Fall in türkçesi Fall in nedir

Fall in ile ilgili cümleler

English: Ali says that he's too busy to fall in love.
Turkish: Ali aşık olmak için çok meşgul olduğunu söylüyor.

English: Ali thinks he'll probably never fall in love.
Turkish: Ali muhtemelen hiç aşık olmayacağını düşünüyor.

English: Ali is the kind of guy that a girl could fall in love with.
Turkish: Ali bir kızın aşık olabileceği bir adam türü.

English: Ali never expected that Mary would fall in love with John.
Turkish: Ali Mary'nin John'a aşık olacağını hiç beklemiyordu.

English: Ali didn't expect to fall in love with Mary.
Turkish: Ali Mary'ye âşık olmayı beklemiyordu.

Fall in ingilizcede ne demek, Fall in nerede nasıl kullanılır?

Fall : Gece çökmek. Oturmak (laf). Ucuzlamak. Yenilmek. Düşmek. Karanlık bastırmak. Düşüş göstermek. Asılmak. Yatağa düşmek.

In : Çok moda olan. İçine. Tutulan. Olarak. Gelmiş olan. Dahili. İçinde. Da. İç. İçeri.

Fall in a heap : Kendini kaybedip ağlamaya başlamak. Sinirleri boşanmak. Düşmek. Yere yığılmak. Kendini koyvermek.

Fall in battle : Savaşta ölmek. Savaşırken ölmek. Çatışmada ölmek.

 

Fall in for : Almak.

Fall in price : Fiyatı düşürmek. Fiyatların aniden düşmesi. Fiyatı düşmek.

Fall in love : Aşık olmak. Tutulmak (aşık olmak). Gönül vermek. Aşka tutulmak. Aşkın içine düşmek. Sevdalanmak. Aşka düşmek. Abayı yakmak. Sevmek.

İngilizce Fall in Türkçe anlamı, Fall in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fall in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Crack up : Güçten düşme. Şalteri atmak. Yıkılmak. Dağıtmak. Dağılmak. Övmek. Sinirsel çöküntü yaşamak. Gülmekten katılmak. Sinir krizi geçirmek.

Fail due : Süresi bitmiş olma. Süresi geçme.

Emigrates : Hicret etmek. (başka bir ülkeye) göç etmek. Başka ülkeye gitmek veya yerleşmek. Göç etmek. Göç. Göç eylemek. Yurt dışına göç etmek. Göç vermek.

Alining : Dizmek. Sıralanmak. Oklahoma eyaletinde şehir. Sıralamak. Hizalamak. Oklahoma eyaletinde yerleşim yeri.

Cowering : Çömelmek. Sinme. Dizlerinin bağı çözülmek (argo terim). Korkudan sinmek. Sinen.

Emigrate : Göç vermek. Hicret etmek. (başka bir ülkeye) göç etmek. Göç etmek. Göç eylemek. Göç. Yurt dışına göç etmek. Başka ülkeye gitmek veya yerleşmek.

Migrates : Göçürmek. Geçmek. Taşınmak. Göç etmek. Geçirmek. Geçir. Migrat. Göç eylemek.

Immigrated : Göç etmek. Göçmen olarak getirmek. Göçmen almak.

Aligns : Hizaya sokmak. Dizmek. Sıraya koymak. Aynı hizaya getirmek. Sıralamak. Hizalamak. Sıraya dizmek. Sıralanmak. Hizaya getirmek.

Emigrating : Hicret etme. Göç etmek. Göçme.

Fall in synonyms : ranking, collapse, be overcome with, form a line, cowered, die, be possessed by, arrive at maturity, dent, falling in, cave in, be overcome by, collapses, alines, ranked, matured, gave way, matures, caved, become due, fall into line, cave, be besotted with, be carried away, string out, dissolve, be seized with, maturing, line up, alined, be drawn to somebody, migrated, cracks.