Facilities türkçesi Facilities nedir

Facilities ile ilgili cümleler

English: Our university has excellent sports facilities.
Turkish: Üniversitemiz mükemmel spor olanaklarına sahiptir.

English: Any member can make use of these facilities.
Turkish: Herhangi bir üye bu tesislerden yararlanabilir.

English: Our school facilities are inadequate for foreign students.
Turkish: Okul olanaklarımız yabancı öğrenciler için yetersizdir.

Facilities ingilizcede ne demek, Facilities nerede nasıl kullanılır?

Facilities management : Tesisat yönetimi. Tesis yönetimi.

Are there cooking facilities on site : Kamp alanında yemek pişirme tesisleri var mı.

Are there laundry facilities on site : Kamp alanında çamaşırhane var mı.

Do you have facilities for children : Çocuklar için tesisleriniz var mı.

Banking facilities : Banka hizmetleri. Bankacılık hizmetleri.

Recreational facilities : Dinlence-eğlence tesisleri.

Transportation facilities : Ulaşım olanakları. Ulaşım imkanları. Taşıma tesisleri.

Extended fund facilities : Yapısal sorunlardan kaynaklanan ödemeler bilançosu açıklarının giderilmesine katkıda bulunmak amacıyla 1974 yılında ımf bünyesinde üye ülkelere, o yıl ve izleyen yıllardaki belirlenmiş ölçütlere göre başarımlarının izlenilmesi koşuluyla orta vadeli (genellikle üç yıl) kredi sağlamak için oluşturulmuş fon. Genişletilmiş fon kolaylığı.

 

Facilitate : Rahatlatmak. Yardım etmek. Hafifletmek. Kolaylaştırmak. Kolaylık getirmek. Olanak sağlamak. Çabuklaştırmak. Olanak tanımak.

Recreation facilities : Eğlence ve dinlenme tesisleri. Rekreasyon tesisleri.

İngilizce Facilities Türkçe anlamı, Facilities eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Facilities ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Agency : Aracılık. Ajans. Temsilcilik, temsilcilik işyarı, temsil ilişkileri, temsil yetkileri, temsil anlaşması gibi konular üzerinde çalışma ve iş yapma gücü. Acente temsilciliği. Acente. Tecimyerlerin çalıştıkları yerlerinin, ücret paylarının ya da genel olarak yapmış oldukları işlemlerinin tümü. Faaliyet. Aktör. Acenta.

Joint holders : Ortak mal sahibi. Arazi veya bir ortaklığa sahip olan birkaç vekil. Müşterek hamil.

Conveyance : Taşıma. Götürme. İhbar. Terk. Aktarım. Taşıt. Tebliğ. Bilgi. Sevk.

Possibilities : Olasılık. Olasılıklar. İhtimal.

Structure : Bir halkbilim olay ya da ürününün örge öbeği, örge tümgesi ya da örge tümgeleri biçimindeki içyapısı. bk. örge, örge tümgesi. krş. dışyapı. Şekillendirmek. Öğecik ile özdeciklerin, eksicik ya da öğeciklerden oluşma biçimi. Düzenlemek. İçyapı. Bünye. Yapılandırmak. Yapı. Biçimlendirmek.

Bdg : Yapı. Building (bina).

Amenity : Hayatı kolaylaştıran şey. Rahatlık. Rahatlık sağlayan şey. Tatlılık. Hoş tavırlar. Hoşluk. Letafet. Konfor. Hoş yerler.

 

Promotion : Tümör promosyonu. Tanıtım. Yükseltme. Terfi. Piyonun vezir olması. Tanıtma. Sınıf geçme. Reklam. Mevki.

Resource : Oyalayıcı şey. Kaynak. Dayanak. Beceri. Kaynak sağlamak. Çözüm bulma yeteneği. Çare. Özkaynak. Zenginlik.

Conveyances : Terk. Bilgi. Taşıma. Araç. Taşıt. Devretme. Sevk. Aktarım. Gönderme.

Facilities synonyms : eventualities, potential, amenities, intermediary, potentials, door, chances, eventuality, instrumentalities, building, wark, instrumentality, edifices, establishment, construction, apparatus, show, resources, bldg, opportunity, feasibility, means, founding, warks, facility, edifice, erection, potentiality, chancing, community facilities, lever, erecting, room.