Expressing türkçesi Expressing nedir

Expressing ile ilgili cümleler

English: I'm not good at expressing my feelings.
Turkish: Duygularımı ifade etmede iyi değilim.

English: He sometimes has trouble expressing his opinions.
Turkish: Bazen görüşlerini ifade etmekte sorun yaşadı.

English: My fluency is sufficient for many situations, but not for expressing my — often contradictory — emotions.
Turkish: Benim akıcılığım bir çok durum için yeterlidir, fakat genellikle çelişkili durumlarımı ifade etmek için değil.

English: Laurie is expressing herself.
Turkish: Laurie kendini ifade ediyor.

English: She is backward in expressing her opinion.
Turkish: O, fikrini ifade etmede geri kalmış.

Expressing ingilizcede ne demek, Expressing nerede nasıl kullanılır?

Expressing an opinion : Bir fikri dile getirme. Bir fikir belirtme.

Reexpressing : Tekrar söylemek. Tekrar ifade etmek.

Expressible : Kelimelere dökülebilir. Beyan edilebilir. Ortaya konulabilir. Belirtilebilir. Anlatılabilir. İfade edilebilir.

Expression : Tasarlanan düşünceleri sözlü ya da yazılı olarak ortaya koyma. ilgili sözcükleri ve sözcük öbeklerini vurgularına önem vererek iletişimi tam sağlayacak biçimde okuma ya da konuşma. Duygularını katma. Ekspresyon. Deyim. İfade. Bir genin kendini ifade etmesi, fonksiyonel protein üretimi. Ton. Bir anlam taşıyan sözlü ya da yazılı bildirim. Tabir. Söz.

 

Expression builder : Deyim oluşturucusu.

Expressionism : Anlatımcılık. Anlatım. Expresyonizm. Dışavurumculuk. Ekpresyonizm. Ekspresiyonizm. Dışa vurumculuk. Ekspresyonizm.

Expressionists : Dışavurumcu. Ekspresyonist. Anlatımcı.

Expressionlessly : Anlamsız bir şekilde. Yüzünde herhangi bir ifade olmaksızın. İfadesiz bir şekilde. Boş boş. İfadesizce.

Expressionistic theater : Ekspresyonist tiyatro. Naturalizmin aşırı doğa kopyacılığına ve empresyionizmin dış izlenim düzenine karşı bir tepki olarak doğmuş ve 1910'dan 1924'e kadar sürmüş bir tiyatro akımıdır. tiyatro alanında ekspresyonizm, ilk olarak almanya'da uygulanmıştır. alman ekspresyonist yazarları, naturalist çevre oyunlarına, empresyonist atmosfer ve duygu oyunlarına ve simgeli düşünce oyunlarına karşı, iç gerçeği, salt insanı eksen olarak alan oyunlar yazmışlardı. baba, çocuk, karı, koca, öğretmen, asker gibi çok genel tiplerden hareket eder, bunlara özel nitelikler vermezler. konuyu tektonik bir örgü yerine kopuk kopuk ancak tüm anlam bakımından ortak bağı olan tablolar sistemi ile işlerler. naturalizmin, gerçeğe uymuyor sakıncasıyla oyundan çıkarıp attığı monologu, ekspresyonistler, iç dünyanın doğrudan doğruya anlatımı sayarak yeniden kullanırlar. ekspresyonist tiyatro, yönetim, dekor ve ışıkta yalınlık arar. örnek: hasenclever "der sohn" (oğul).

Expressionless : Boş. Manasız. Anlamsız. İfadesiz.

İngilizce Expressing Türkçe anlamı, Expressing eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Expressing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Traduction : Dönüştürme. Nakil. İade. Verme. Çevirme. Ödeme.

Catchword : Sayfadaki ilk veya son kelime (sözlük). Parola. Bir kitabın ya da yazının konusunu belirlemek için kullanılan ve addan seçilen önemli sözcük. Anahtar sözcük. Savsöz. Slogan. Replik.

Adage : Mesel. Atasözü. Özdeyiş. Darbımesel. Vecize.

Proverb : Öneylem. Darbımesel. Halkın, doğal ve toplumsal olaylarla ilgili kanıtlarını belirleyen özlü, kısa, geleneksel halk anlatımı. (bu anlatım genellikle uyaklı, benzer, karşıt anlamlı, eş sesli sözcüklerle sözcük oyunlarından oluşmaktadır.). Mesel. Atasözü. Anonim özellik taşıyan, atalardan kaldığı kabul edilen ve toplumun yüzyıllar boyunca geçirdiği gözlem ve denemelerden, ortak düşünce, tutum ve davranışlarıyla dünya görüşünden oluşan, genel kural niteliğindeki kısa, özlü, kalıplaşmış söz: alet işler, el övünür. ak akça kara gün içindir. çalma elin kapısını, çalarlar kapını. ağlamayan çocuğa meme vermezler. keskin sirke küpüne zarar. çobansız koyunu kurt kapar. taşıma su ile değirmen dönmez. güvenme varlığa düşersin darlığa. bakarsan bağ, bakmazsan dağ vb.

Articulations : Berrak söyleyiş. Eklem. Mafsal. Boğum. Temiz ifade. Eklemleme. Söyleme. Bitiştirme.

Ambiguity : İkircim. Anlatım bozukluğu. İki anlamlılık. Bir kavram, anlatım ve ölçümün anlamca kapalı ya da çokanlamlı olma durumu. Muğlaklık. Belirsizlik. Anlam karmaşası. Anlam belirsizliği. İki manalılık. Müphemiyet.

Calque : Öyküntü. Ödünçleme alıntı. Ödünç çeviri yöntemini kullanarak bir kelime veya ifadeyi şekillendirmek.

Sparkle : Parlamak. Parıldamak. Pırıldamak. Köpürmek (şarap). Pırıltı. Işımak. Köpürmek. Işık saçmak. Parlaklık. Parıltı.

Look : Görünmek. Ümit etmek. Görünüş. Bakış. Göstermek. Ummak. Aramak. Bakmak. İyileşmek. Görünmek (güzel veya hasta vb).

Slogan : İstence. Kalıpsöz. Slogan. Reklam sloganı. Parola. Savaş çığlığı (isk.). Savsöz. Kalıp söz. Döviz.

Expressing synonyms : dysphemism, sumpsimus, loan translation, anatomical reference, calque formation, speech communication, southernism, oral communication, spoken communication, advice and consent, agrapha, phrasal idiom, logion, set phrase, voice communication, visage, dixit, axiom, forwarding, language, pronounciation, shucks, ingrafting, transmissions, phrasings, facial expression, transmission, narrator, anatomical, portages, dictions, face, haulage.

Expressing zıt anlamlı kelimeler, Expressing kelime anlamı

Euphemism : Öfemizm. Güzel adlandırma. Hüsnütabir. Sert sözcüklerin yerine daha yumuşaklarını kullanma sanatı. Örtmece. Edebi kelam. Edebikelam.

Uncommunicative : Ağzı sıkı. Konuşkan olmayan. Ketum. Çekingen. Az konuşan. Az konuşur.

Expressing antonyms : dysphemism.