Factious türkçesi Factious nedir

Factious ingilizcede ne demek, Factious nerede nasıl kullanılır?

Factiously : Kışkırtıcı bir şekilde. Fesatça. Hizipçi bir tarzda. Hizipçi olarak. Küçük hizipler oluşturma eğilimiyle. Hizipsel ve kavgacı bir tarzda.

Factiousness : Hiziplere bölünme eğilimi. Partizanlık. Kavgacı ve hizipçi olma durumu. Fesatçılık. Fitnecilik.

Faction : Kavga. Bir topluluk içinde anlaşmazlık. Nifak. Grup. Ayrılık. Genellikle topluluklar ve örgütler içindeki çatışma durumlarından doğan, yan tutmaya yönelik, az örgütlü ve akışkan çatışma kümesi. İhtilaf. Bölüntü. Gruplaşma. Bölek.

Faction chairman : Parlamentodaki politik bir grup veya topluluğun lideri.

Faction leader : Küçük bir grubun lideri. Politik bir grup veya topluluğun lideri. Hizip lideri.

Factionalism : Hizipçilik. Partizanlık. Gruplaşma. Ayrımcılık.

Factionalise : Ayrımcılık yapmak. Bir grubun hiziplere ayrılmasına neden olmak (ayrıca factionalize). Partizanlık yapmak. Hiziplere ayrılmak. Hizipçilik yapmak. Ötekileştirmek.

Accord and satisfaction : Zararın ödenmesi için zararı yapan ile zarara uğrayan arasında varılan anlaşma. Zarar ve ziyanın anlaşmayla giderilmesi. İki tarafın da davadan vazgeçerek yaptıkları anlaşma (hukuk terimi). Zararın tazmini için yapılan mutabakat. Haksız fiilden doğan tazminat hakkı ile ilgili taraflar arasında varılan anlaşma hükümlerinin yerine getirilmesi. Mahkeme dışı anlaşma.

 

Factionist : Bölücü. Partizan. İhtilafçı. Fitneci. Kışkırtıcı. Hizipçi.

Factional : Fitne. Küçük partizan gruplardan oluşan. Gruplaşma veya hiziplerle karakterize. Hizipler arası. Hizipçi. Küçük grup veya hiziplere ilişkin.

İngilizce Factious Türkçe anlamı, Factious eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Factious ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Disrupter : Engelleyen. Aksatan. Sekteye uğratan. Ayak bağı olan. Rahatsızlık veren.

Seditious : Karıştırıcı. İsyana teşvik eden. Ayaklandıran. Tahrikçi. Asi. Müfsit.

Segregationists : Ayıran kimse. Irkçı. Irk ayrımı yanlısı.

Divider : Hisseleri pay eden kimse. Bölen şey. Bölen kişi veya şey. Pergel. Paylaştırıcı. Bölen. Kuyu bölmesi.

Corruptions : Bozma. Çürüme. Yozlaştırma (dili). Bozulma. Yolsuzluk. Ahlaksız olma. Rüşvet. Ayartma. Yozlaştırma. Doğru yoldan saptırma.

Brawling : Kavga. Kavga eden. Bağırarak tartışma. Huzur bozma.

Fomenter : Tahrik edici. Tahrikçi.

Sectarians : Tutucu kimse. Bağnaz. Bağnaz kimse. Mezhep. Tarikatçı. Tutucu. Mezhep kaynaklı. Mezhepçi.

Conspirator : Suikastçı. Suikastçi. Komplocu. Komplo kuran. Komplo tertipleyen kimse. Suç işlemek amacıyla gizli ittifak oluşturan şahıs. Suikast tertipçisi.

Corruption : Ahlaksızlık. Namussuzluk. Yozlaştırma (dili). Rüşvetçilik. Bozulma. Ahlaksız olma. Ayartma. Doğru yoldan saptırma. Yedirim. Yolsuzluk.

 

Factious synonyms : hypocrites, unresting, hatemonger, brawlier, fire brand, conspirators, accessory before the fact, arguer, differential, hatemongering, disuniters, demagogue, arguers, belligerent, depravities, demagogues, plotter, aggressive, intriguers, cabals, atrabilious, bullyboys, dissentious, combatant, discriminatory, factional, sedition, dark side, mischief maker, agitators, factionist, instigation, dissensions.

Factious zıt anlamlı kelimeler, Factious kelime anlamı

Accordant : Ahenkli. Kabul eden. Uyumlu. Uygun.

Factious ingilizce tanımı, definition of Factious

Factious kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Given to faction. Prone to clamor against public measures or men. Turbulent. Seditious. Addicted to form parties and raise dissensions, in opposition to government or the common good. Said of persons.