English horse türkçesi English horse nedir

  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • İngiliz atı.
  • 1 yüzyılın sonlarından itibaren yarış yeteneği yüksek olan ingiltere’nin yerli at ırklarıyla 30’un üzerinde arap aygırı kullanarak kombinasyon melezlemesi yöntemiyle yarış yeteneği ve hız yönünden seleksiyon uygulanarak elde edilmiş, başı büyük ve uzun, kulakları sivri ve az hareketli, boynu uzun ve kuvvetli, cidago uzun kuvvetli ve yüksek, bedeni uzun ve yandan bakıldığında dikdörtgen şeklinde, 6 adet bel omuruna sahip, daha çok al ve doru seyrek olarak kır ve yağız donlarına rastlanan, iklime uyma yeteneği yüksek, yarış ve spor amaçlı yetiştirilen, at ırkları içinde en hızlı koşan bir at ırkı.

English horse ingilizcede ne demek, English horse nerede nasıl kullanılır?

English : İngilizce. İngiliz halkı. İndiana eyaletinde yerleşim yeri. İngilizler. İngiltere. İngiliz.

Horse : Beygir. Oynamak. Sehpa. Atlama beygiri. At koşmak. Süvari birliği. Tek parmaklılar (perissodactyla) takımının, atgiller (equidae) familyasından, küçük başlı ve kısa kulaklı, uzun kıllı yele ve kuyruğu olan, geniş bir tırnakla çevrilmiş olan üçüncü parmağının ucu ile yere basan, bütün dünyaya yayılmış, erkeğine aygır, dişisine kısrak denilen bir tür. Film çıkrığı. Kamçılamak. Binme, yük çekme kadar, sirklerde gösteri hayvanlarının, başında gelen, toynaklıların tek parmaklı altakımından olan hayvan.

 

English as a second language : Ana dili olarak ingilizce konuşmayanlar için tasarlanmış ingilizce öğretim programı. İkinci dil olarak ingilizce. Esl.

English bond : İngiliz tuğla örgüsü. Tuğla ingiliz örgüsü.

English breakfast : Mısır gevreği ya da meyve ile başlayan daha sonra sıcak pişirilmiş yemek (beykın, jambon ya da yumurta, sosis ve domates) ve sonra da reçelli ya da marmelatlı tost ile devam eden kahvaltı. İngiliz kahvaltısı.

English bull terrier : İngiltere’den köken alan, buldok ve şimdi nesli tükenmiş olan eski beyaz ingiliz teriyeri başta olmak üzere dalmaçya ve ispanyol poyıntır gibi birkaç ırk melezlenerek geliştirilen ancak ümit edildiği gibi dövüş ringlerinde başarılı olamayan fakat beyaz kavalye adıyla köpek yarışmalarında ve ingiliz aristokrasisinde güçlü bir yer edinerek bu günlere ulaşmayı başaran, rengi beyaz, siyah, kaplan desenli, kızıl, açık kahve ve üç renkli olmak üzere kısa ve sık tüylü, en belirgin özelliği bir rugby topunu andıran uzun, üst kısmı neredeyse düz ve hiç alın çıkıntısı olmaksızın bir kavisle burunda son bulan kafa şekli olan, bir zamanlar köpek dünyasının gladyatörü olarak anılsa da artık oldukça yumuşamış doğasıyla kibar ve güvenilir karakterde uysal, cesur, korkusuz, kabadayı, etkin ve oyun düşkünü, önceleri koruma, fare avcısı ve bekçi köpeği olarak kullanılan fakat günümüzde insanları koruması ve eşlik etmesi için yetiştirilen köpek ırkı, bull teriyer. İngiliz boğa teriyeri.

 

İngilizce English horse Türkçe anlamı, English horse eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak English horse ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A dna : Dna çift sarmalının sağ el sarmal yapısı gösterdiği ve çift zincirin bir tam dönüşünde yapıya 11 bazın girdiği dna biçimi. A dna.

Abdomen : Karın (böcek gövdesinde). Batın. Böcek gövdesinin alt kısım. Sindirim organları, karaciğer ve böbreklerin içinde bulunduğu ve göğüs boşluğundan bir diyaframla ayrılan vücut boşluğu, abdomen. Karnın altı. Abdomen. Karın.

A amplitude mod : Ultrasonografide gönderilen ses dalgasının yayılımı doğrultusunda, farklı yüzeylerden yansıyan ses dalgalarının, yansımanın şiddetine göre çizgisel bir grafik olarak gösterilmesi. özellikle gözde biyometrik ölçümlerde kullanılır. A-mod görüntü.

A crochordon : Akrokordon. Köpeklerde küçük, kılsız, hiperplastik bir epidermisle damardan zengin kollajen dokudan ibaret, saplı veya sapsız, deri eklentileri içermeyen, deri sarkmalarıyla belirgin iyicil tümör, fibrovasküler papillom, yumuşak fibrom, pendilöz yumuşak fibrom.

A band : Çizgili kas teli ışık mikroskobunda incelendiğinde görülen, kalın flamentlerle aralarına giren ince flamentlerin uçlarını içeren ve ışığı iki kez kıran koyu renkli bantlar, anizotrop bant, anizotropik bant. A bandı.

Abamectin : Abamektin. Streptomyces avermitilis adlı bakteriden fermentasyon sonucunda elde edilen ve sığırlarda sindirim kanalı yuvarlak solucanları, akciğer kurtları, bit ve kenelerle mücadelede kullanılan, parazitlerde gaba salınımını artırarak ölümlerine neden olan bir ilaç.

Abdominal distention : Karın gerginliği. Karın duvarının gergin olması, abdominal gerginlik. Abdominal gerginlik.

Abdominal palpation : Abdominal palpasyon. Karın bölgesinin elle muayenesi. Avuç içi, parmak veya yumrukla çok hafif basınç uygulayarak karın bölgesindeki değişikliklerin niteliğini anlamak için yapılan muayene, abdominal palpasyon.

Abdominal pain : Karın ağrısı. Abdominal ağrı. Göğüs ve leğen arası bölgede biçimlenen, klinik belirtileri hayvan türlerine göre değişebilen ağrı, abdominal ağrı.

A clay : Beyaz kil. Sindirim kanalındaki zehirleri ve vitaminleri yüzeyde tutarak emilimlerini önleyen ve bağırsak duvarını kaplayarak koruyucu bir tabaka oluşturan doğal alüminyum silikat bileşiği, kaolin.

English horse synonyms : abaxial, a c syndrom, abattoir, abdominal fat necrosis, a c deformity, abdominal ovariectomy.