Exhorted türkçesi Exhorted nedir

  • Yüreklendirilmiş.
  • Cesaret vermek.
  • İkaz edilmiş.
  • Tembih etmek.
  • Öğüt vermek.
  • Nasihat verilmiş.
  • Uyarmak.
  • Akıl verilmiş.
  • Teşvik edilmiş.
  • Öğütlenmiş.
  • Yüreklendirmek.
  • Cesaretlendirilmiş.
  • Tavsiye etmek.
  • Uyarılmış.

Exhorted ile ilgili cümleler

English: The teacher exhorted his pupils to do well.
Turkish: Öğretmen, öğrencilerini iyi yapmaya teşvik etti.

Exhorted ingilizcede ne demek, Exhorted nerede nasıl kullanılır?

Exhorter : İkaz eden. Nasihat veren. Uyaran dikkatini çeken kimse. Akıl veren. Şiddetle tavsiye eden kimse. İleri süren teşvik eden kimse. Yüreklendiren. Uyaran. Teşvik eden. Öğütleyen.

Exhorters : Yüreklendiren. Teşvik eden. Şiddetle tavsiye eden kimse. İkaz eden. Akıl veren. Uyaran. İleri süren teşvik eden kimse. Öğütleyen. Uyaran dikkatini çeken kimse. Nasihat veren.

Exhort : Cesaret vermek. Tavsiye etmek. Teşvik etmek. Uyarmak. Hareretle öğütlemek. Tembih etmek. Öğüt vermek. Yüreklendirmek. Hararetle öğütlemek.

Exhortate : Teşvik etmek.

Exhortation : Tavsiye. Şiddetli tavsiye. Tembih. Teşvik edici söz. Uyarı. Teşvik. Vaız. Nasihat. Teşvik etme.

Exhortative : Kuvvetli şekilde teşvik edici. Son derece cesaret verici. Teşvik niteliğinde. Özendirme kipi.

Exhortations : Uyarı. Teşvik edici söz. Teşvik etme. Vaız. Tavsiye. Tembih. Teşvik. Şiddetli tavsiye.

 

Exhorting : Akıl öğretme. Tavsiye etmek. Teşvik etme. İkaz etme. Uyarma. Yüreklendirmek. Uyarmak. Öğüt vermek. Tembih etmek. Yüreklendirme.

Exhortatory : Kuvvetli şekilde teşvik edici. Son derece cesaret verici. Teşvik niteliğinde.

Exhorts : Teşvik etmek. Hararetle öğütlemek. Tavsiye etmek. Öğüt vermek. Cesaret vermek. Uyarmak. Tembih etmek. Yüreklendirmek.

İngilizce Exhorted Türkçe anlamı, Exhorted eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Exhorted ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Counselled : Nasihat etmek. Akıl vermek.

Abets : Kızıştırmak. Yoldan çıkarmak. Suça katılmak. Tahrik etmek. Yardım etmek. Yardımda bulunmak. Özendirmek (suç). Suç ortaklığı yapmak. Kışkırtmak.

Cautioned : Dikkatini çekmek. İhtar etmek.

Sicked : Kışkırtılmış. Dürtülmüş.

Emboldening : Teşvik etme. Gaza getirme. Teşvik etmek. Yüreklendirme. Cesaret verme.

Be a father to : Korumak. -e baba olmak (genellikle biyolojik). Büyütmek. Bir baba gibi davranmak. Nasihat vermek. Göz kulak olmak.

Alerted : Alarma geçirmek. Alarma geçirilmiş. Gözünü açmak.

Advises : Akıl vermek. Tavsiyede bulunmak. Danışmak. Haber vermek. Bilgilendirmek. Öğütlemek. Nasihat etmek.

Cheer on : Alkışlamak. Tezahürat yapmak. Teşvik etmek. Desteklemek. Alkışla cesaret vermek.

Press : Basım. Topluca ilerlemek. Hızlandırmak. Sıkmak (limon vb.). Preslemek (çelik veya cam veya tuğla vb'ni). Sıkıştırmak. Basım yoluyla çoğaltılarak, belirli zamanlarda çıkan basmalar. Ütülemek. Çabuklaştırmak. Pres.

Exhorted synonyms : businessperson, advise somebody of something, enjoin, sicced, preaches, exhort, admonishes, abet, preached, exhorting, induced, excited, encourage, buck somebody up, counsel, advise, expostulated, alert to, bolden, encourages, preach, enjoins, counseled, hurry, admonished, cautioning, commends, push, commend, emboldens, advising, encouraged, favour.

 

Exhorted zıt anlamlı kelimeler, Exhorted kelime anlamı

Delay : Oyalanmak. Yubatmak. Sonraya bırakmak. Tecimsel belgitlerin sayışımlarındaki paraların ödenmeleri için saptanan gün. bir işin yapılması ya da bir borcun ödenmesi için gösterilen süre. Savsaklamak. Tehir. Eğlemek. Ses sinyalini kopyalayarak belli zaman aralıklarıyla belirlenen sayıda tekrarlayarak yapay yankı hissi veren efekt ve bunu sağlayan cihaz. Oyalamak. Alıkoymak.

Discourage : Cesaret kırmak. Korkutmak. Umudunu köreltmek. Önlemek. Gözünü korkutmak. Hayal kırıklığına uğratmak. Mücadele gücünü kırmak. Kandırmak. Vazgeçirmek. Caydırmak.