Estimates türkçesi Estimates nedir

Estimates ile ilgili cümleler

English: The number of living languages is frequently debated and estimates have varied from five thousand to eight thousand.
Turkish: Yaşayan dil sayısı sıkça tartışma konusu olur ve tahmini sayı beş bin ile sekiz bin arasında değişegelmiştir.

English: Tom's budget contained too many rough estimates.
Turkish: Tom'un bütçesi çok fazla kaba tahmin içeriyordu.

English: According to scientific estimates, the universe is nearly 14 billion years old.
Turkish: Bilimsel tahminlere göre, evren yaklaşık 14 milyar yaşında.

English: Our profits exceeded even the most optimistic estimates announced last year.
Turkish: Bizim kâr geçen yıl duyurulan en iyimser tahminleri bile aştı.

English: Ali definitely overestimates his own ability.
Turkish: Ali kendi yeteneğini kesinlikle abarttı.

Estimates ingilizcede ne demek, Estimates nerede nasıl kullanılır?

The estimates : Bütçe.

Overestimates : Fazla değer vermek. Gözünde büyütmek. Fazla önem vermek. Yeteneğini abartmak. Olduğundan fazla değer biçmek. Aşırı değer biçmek. Değerinden fazla kıymet vermek. Yeteneklerini abartmak. Fazla değerlendirmek. Olduğundan fazla yetenekli görmek.

 

Preestimates : Ön değerlendirme yapmak.

Underestimates : Hafife almak. Düşük olarak tahmin etmek. Az değer biçmek. Hor görmek. Azımsamak. Az olarak tahmin etmek. Küçük görmek. Önemsiz görmek. Az tahmin etmek. Küçümsemek.

Estimate of brightness : Bir yıldızın parlaklığını, parlaklıkları bilinen yıldızlarla karşılaştırarak değerlendirme. Parlaklık tahmini.

Estimate of the situation : Durum tahmini. Olan şeyler hakkındaki fikir. Durum değerlendirmesi. Neler olduğuna dair fikir. Durum muhakemesi.

Estimate the price : Paha biçmek.

Conservative estimate : İhtiyatlı tahmin. Tedbirli tahmin. Ölçülü yaklaşım.

At a rough estimate : Tahmini bir hesapla.

Form an estimate of : Değerlendirmek. Hüküm vermek.

İngilizce Estimates Türkçe anlamı, Estimates eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Estimates ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Apprizes : Değer vermek. Bilgi vermek. Söylemek. Bildirmek. (eski kullanım) tahmin etmek. Haber vermek. Değerini yükseltmek. Fiyat saptamak. Haberdar etmek.

Drowsed : Uyuklamak. Ayakta uyumak. Uyku getirmek. Uyutmak. Uyuklama. Pineklemek.

Adjudicating : İhale etmek. Hüküm verme. Kararına varmak. Hakemlik etmek. Hüküm veren. Yargıcılık yapmak. Hükmüne varmak.

Esteem : Saygınlık. Rağbet. Saygı duymak. Saygı göstermek. Addetmek. İtibar etmek. Düşünmek. İtibar. Saygı.

Adjudicated : Karara bağlanmış. Karar verilmiş. İhale etmek. Hakemlik etmek. Kararına varmak. Yargıcılık yapmak. Hüküm verilmiş. Hükmüne varmak. Hükmüne varılmış.

Figure on : Güvenmek. Hesap etmek. Planlamak. Hesaba katmak. Göz önünde tutmak. Ummak.

 

Harvest : Hasat zamanı. Saklamak. Ekin biçmek. Toplamak. Toplanan ekin. Tarım kesiminde bir üretim döneminde üretilen ürün miktarı. Ürün. Hayvansal ürünün veya bitkisel ürünlerin bir bölgeden toplanması. Ekin biçme, ürün kaldırma işi. İdareli kullanmak.

Estimation : Fikir. Yorum. Yargı. Saygı. Ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Görüş. Paha biçme. Tahmin etme. Düşünce. Tahmin.

Overrating : Büyütmek. Önemsiyor olmak. Abartmak. Olduğundan daha önemli saymak. Fazla önem vermek. Olduğundan fazla iyi saymak. Gözde büyütmek. Önemsemek. Fazla değer vermek. Gözünde büyütmek.

Idea : Niyet. Plan. Tasarı. Öneri. Bir öykülü filme çıkış noktası olan konu, başlıca düşün. Kanaat. Görüş. Düşünü. Amaç. Çeşitli ansal işlemler yoluyla yaratılmış ve belli bir içeriği olan kavramsal oluşum.

Estimates synonyms : misgauge, underreckoning, lowball, overreckoning, guestimate, mowed, estimate, dozes, conjecturing, judge, bring in, anticipates, underestimate, approximate, estimating, quantise, guess, calculates, adjudges, shot, cuts, appreciated, condemns, harvests, figure, drowses, figuring, appreciate, mown, count, commend, appraise, calculate.

Estimates zıt anlamlı kelimeler, Estimates kelime anlamı

Disrespect : Kabalık etmek. Hürmet etmemek. Saygısızlık etmek. Nezaketsizlik. Saymamak. Kabalık. Saygısızlık yapmak. Saymazlık. Saygısızlık. Hürmetsizlik.

Hibernate : Kış uykusuna yatmak. Kışı ılıman bir yerde geçirmek. Kışı uykuda geçirmek.

Wake : Uyanık kalmak. Ölünün başında beklemek. Kaldırmak. Dümen rüzgarı. Uyanmak. Geminin suda bıraktığı iz. Canlandırmak. Sabahlamak. Ölüyü bekleme. Harekete geçirmek.