Ahead of time türkçesi Ahead of time nedir

  • Zamanı gelmeden.
  • Erken.
  • Şimdiden.
  • Vaktinden önce.
  • [#önce Önceden].

Ahead of time ile ilgili cümleler

English: If you can't come, you should let me know ahead of time.
Turkish: Eğer gelemezsen, bana vaktinden önce bildirmelisin.

English: I always arrive a little ahead of time.
Turkish: Her zaman biraz erken gelirim.

English: If you can't come, please let me know ahead of time.
Turkish: Eğer gelemezsen, lütfen bana vaktinden önce bildir.

English: I got there ahead of time.
Turkish: Oraya vaktinden önce vardım.

English: Ali always makes a point of arriving at least five minutes ahead of time.
Turkish: Ali her zaman en az beş dakika önce varmayı kendine vazife edinir.

Ahead of time ingilizcede ne demek, Ahead of time nerede nasıl kullanılır?

Ahead : İleri. Önde. İleri doğru. Önden. Geminin baş tarafında. İleriye. İleriki. Öndeki. Önümüzde. Başlamak.

Of : -dan. -nın. Yüzünden. -den. İle ilgili. Nin. Li. In. Hakkında. -in.

Time : Saat tutmak. Defa. Belirli bir zamana göre ayarlamak. Süre. Önel. Bir çağkuşağındaki katmanlı kayaçların oluş süresi. Zaman. Kurmak. Akıp giden olayların tekrar eden gök olaylarına göre sıralanmasından doğan bir kavram. güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına (saat açısına) karşılık bir ölçü. Yerbilim zamanı.

 

Ahead of : -in önünde. İn önünde. Öncesinde. Daha iyi. İlerisinde. İleride. -den iyi.

Ahead of schedule : Programlamadan daha erken. Planlanandan daha erken. Plandan veya programdan önde veya önce. Programdan önce.

Get ahead of somebody : İleri olmak. Önüne geçmek.

Streets ahead of : Kat kat üstün. Kat kat iyi.

Ahead of the times : Zamanın ilerisinde.

Be ahead of : Önünde olmak. Önde olmak. İlerisinde olmak. Herkesin önünde olmak. Öne geçmek.

Keep ahead of : İlerisinde olmak. Önünde olmak.

İngilizce Ahead of time Türkçe anlamı, Ahead of time eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ahead of time ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Earlier : Daha erken. Daha öncesinde. Daha evvel. Eski. Peşin. Sabık. Evvel.

Aforetime : Evvelden.

Soon : Erkenden. Yakında. Tercihan. Neredeyse. Az sonra. Kısa süre içinde. Birazdan. Bugün yarın. Biraz sonra.

In time : Zaman içinde. Sırası gelince. Vakitli. Zamanında (yetişmek). Zamanında. Bir süre sonra. Uygun tempoda. Vaktinde. Zamanla.

Matutinal : Sabahları görülen. Sabah. Sabahla ilgili. Sabah (ile ilgili). Sabah oluşan.

Before : -den önce. Karşı. Önüne. Evvelce. Önce. -meden önce. Karşısında. Huzurunda. Önden. Bundan önce.

Erstwhile : Bir zamanlar. Eskiden. Sabık. Vaktiyle. Bir zamanlarki. Eski.

Prematurely : Zamanından önce. Mevsimsiz olarak.

Deja : Çoktan. Bir kadın adı. Bir soyadı. Henüz. Az önce.

Ere now : Bundan evvel. Bundan önce. Vaktiyle.

Ahead of time synonyms : beforetime, a little previous, erenow, already, premature, before now, beforehand, ahead, erst, before time, antecedently, in good time, anteriorly, early, sooner.