Enervating türkçesi Enervating nedir

  • Moralini bozma.
  • Güçsüzleştirme.
  • Zayıflatma.
  • Zarar veren.
  • Güçten düşürücü.
  • Cesaret kırıcı.
  • Güçten düşmesine sebep olan.
  • Moral bozucu.
  • Zayıflatıcı.
  • Kuvvet veya cesaretini kırma.
  • Gevşeklik verme.
  • Bozan.
  • Takattan düşürme.
  • Zayıflatan.
  • Güçten düşüren.

Enervating ingilizcede ne demek, Enervating nerede nasıl kullanılır?

Enervation : Zayıflatma. Enervasyon. Gevşeklik. Zayıflık. Moral bozukluğu. Kuvvetten düşürme.

Denervation : Bir organ ya da kastan sinirlerin uzaklaştırılması. Denerve. Denervasyon. Bir organ veya oluşuma ait siniri kesme. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Denervation atrophy : Denervasyon atrofisi. Sinir kökenli atrofi.

Enervate : Gevşetmek. Cesaretini kırmak. Kuvvetten düşürmek. Moralini bozmak. Zayıflatmak. Gevşeklik vermek.

Enervated : Zayıflatmak. Kuvvetten düşürmek. Cesaretini kırmak. Gevşetmek. Kuvvetten düşmüş. Zayıflatılmış. Moralini bozmak.

Enervates : Zayıflatmak. Kuvvetten düşürmek. Cesaretini kırmak. Gevşetmek. Moralini bozmak.

Enervators : Güçsüzleştiren. Moral bozan. Zayıflatan. Takattan düşüren. Gevşeklik veren. Güçten düşüren (zayıflatan) şey yada kimse. Kuvvet veya cesaretini kıran.

Enervator : Güçsüzleştiren. Moral bozan. Güçten düşüren (zayıflatan) şey yada kimse. Zayıflatan. Kuvvet veya cesaretini kıran. Gevşeklik veren. Takattan düşüren.

 

Denervate : Denervat. Bir organın ya da yapının sinirini etkisiz kılmak.

İngilizce Enervating Türkçe anlamı, Enervating eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Enervating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Attenuator : Güçlü bir vericinin yakınındaki almaçlarda kullanılan ve televizyon iminin yeğinliğini azaltan aygıt. Sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Attenüatör. Düşüren. Bazı genlerin ifadesinin düzenlenmesine katılan ve transkripsiyon sonlandırıcısı olarak işlev gören bir dna dizisi. Sinyali zayıflatan pasif eleman. Cılızlatıcı. Güçsüzleştirici. Azaltan.

Invalidation : Güçten düşürme. Fesih. Hükümsüz kılma. Bir ölçme aracı ya da ölçümün çeşitli sınama yollarıyla ölçmek istediğinden başka bir nesneyi ölçtüğünü ve dizgeli yanılgılar içerdiğini gösterme. İptal etme. Boşa çıkarma. Geçersiz kılma. Geçersiz bırakma. Gücünü azaltma.

Depressing : Düşürme etkisi yapma. İç karartıcı. Acıklı. Kasvetli. Can sıkan. Kasvet verici. Hüzünlü. Bunaltıcı. Üzücü.

Keep your pecker up : Mutlu kal. Takma kafana. Neşeni bozma. Canını sıkma. Takma kafanı.

Expunger : Çıkartan. Silen.

Defacers : Görünüşü bozan. (görünüşünü) bozan. Barbar. Zarar veren kimse. Yıkıcı. Bir şeyin yüzeyini bozan veya çirkinleştiren kimse.

Disrupting : Bozulmak. Yarmak. Dağılmak. Parçalanmak. Dağıtmak. Parçalamak. Bozmak. Ayırmak. Bozma.

Discouraging : Üzücü. Hayal kırıklığına uğratan. Hevesini kırma. İç karartıcı. Heves kırıcı.

 

Expungers : Silen. Çıkartan.

Emasculation : Yumuşatma. Sansür etme. Burma. Hadım etme. Emaskülasyon. Kuvvetten düşürme. Eneme.

Enervating synonyms : bunglings, injurers, impairing, disappointing, injurer, bungling, infirmative, attenuation, unnerving, emasculator, enervation, distorters, weakener, deteriorative, grievous, the pits, impairments, marasmic, enfeeblement, emasculative, enfeebling, invasive, impairment, damping, deterring, enervator, enfeeblements, distortive, debilitations, rescissory, defacer, debilitative, debilitation.

Enervating zıt anlamlı kelimeler, Enervating kelime anlamı

Invigorating : Canlandırıcı. Canlandırma. Canlı.