Expedients türkçesi Expedients nedir

  • Umar.
  • Tedbir.
  • Münasip.
  • Yol.
  • Çare.
  • Politika.
  • Aranılan nitelikte.
  • Belki doğru olmayan fakat elverişli bir çare.
  • Elverişli bir çare.
  • Önlem.

Expedients ingilizcede ne demek, Expedients nerede nasıl kullanılır?

Expedient to : İçin uygun.

Temporary expedient : Geçici tedbir.

Expedient : Avantajlı. Belki doğru olmayan fakat elverişli bir çare. Aranılan nitelikte. Elverişli bir çare. Çıkarcı. Çare. Yol. Umar. Yerinde. Tedbir.

Expediential : Zahmete değer. Kazançlı. Avantajlı. Karlı. Uğraşmaya değer. Yapmaya değer. Yararlı. Faydalı. Yarar veya amaca erişmek için çareye başvurarak.

Expediently : Zaman harcamaya değer bir tarzda. Münasip bir şekilde. Uygun olarak. Üretken bir şekilde. Kazançlı bir tarzda. Elverişli bir şekilde. Avantajlı bir halde.

Inexpedience : Uygunsuzluk.

Expediences : Münasebet. Çare. Çıkar. Uygunluk. Muvafıklık. Belki doğru olmayan fakat elverişli bir çareye başvurma. Menfaat. Çıkar yol. Şahsi menfaat. Önlem.

Inexpedient : Yararsız. Amaca uymayan. Uygunsuz. Amaca uygun düşmeyen. Elverişsiz. Uymaz. Akılsız. Akılsızca. Münasebetsiz. Yersiz.

Inexpediency : Uygunsuzluk. Yersizlik. Yararsızlık. Faydalı olmama. Münasebetsizlik. Gereksizlik.

Expediency : Amaca uygunluk. Uygunluk. Menfaat. Çıkar yol. Çıkar. Çare. Yararlılık. Şahsi menfaat. Yarar. Muvafıklık.

 

İngilizce Expedients Türkçe anlamı, Expedients eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Expedients ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Carpetbagging : Hafif bir bagajla seyahat etmek. Bir maceraya atılmak için yola çıkmak.

Carpetbag : Dolandırıcı. Heybe. Bir maceraya atılmak için yola çıkmak. Hafif bir bagajla seyahat etmek. Halı torba.

Apt : Yatkın. Eğilimli. Uygun. Yerinde. Yetenekli. Çabuk kavrayan. Muhtemel. Kavrayışlı.

Forestallment : Yol kesme. Boşa çıkma. Zorla durdurma. Önüne geçme. Korunma. Tahmin. Önceden harekete geçme. Önleyici tedbir. Hüsran.

Curative : Derman. Şifa verici. Sağaltıcı, hastalığı iyileştirici. Küratif. Tedaviye ait. Hastalığı iyileştirici. İlaç. Tedavi edici, hastalığı iyileştirici.

Access : Erişmek. Ulaşma. Yaklaşım. Geçit. Bir veri saklama ortamında, veri okuma ya da yazma işlemini gerçekleştirmek üzere, adresi verilen yeri fiziksel olarak bulma. Nüfuz. Erişme. Bilgisayar sistemine girip bilgi almak izni (bilgisayar). Kullanma.

Foresight : Arpacık. Arpacık (silah). Sağgörü. İleri görüş. Bir durumu önlemler almaya elverecek biçimde önceden görme yeteneği. Öngörü. Feraset. Seziş.

Expedient : Avantajlı. Yararlı.

Advisable : Doğru. Akla yatkın. Müsait. Akla uygun. Tavsiye edilebilir. Mantıklı. Uygun. Makul. Akıllıca.

Choice : Seçim. İktisadi karar biriminin kısıt altında yaptığı tercih. Seçenek. Seçiş. Bir soru çizinliği ya da ölçekte bir soru ya da sınarı izleyen ve verilebilecek olanaklı yanıtları gösteren almaşıklardan her biri. Üstün. Güzide. Seçme hakkı. Elit. Seçkin.

 

Expedients synonyms : congruent, antidote, corrective, cures, congruous, countermeasures, avenues, hedge, curatives, correctives, discretion, politics, caginess, resource, opportunist, adequate, carriageways, carriageway, appropriating, clampdown, utile, discreetness, convenient, avenue, egresses, expediences, polities, manoeuvre, carpet, forehandedness, polity, advantageous, conduit.

Expedients zıt anlamlı kelimeler, Expedients kelime anlamı

Disadvantageous : Elverişsiz. Sakıncalı. Mahzurlu. Dezavantajlı. Zararlı. Zararına. Aleyhte.

Inconvenient : Sırasız. Zahmetli. Zor. Elverişsiz. Külfetli. Rahatsız edici. Uygun olmayan. Vakitsiz. Münasebetsiz. Sıkıntı veren.

Useless : Havacıva. Neticesiz. İşe yaramaz. Yaraksız. Boşuna. Yararsız. Faydasız. Yaramaz. Nafile. Kullanışsız.

Expedients antonyms : inexpedient, impolitic.