Göçmek nedir, Göçmek ne demek

"Göçmek" ile ilgili cümleler

  • "Eğer bir an önce bu işin önüne geçilmezse mendirek bu seneki lodoslarda bir kat daha göçecek." - N. Hikmet
  • "Masaların arasından geçerek localardan birine gider, göçerlerdi." - E. E. Talu
  • "Selanik elden çıkınca ailesi İzmir'e göçmüştür." - A. İlhan

Yerel Türkçe anlamı:

Kocaya gitmek, gelin olmak.

İhtiyarlamak.

Diğer sözlük anlamları:

İrtihal etmek, ölmek.

Yurt değiştirmek, hicret etmek.

İngilizce'de Göçmek ne demek? Göçmek ingilizcesi nedir?:

migrate

Göçmek anlamı, kısaca tanımı:

Göçüp gitmek : Ölmek.

Kaçgöç : Dinî bir anlayışla Müslüman kadınların erkeklere görünmemeleri, bir arada oturup konuşmaktan kaçınmaları.

Kona göçe : Yolculukta konaklayarak, geziye zaman zaman ara vererek.

Göçerkonar : Konargöçer.

Konargöçer : Göçebe bir hayat süren, bir yere sürekli yerleşmeyen (aşiret, oba vb.), göçerkonar.

Göçme : Göçmek işi.

Yerleşmek : Yaygın duruma gelmek, tutunmak. Rahat bir biçimde oturmak. Bir yerde oturmaya, yaşamaya başlamak. Çalışmak üzere bir iş yerine başlamak. Yerine iyice oturmak, yerinde sabit olmak. Alışılmak, kullanılır olmak. Sınav sonucuna göre herhangi bir eğitim kurumunda okumaya hak kazanmak, okumaya başlamak. Eşyayı yerli yerine koymak. Yer bulup oturmak.

 

Mahalle : Bu parçalarda oturan insanlarn tamamı. Bir şehrin bir kasabanın, büyükçe bir köyün bölündüğü parçalardan her biri.

Şehir : Nüfusunun çoğu ticaret, sanayi, hizmet veya yönetimle ilgili işlerle uğraşan, genellikle tarımsal etkinliklerin olmadığı yerleşim alanı, kent, site.

Ülke : Bir özelliği ön plana çıkarılarak düşünülen bölge. Devlet. Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, diyar, memleket.

Değiştirmek : Bir şey verip yerine başka bir şey almak. Başka bir duruma, başka bir görünüme getirmek. Birini bırakıp başkasını kullanmak. Bir şeyi veya bir kimseyi bulunduğu yerden başka bir yere götürmek. Anlatıma yeni bir içerik vermek. Başka bir biçime sokmak, değişikliğe uğratmak.

Hayvan : Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık.

Sıcak : Sıcak yer. Hamam. Dostça olan, sevgi dolu. Havadaki yüksek ısı. Isısı yüksek olan, çok ısınmış. Yakmayacak derecede ısısı olan, yakmayacak kadar ısı veren, soğuk karşıtı.

Çökmek : Sis, duman vb. inerek kaplamak. Şakak, avurt vb. içeri doğru girmek, çukurlaşmak. Çömelmek. Bulunduğu düzeyden aşağı inmek, çukurlaşmak. Üzerinde bulunduğu yere yıkılmak. Sarsılıp dinçliğini yitirmek. Deve, sığır vb. olduğu yere oturmak. Oturmak, birdenbire oturmak. Tortu dibe inmek. Son bulmak, yıkılıp dağılmak. Yoğun bir biçimde duymak. Basmak, yayılmak.

 

Ölmek : Yaşamaz olmak, hayatı sona ermek, can vermek. Değerini, geçerliğini, gücünü yitirmek, kullanılmamak. Bitki, solmak. Bazı sebeplerle çok sıkıntı veya acı çekmek.

Oturmak : Uygun gelmek, ölçüleri tam olmak. Bu biçimde yerleştiği yerde kalmak. Yer almak, geçmek. Bir işi yapmakta olmak, bir işe başlamak üzere olmak. Belli bir yörüngede dönmeye başlamak. Sıvı tortuları dibe çökmek, dipte toplanmak. Biriyle beraber yaşamak. Herhangi bir durumda belli bir süre kalmak. Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek. Bir yerde sürekli olarak kalmak, ikamet etmek. Toprak veya yapı çökmek, aşağı inmek. Hiçbir iş yapmadan boş vakit geçirmek, boş durmak. Benimsenmek, yerleşmek, kökleşmek.

Diğer dillerde Göçmek anlamı nedir?

İngilizce'de Göçmek ne demek? : v. migrate, emigrate, immigrate, trek, fall in, die, dent, go hence, transmigrate

Fransızca'da Göçmek : émigrer, affaisser; s'enrouler, s'enforcer; (ölmek) plier bagage; trépasser

Almanca'da Göçmek : v. auswandern, einwandern, emigrieren, trecken, umsiedeln, wandern, wegziehen, ziehen

Rusça'da Göçmek : v. переселяться, кочевать, перелетать, улетать, проваливаться, эвакуироваться, переселиться, перелететь, улететь, провалиться