Erken nedir, Erken ne demek

Erken; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de zarf olarak kullanılır.

  • Vaktinden önce, alışılan zamandan önce, er, geç karşıtı
  • Sabahın ilk saatlerinde.

"Erken" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Sakın geç kalma, erken gel." - A. Rasim
  • "Ertesi gün iki kardeş erken çıkmışlardı yola." - A. Kulin

Erken kısaca anlamı, tanımı:

Erken bahar : İlkbahar.

Erken boşalma : Cinsel birleşimlerde bazı fiziksel veya ruhsal nedenlerden dolayı meninin erken gelmesi.

Erken bunama : Yaşlanmaya bağlı olmaksızın beyin hücrelerinde yozlaşma sonucu ortaya çıkan ilerleyici bellek zayıflığı.

Erkendoğan : Zamanından önce doğan (bebek), günsüz, prematüre.

Erken tanı : Hastalıkların belirtisiz veya belirtili döneminin başlangıcında ortaya çıkarılması.

Erken uyarı : Saldırıyı veya doğal felaketi başlangıç sırasında haber veren uyarı.

Erken kalkan yol alır er evlenen döl alır : "yapacakları işlere erken başlayanlar kazançlı çıkarlar" anlamında kullanılan bir söz.

Erken kalktım işime şeker kattım aşıma : "işine sabahleyin erken başlayan kimse başarı elde eder" anlamında kullanılan bir söz.

Erkence : Oldukça erken.

Erkenci : Sabahın ilk saatlerinde harekete geçen. Erken davranan (kimse). Erken olgunlaşan veya yetişen (meyve, sebze).

 

Erkencilik : Erkenci olma durumu.

Erkenden : Erken olarak, çok erken, ercecik.

Zaman : Belirlenmiş olan an. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Dönem, devir. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Çağ, mevsim. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

İlk : Birinci olarak, en başta. Herhangi bir şeyin en önde olanı, önce geleni. Zaman, sıra, yer ve önem bakımından ötekilerden önce gelen, son karşıtı.

Erken blastosit : Embriyonik gelişmenin morula evresinden sonra blastosit oluşumundan başlayıp sarkma (hatching) evresinde bulunan embriyo

Erken doğan : Düzgülü gebelik süresini tamamlamadan dünyaya gelen (yavru).

Erken doğum : Yavrunun gebelik süresini tamamlamadan canlı ve dışarıda özel bakım ve özen sayesinde yaşayabilecek bir durumda doğması, prematür doğum, dismatür doğum.

 

Erken embriyonik ölüm : Değişik nedenlerle embriyonun gelişmenin farklı aşamalarında ölmesi, embriyonik ölüm. Ölen embriyo rezorbe edilebilir veya fark edilmeksizin atılabilir.

Erken gebelik faktörü : Bağışıklık sistemini baskılayıcı etkili, implantasyon öncesi salgılanan ve varlığının belirlenmesi suretiyle erken gebelik tanısı yapılmasını sağlayan glikoprotein yapılı bir madde.

Erken gelişme : Aynı ırk içerisindeki bazı hayvanların ırka özgü ergin yaşa veya ergin canlı ağırlığa, diğer hayvanlara göre daha kısa sürede ulaşması.

Erken generalizasyon : Tüberkülozda konağın direncinin kırıldığı ve lezyonların etkin olduğu durumlarda birincil kompleksler içindeki mikroorganizmanın tekrar üremeye ve lezyonların da gelişmeye başlamasıyla bu odaklardan kana karışan mikropların vücuda yayılmasına verilen ad.

Erken genler : Virüs çoğalma döngüsünün erken döneminde etkin olan, çoğunlukla yapısal olmayan ve enzim fonksiyonu gören proteinlere ait bilgileri taşıyan viral genler.

Erken geri ödeme riski : Piyasada cari faiz oranlarının düşmesiyle tahvil çıkaranın, borcunu erken ödeyerek daha düşük bir faizden yeniden borçlanması nedeniyle tahvil yatırımcısının ileriye yönelik hesaplarında ve nakit akımında meydana gelebilecek belirsizlik.

Erken gotik : Gotik üslûbun ilk dönemi. Yapı yüzeylerinin parçalandığı, yuvarlak kemerlerin sivri kemer olmağa başladığı, pencere açıklıklarının yükselip darlaştığı, tonozların ilk kez kaburgalar ile pekiştirildiği üslûp dönemi.

Erken ile ilgili Cümleler

  • Erken başlamak istiyorum.
  • En son ne zaman işten erken ayrıldın?
  • Erken ayrılmak zorunda kalabiliriz.
  • Ali eve erken gitmek isteyen tek kişi olmayabilir.
  • Erken ayrılalım.
  • Ben eve her zamankinden erken geldim.
  • İkizler genellikle erken doğumludur.
  • Sadece yemek yemek ve daha sonra tekrar dışarı gitmek için eve erken geldin mi?
  • Erken başlamak daha iyi olur muydu?
  • Erken ayrılmamızı tavsiye etti.
  • Sabah erken kalkmayı seven bir kişi değilsin, değil mi?
  • Erken başlamamız gerektiğini önerdim.
  • Erken ayrılırsam Tom'un önemsemeyeceğini umuyorum.
  • Ali okula sınıfındaki diğer öğrencilerden daha erken gelir genellikle.

Diğer dillerde Erken anlamı nedir?

İngilizce'de Erken ne demek? : [erkennen] v. acknowledge, recognize; allow, permit

n. energy

adj. early, premature, matutinal

Fransızca'da Erken : tôt, prématurément

Almanca'da Erken : adj. früh, früh zeitig, zeitig

adv. beizeiten

Rusça'da Erken : adj. ранний

adv. рано, преждевременно