Enfetter türkçesi Enfetter nedir
- Zincire vurmak.
- Kısıtlamak.
- Köstek olmak.
- Engellemek.
- Zincirlemek.
Enfetter ingilizcede ne demek, Enfetter nerede nasıl kullanılır?
Enfettered : Zincire vurmak. Köstek olmak. Engellemek. Zincirlemek. Kısıtlamak.
Enfetters : Engellemek. Zincire vurmak. Kısıtlamak. Köstek olmak. Zincirlemek.
Enfeeble : Halsiz bırakmak. Zayıf düşürmek. Zaafa uğratmak. Güçsüzleştirmek. Güçten düşürmek. Kuvvetten düşürmek.
Enfeebled : Zayıf düşürülmüş. Kuvvetten düşürmek. Dermansız bırakılmış. Halsiz bırakmak. Mecalsiz bırakılmış.
Enfeeblement : Güçsüzlük. Kuvvetsizlik. Mecalsiz bırakma. Dermansız bırakma. Zayıf düşürme. Zayıflık. Zayıflatma veya güçsüzleştirme eylemi. Zayıflatma. Zayıflatılma.
Enfever : Coşturmak.
Enfeoffment : Tımar fermanı.
Enfevered : Coşturulmuş.
Enfeebles : Kuvvetten düşürmek. Güçsüzleştirmek. Zaafa uğratmak. Zayıf düşürmek. Güçten düşürmek. Halsiz bırakmak.
Enfeoffing : Tımar veya zeamet verme. Tımar şeklinde verme. Tımar vermek.
İngilizce Enfetter Türkçe anlamı, Enfetter eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Enfetter ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Averts : Olmasını önlemek. Çevirmek. Başka tarafa çevirmek. Menetmek. Yön değiştirmek. Gidermek. Önlemek. Meydan vermemek. Defetmek.
Individual : Birbirinden ayrı. Özgün. Bir grup canlının yapı ve görevleri bakımından tek bir varlık olan tek bir organizması; tür meydana getiren ve çiftleşebilen organizmaların her biri. fert. Belirli bir tür içinde kimi özellikleriyle öbürlerinden ayrılan ve bölünmez bir bütünlüğü olan varlık. 2-bir toplumu oluşturan birimlere verilen ad. Tekil. İnsan. Zat. Şahsi. Tek. Fert.
Bar : Parmaklıkla çevirmek. Kapatmak. Hariç. Parmaklıklarla örtmek. Baro. Atletizm, bilgisayar, hukuk, tiyatro alanlarında kullanılır. Sürgülemek. İzin vermemek. Sırık. Bariyer.
Bond : Hoşlanma. Senet. Yapıştırmak. Birbirine yapışma. Kimi gümrük işlemlerinde, bir şeyin yapılması ya da yapılmaması için, ilgili kişiden, biçimine uygun olarak gümrükçe alınan belge. Bono. Birleşme. Yüklenmelik. Yapışma. Muhabbet.
Circumscribes : Çemberlemek. Çevrelemek. Etrafına daire çizmek. Çevresini çizmek. Sınırlamak. Etrafına bir şekil çizmek (silindir içine çizilen üçgen vb). Etrafını çizmek. Daire içine almak.
Astricted : Sınırlamak. Tutturmak. Bağlamak.
Mortal : Geçici. Ölüm. Ölümle ilgili. Mortal. Aşırı. Ölümlü. İnsanoğlu. Beşer. İnsan. Öldürücü, ölümlü, ölümle ilgili olan.
Block : Duvar. Kalıplamak. Tıkamak. Kapamak. Bloke etmek. Küçük çocukların yapım, yaratma ve imgeleme güçlerini geliştirmeye yardımcı olmak üzere daha çok ana okullarında kullanılan ve genellikle tahtadan yapılan bir oyun aracı. Deneysel tasarımda amacı, konu dışı tesadüfi nedenlerden meydana gelen değişkenliği saf dışı bırakmak ve gerekirse yok etmek, böylece hatayı azaltmak olan, deneysel birimleri bir örnek bir grupta toplama işlemi. Bilgisayar, bilişim, biyoloji, eğitim, voleybol, veterinerlik, jeoloji, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Bir dağoluş dizgesinin içinde sertleşmiş, oldukça dengeli, kıvrılma devimlerine dirençli bir yer birimi.
Chain : Dekoru tutmaya yarayan zincir. Silsile (dağ). Sünger av aracı olan kankavada dingilin dayanıklılığını artırmak için kurşun yakanın tamamen arkaya dönerek görevini yapamaz hale gelmesini engellemek ve sistemi vinç teline bağlamada kullanılan beş adet zincir. Zincir takmak. Ölçme zinciri ile ölçmek. Silsile. Çatıyı gergin tutmada kullanılan ağırlık. sahnede bir şeyi gergin tutmak için kullanılan ağırlık gereci. tiyatro konuşmasında ünsüz harflerin ortaya çıkmasıyla organların tembelliğinden doğan durum. Sınırlama.
Iron : Sapasağlam. Kelepçelemek. Demir kaplamak. Demirden yapılmış. Demir (simgesi fe). Demir gibi. Güçlü. Demir. Ütü yapmak. Sıkı.
Enfetter synonyms : concatenates, constrain, enchain, astrict, avoid, enchains, blocks, hampered, baulks, balk, enchaining, catenulate, constrict, effector, make waves, enfettered, hamper, gyve, shackling, avert, put a crimp in, trammel, fetter, circumscribe, bound, shackled, circumvent, catenating, hinders, hobble, gyves, conscribe, chaining.
Enfetter ingilizce tanımı, definition of Enfetter
Enfetter kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To enchain. To bind in fetters.

Bu kısımda Enfetter kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Enfetter ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Enfetter anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Enfetter ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.