Falsies türkçesi Falsies nedir

  • Takma göğüs.
  • Yalancı göğüs.
  • Göğüsleri daha iri göstermek için sütyen içerisine konulan dolgu malzemeleri veya petler.

Falsies ingilizcede ne demek, Falsies nerede nasıl kullanılır?

Falsie : Takma göğüs. Göğüsleri daha iri göstermek için sütyen içerisine konulan dolgu malzemesi.

Falsifiability : Çarpıyılabilirlik. Çürütülebilirlik. Yamulabilirlik. Tahrif edilebilirlik. Mutasyona uğrayabilirlik. Bozulabilirlik. Yanlışlanabilirlik. Üzerinde oynanabilirlik. Değişebilirlik.

Falsifiable : Biçim verilebilir. Aksi ispatlanabilir. Sahtesi yapılabilir. İşlenebilir. Yanlışlanabilir. Taklit edilebilir. Düzenlenebilir. Çarpıtılabilir. Çürütülebilir.

Falsification : Değiştirme. Düzmecilik. Taklit. Belgelerde düzmecilik yoluyla değişiklik yaparak başkalarına dokuncalı olacak durumda kendisine çıkar sağlama. Tahrifat. Uydurma. Bir malın içine niteliğini bozmak amacıyla başka maddeler katma. Oynama. Sahtesini yapma. Tahrif.

Falsification of accounts : Hesapların tahrifi.

Falsifiers : Tahrifçi. Düzenbaz. Sahteci. Sahtekar. Oynama yapan kimse. Kalpazan.

Falsificationism : Yanlışlamacılık.

Falsified : Sahtekar. Çarpıtılan. Tahrif edilmiş. Sahte. Aldatıcı. Bir değerin, asıl değerden düşük ya da başka olanı. Muharref. Düzmece. Aldatan.

 

Falsificator : Yalancı. Tahrifatçı. Sahtekar. Gerçekleri çarpıtan kimse.

Falsified note : Düzmece senet.

İngilizce Falsies Türkçe anlamı, Falsies eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Falsies ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Untrue : Yanlış. Sadakatsiz. Vefasız. Gerçek değil. Uydurma. Doğru olmayan. Asılsız. Standart olmayan. Yalan. Esassız.

Garble : Yanlış bir şekilde nakletmek. Üzerinde oynama yapmak. Tahrif. Değiştirmek. Bozma. Çarpıtmak. Yanlış bir şekilde anlatmak. Saptırmak. Tahrif etmek. Bozmak.

Distort : Saptırmak. Burkmak. Değiştirmek. Konuyu çarpıtmak. Kirlenmek. Eğri büğrü etmek. Bozmak. Bükmek. Tahrif etmek. Elektro gitardan alınan ses sinyalinin yükselteç tarafından aşırı sürülmesi sonucu kırılarak bozulmasıyla kendine has sert sesin oluşması.

Dishonest : Haysiyetsiz. Mürtekip. Dürüst olmayan. Hileli. İkiyüzlü. Şerefsiz. Yalancı. Namussuz. Sahtekar. Karaktersiz.

Trumped up : Uyduruk. Uydurma.

Dishonorable : Şerefsiz. Alçak. Namussuz. Onursuz. Güvenilmez. Dürüst olmayan. Şerifsiz. Ciğeri beş para etmez. Rezil. Haysiyetsiz.

Counterfeit : Kalp para basmak. Bir filmin benzeri olarak habersizce gerçekleştirilmiş film. bir filmden, habersizce çıkarılmış eşlem. İktisat, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Taklit etmek. Belli bir örneğe benzetilerek farklı bir marka adıyla üretilen mal veya eşya. Kalp. Basmak. Bir markanın özdeşi. Düzme. Kalp para.

Trueness : Vefa. Gerçeklik. Sadakat. Doğruluk. Bağlılık. Saflık. İçtenlik.

Specious : Yanıltıcı. Görünüşte iyi olan. Görünüşte doğru ancak gerçekte yanlış olan. Görünüşte doğru. Aldatıcı. Sahte. Makul görünüş.

 

Wrong : Bozuk. Hata. Ahlakdışı. Yanlış yol. Uygunsuz. Ters. Suç. Günah. Zulmetmek. Kötülük.

Falsies synonyms : misrepresent, verity, truth, belie, spurious, insincere, mendacious, incorrect, murder, the true, mutilate, mangle, warp, falsie, imitative.

Falsies zıt anlamlı kelimeler, Falsies kelime anlamı

Right : Tam olarak. Telafi etmek. Tam. Çeki düzen vermek. Doğru. Sağdan. Yolunda. Sağ. Hak. Derleyip toplamak.

Genuine : İçten. Özgün. Asıl. Sahici. İçi dışı bir. Samimi. Saf. Hilesiz. Gerçek. Halis muhlis.

Falsity : Hata. Sahtelik. Yalan. Yalancılık. Yanlış olma. Yanlışlık. Foya.

Falsies antonyms : sincere, honest, true, correct, truth.