Extenuating circumstances türkçesi Extenuating circumstances nedir

  • Hafifletici sebep.
  • Bahaneler.
  • Hafifletici sebepler.
  • Takdiri indirim nedenleri.
  • Cezayı azaltan nedenler.
  • Özürler.
  • Hukuk alanında kullanılır.
  • Cezayı hafifletici nedenler.
  • Hafifletici nedenler.

Extenuating circumstances ile ilgili cümleler

English: Those are extenuating circumstances.
Turkish: Bunlar hafifletici koşullar.

Extenuating circumstances ingilizcede ne demek, Extenuating circumstances nerede nasıl kullanılır?

Extenuating : Azaltma. Yapılan hareketin ciddiyetini azaltmak için kısmen özürler veya sebepler sunan. -'ın ciddiyetini azaltan (bir faaliyetin veya suçun). Hafifletici.

Circumstances : Zenginlik. Şartlar. Mali durum. Koşullar. Varlık. Ahval. Durumlar.

Extenuating circumstance : Hafifletici sebep. Cezayı hafifletici nedenler. Cezayı hafifletici sebepler. Kanuni tahfif sebebi.

Abide by the circumstances : Her koşulda itaat.

Accommodate oneself to circumstances : Ayağını yorganına göre uzatmak.

Actual circumstances : Asıl durumlar. Fiili gerçek durumlar.

İngilizce Extenuating circumstances Türkçe anlamı, Extenuating circumstances eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Extenuating circumstances ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Annulment : İlga. Evliliğin iptali. Yokarma. Feshetme. İhlal etme. Bozma (yasa veya yargı veya sözleşme vb'ni). Kaldırma. İptal. Fesh.

 

Act of witness : Tanıklık.

Abstainer : Oy vermeyen biri. Çekimser kalan biri. Sakınan kişi. İçki içmeyen biri. Müstenkif. İçki içmeyen kimse. Çekimser.

Abduction : Kaçırma. Adam kaldırma. Uğrulama. Dışaçekim (tıp veya medikal terimi). Kaçırma (bir kimseyi). (kas) dışarı çekme. Abdüksiyon. Adam kaçırma. Zorla kaçırma.

Accused : Sanık. Suçlanan. Maznun. İtham edilen. Zanlı. Suçlu. Müttehem.

Aggravating circumstances : Ağırlaştırıcı nedenler. Suçu ağırlaştırıcı sebepler. Cezayı ağırlaştırıcı nedenler. Cezayı ağırlatıcı nedenler. Ağırlaştırıcı sebep. Cezayı ağırlaştırıcı sebepler.

Administration of justice : Adliye. Adalet yönetimi. Yargı. Kaza uygulamaları. Yargı idaresi.

Absente : Latince absente reo (davalının hazır olmaması) deyiminin bir parçası. Yitimli.

Administrative districts : İdari bölüm. İlçe. Kaza. İdari bölge.

Abstention : Vazgeçmek. İmtina. Kaçınma. Çekinme. Çekimser kalma. Sakınma. Çekimserlik. Uzak durma. Oy vermeme.

Extenuating circumstances synonyms : mitigable causes, administer an oath, allegation, american law of corporation, a wide saloon, mitigating circumstances, mitigating causes, abetment, acts contra bonos mores, apologies, extenuating circumstance.