarıya verilmesi. (bu terim daha çok ışınım erkesi için kullanılmaktadır.). Çıkarma. Yayım yapma.
Photoemissive detector : Işılsalımlı detektör. Işıl salımlı algılayıcı. Işılsalımlı algıç. Fotoemisyonlu detektör. Bir ışıl alt-üşekten, ışılcıklarla eksicik salımı biçiminde ışıyan erkeyi algılamaya ve ölçmeye yarayan algıç.
Emission monopoly : Para çıkarma tekeli. Para basma yetkisinin yalnızca bir kurumun elinde olması.
Emission spectrum : Soğurulan değil de salınan ışıkların izgesi. Yayınım spektrumu. Emisyon spektrumu. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Bir ışık kaynağından doğrudan çıkan ışığın izgesi. Işıma görüngesi. Salım izgesi. Yayım tayfı.
İngilizce Emissive Türkçe anlamı, Emissive eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Emissive ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Diffuser : Dağıtıcı. Işık saçıcı. Bir gaz ya da sıvıyı herhangi bir ortama tekdüze olarak dağıtan aygıt. Kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Diffüzör. Başlıca yayınma olayından yararlanarak, bir kaynağın ışık akısının uzaysal dağılışını değiştirmeye yarayan nesne. Yayındırıcı. Difüzör. Bir hava akımının geniş bir alana dağıtılması için kullanılan cihaz.
Issuing : Bildirmek. İhraç etmek. Çıkmak. Yayınlamak. Akmak. Çıkarmak. Piyasaya çıkarmak. Tanzim eden. İhraç eden.
Provocative : Sinirlendirici. Tahrik edici. Provokatif. Uyandıran. Çekici. Provakatif. Neden olan. Etkileyici. Cazip.
Air to surface missile : Havadan yere roket. Havadan satha füze.
Sidewinder : Yan yumruk. Kısa menzilli havadan atılan füze. Boynuzlu çöl engereği. Çıngıraklı yılan.
Horseless : Atsız.
Expulsive : Ekspulsif. Kovan. İhraç edici. Defedici.
Radiation : Bir kaynaktan, dalga ya da parçacık biçiminde uzaya yayılan erke. anlamdaş ışıma 2. Elektromıknatıs dalgalar biçiminde yol alan erke. Dalgalar ya da parçacıklar halinde uzaya yayılan erke. Radyasyon. Bir titreşim, kaynağının, özellikle bir akımmıknatıssal titreşim kaynağının, içinde bulunduğu ortama dalgalar durumunda erke yayımı. ışametkin özdeklerin parçacık ya da dalga biçiminde erke ışıması, anlamdaş ışınım. Işınım. Herhangi bir kaynaktan herhangi bir ışın, dalga devinimi ya da taneciğin yayılması. bir elektrik yükünün ivmesinden doğan, elektrik ve mıknatıslı alanlarla ilgili erkenin dalgalarından oluşan ışınım; elektromıknatıs ışınım. Işıma. Yayılma. Çekincik ya da eksiciklerin, alt nicem durularına geçmeleriyle ışınlar salmaları olayı.
Removing : Çıkarmak. İzale. Götürülmek. Görevden almak. Gidermek. Kaldırmak. Taşınmak. Siliniyor. Oynatma. Giderici.
Emergence : Sudur. Epidermis ya da hipodermisin oluşturduğu, tutunma ya da güllerin dikenleri gibi koruma görevi yapan çok hücreli tüyler. Doğma. Belirme. Deniz dibinin su üstüne çıkması. Oluşma. Biyoloji, jeoloji alanlarında kullanılır. Deniz dibinin su üstüne yükselmesi. Emerjans. Sudan çıkma.
Emissive synonyms : heat seeking missile, afoot, air to ground missile, nose, air to air missile, rocket, release mechanism, projectile, egress, weapon system, diffusors, diffusor, evolvers, threw up, vane, divulgers, sower, medium, emanators, ballistic missile, weapon, emanator, diffusers, distributive, thrown up, propagators, evolver, emanation, divulger, mongers, secreting, provoking, dispersant.
Emissive zıt anlamlı kelimeler, Emissive kelime anlamı
Small : Mütevazı. Ufak ufak. Fakir. Hafif. Basit. Ufacık. Arka. Küçücük. Sıradan. Önemsiz.
Little : Genç. Cici. Kısa. Az miktarda. Az. Az miktar. Küçük. Birazcık. Ufak şey. Hemen hemen hiç.
Unpermissive : Sert. Sert (baba vb). Otoriter (ebeveyn vb). Disiplinli. Müsamahasız. Katı. Sıkı. İsteğe bağlı olmayan. Hoşgörülü olmayan. Hoşgörüsüz.
Emissive antonyms : unpermissiveness.
Emissive ingilizce tanımı, definition of Emissive
Emissive kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, emissive powers. Sending out. Emitting.

Bu kısımda Emissive kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Emissive ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Emissive anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Emissive ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.