Entitled türkçesi Entitled nedir

Entitled ile ilgili cümleler

English: He is entitled to better treatment.
Turkish: Daha iyi tedavi hakkına sahiptir.

English: In Japan, only women are entitled to take the national obstetrics exam.
Turkish: Japonya'da ulusal ebelik sınavına girme hakkı sadece kadınlara veriliyor.

English: He is entitled to receive the reward.
Turkish: Ödül almaya hak kazandı.

English: Motherhood and childhood are entitled to special care and assistance. All children, whether born in or out of wedlock, shall enjoy the same social protection.
Turkish: Ana ve çocuk özel ihtimam ve yardım görmek hakkını haizdir. Bütün çocuklar, evlilik içinde veya dışında doğsunlar, aynı sosyal korunmadan faydalanırlar.

English: Everyone, as a member of society, has the right to social security and is entitled to realization, through national effort and international co-operation and in accordance with the organization and resources of each State, of the economic, social and cultural rights indispensable for his dignity and the free development of his personality.
Turkish: Her şahsın, cemiyetin bir üyesi olmak itibariyle, sosyal güvenliğe hakkı vardır; haysiyeti için ve şahsiyetinin serbestçe gelişmesi için zaruri olan ekonomik, sosyal ve kültürel hakların milli gayret ve milletlerarası işbirliği yoluyla ve her devletin teşkilatı ve kaynaklarıyla mütenasip olarak gerçekleştirilmesine hakkı vardır.

 

Entitled ingilizcede ne demek, Entitled nerede nasıl kullanılır?

Entitled to : Hak kazanmak. Hakka sahip. Yetkili.

Entitled to a grant : Bağış veya yardım alma hakkına sahip. Bir bağışı haketme. Özel bir amaç için kullanılan paraları almaya yetkili (hak sahibi) olan.

Entitled to a pension : Emekli aylığına hak kazanmak.

Entitled to compensation : Tazminat hakkına sahip. Harcamaların geri ödenmesini veya zararların tazminini almaya yetkili olan. Hizmet karşılığı ücret hakkına sahip.

Entitled to damages : Onarım hakkına sahip. Zararının karşılanması hakkına sahip. Tazminat almaya yetkili.

Felt entitled to : Buna değdiğini düşünen. Hakkettiğini hisseden.

Fully entitled : Tam yetkili.

Entitle to a pension : Emekli aylığına hak kazanmak.

Unentitled : İsimlendirilmemiş. Adlandırılmamış. Uygun değil. Nitelikli değil.

Entitled to vote : Oy hakkına sahip. Oy kullanmaya yetkili. Oy kullanma hakkına sahip olma.

İngilizce Entitled Türkçe anlamı, Entitled eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Entitled ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Empowered : İzin vermek. Mezun (ve yetkili). Yetki vermek.

Hooded : Sorguçlu. Körüklü. Kapşonlu. Başlığa benzeyen. Tepeli. Kapüşonlu. Başlık şeklinde olan. İbikli. Kukuletalı.

Authorized : Otorize. Yetki verilmiş kişi. Yetki verilmiş. İzinli. İzin verilmiş. Resmi. Ruhsatlı.

Capped : Şapkalı. Sırlanmış. Bereli. Sırlı. Kepli. Kapaklı.

 

Decretorial : Adli. Otoriter.

Nominately : İsmiyle. Yani. İsmen. Bilhassa. Şöyle ki. Özellikle.

Authority : Otorite. Şahadet. Bilgisayar, hukuk, sosyoloji alanlarında kullanılır. Bir bireyin, bir görüşler dizgesinin ya da bir örgütün, kimi nitelikleri taşımaktan ya da kimi orunlarda bulunarak belli hizmetleri yerine getirmekten doğan ve genel olarak tanınan etkisi. İtibar. Yetke. Hak. Nüfuz. Uzman. Hüküm.

Commissioned : Görevli. Subay. Görevlendirilmiş.

By name : Adında. İsmiyle. Adıyla. İsminde ismen adında. İsmen. Ada göre.

Headed : Kelleli. Kelle bağlamış. Sorumlusu olan. Antetli. Başsız. Başlı.

Entitled synonyms : judiciary, authoritative, of the name of, called, flanged, hight, allowed, certified, eligible, famous, titled, authorised, competent, hights, helmeted, judiciaries, entitled to, cucullate, ex cathedra, yclept, decretory, highting, attorney, commanding, pileus, named.

Entitled zıt anlamlı kelimeler, Entitled kelime anlamı

Ineligible : Uygun olmayan. Uygun bulunamaz. Seçilemez. Elverişsiz. Hizmete uymaz. Katılma hakkı olmayan. Yetersiz (kimse). Uygunsuz. Yetersiz.