Extending türkçesi Extending nedir

Extending ile ilgili cümleler

English: Gooseberries are fruits that are effective at extending life.
Turkish: Bektaşi üzümü hayatı uzatmada etkili meyvelerdir.

English: In a time-bound society time is seen as linear- in other words as a straight line extending from the past, through the present, to the future.
Turkish: Zamana bağlı bir toplumda zaman lineer olarak görülür-yani geçmişten şimdiki zamana ve geleceğe doğru uzanan düz bir çizgi olarak.

English: His company is extending its business.
Turkish: Şirketi işini genişletiyor.

Extending ingilizcede ne demek, Extending nerede nasıl kullanılır?

Overextending : Geliştirme. Çok fazla genişletmek veya uzatmak. Aşırı genişletmek. Abartılı bir dereceye kadar uzatmak.

Extendibility : Uzatılma veya uzama kabiliyeti. Genişleyebilme. Genişletilebilirlik. Gerdirilebilirlik. Tüm uzunluğu boyunca çekilebilir olma. Uzayabilir veya uzatılabilirlik.

Extendible : Uzatılabilir. Uzayabilir. Genişletilebilir. Elastik. Genişleyebilir. Tüm uzunluğuna kadar çekilebilir. Gerdirilebilir.

Extend a term : Süresini, belirli koşulları yerine getirerek yenileme. Süresini uzatma.

Extend an invitation : Davet etmek. Resmi bir davetiye göndermek.

Char right extend : Sağ karakter uzatma.

Extend selection : Seçimi genişlet. Seçimi genişletmek.

 

Extend mode : Genişletme kipi.

Extend selection mode : Seçimi genişletme modu.

Extend condolences : Rahatlatmak. Sempatisini ifade etmek. Acısını paylaştığını ifade etmek. Taziyelerini sunmak. Teselli etmek. Avutmak. Derdini paylaştığını belirtmek.

İngilizce Extending Türkçe anlamı, Extending eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Extending ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Elongations : Uzanım. Boyuna. Genişleme. Germe. Uzama. Sürdürme. Elongasyon. Uzanma.

Delay payment : Ödemede gecikme.

First aid : İlk yardım. İlkyardım. Sıhhi imdat.

Babysitting : Bebek bakma. Anne baba evde yokken çocuklarına bakma (genellikle ücret karşılığı). Çocuk bakıcılığı. Çocuk bakma.

Disbursement : Para ödeme. Sarf. Ödeme. Para ödemesi. Harcama. Tediye. Masraf. Ödeme miktarı.

Contango : Borsada bir alışverişin gününü uzatma. borsada bir alışverişin gününü uzatmak için ödenen para. Repor. Tehir primi. Bir malın ileri tarihteki fiyatının bugünkü fiyatından yüksek olması durumu. Prim. Hisse senedi primi.

Livery : Kıyafet. Ferağ. Kamulaştırma beratı. Logo. Kiralık at ahırı. Kılık. Özel üniforma. Yem parası (at). Uşak elbisesi. Üniforma.

Incubation : Kuluçka dönemi. Tasarlama. Mikroorganizmaların belirli sıcaklıkta tutularak gelişmesini sağlama işlemi. Hastalık etkeninin vücuda girişiyle hastalık belirtilerinin meydana çıkışı arasında patojen mikroorganizmanın vücutta gelişimi. mikropların kültür ortamında gelişmesi. canlı doku parçasının kültür ortamında geliştirilmesi. bir kuş embriyosunun, yumurta içerisinde belli bir sıcaklıkta ve belli bir sürede gelişme dönemi. Civciv çıkarma. Enkübasyon. Kuluçka. Kuluçka işlemi. Kuluçkaya yatma.

 

Continuances : Süre. Devam. Sürüp gitme. Devam etme. Süreklilik. Erteleme. Kalıcılık.

Intervention : Aracılık. Tavassut. Aracılık etme. Anlaşmazlıkları çözümlemek için üçüncü kişinin araya girmesi. Müdahale. Nüfuzunu kullanma. Geçme. Bilgisayar, hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Arada olma. Araya girme.

Extending synonyms : haircare, tender loving care, pet sitting, nurturance, personal care, baby sitting, prorogations, continuations, work, spending, dental care, extratime, prorogation, prolongation, faith healing, extension, tlc, healthcare, aid, tree surgery, treatment, circumflexes, pedicure, maternalism, elongation, continuance, health care, skin care, extention, extra time, renovation, carrying over, faith cure.

Extending zıt anlamlı kelimeler, Extending kelime anlamı

Ordinary : Lokanta (ingiliz ingilizcesi). Adi. Lokanta. Basit. Olağan. Tabldot lokanta. Alelade. Olağan şey. Alışılmış şey. Orta halli yemek (ingiliz ingilizcesi).

Nonattendance : Gelmeme. Gıyap. Katılmama. Devamsızlık.

Absence : Gıyap. Bulunmayış. Yitiklik. Uzakta olma. Bulunmama (bulunması gerekirken yerde). Devamsızlık. Dalgınlık. Kaybolma. Yokluk. İşçilerin işe gelememesi.