Feminism türkçesi Feminism nedir

  • Kadınlara ekonomik, siyasal, tüzel vb. toplumsal alanlarda erkeklerle eşit haklar sağlamayı amaçlayan toplumsal devinim.
  • Kadın hareketi.
  • Kadın haklarını savunma.
  • Feminizm.
  • Fenimizm.
  • Kadın (özgürlüğü) hareketi.
  • Sosyoloji alanında kullanılır.
  • Feminist hareket.
  • Kadın yandaşlığı.
  • Kadın yandaşdığı.

Feminism ingilizcede ne demek, Feminism nerede nasıl kullanılır?

Feminisms : Kadın (özgürlüğü) hareketi. Kadın hareketi. Fenimizm. Kadın haklarını savunma. Kadın yandaşdığı. Feminizm. Feminist hareket.

Antifeminism : Anti feminizm. Erkek şovenizmi. Feminizme karşı çıkma.

Ecofeminism : Feminist ekoloji. Ekofeminizm. Kadınların erkeklere ve doğanın da kültüre boyun eğmesi arasındaki bağlantıları göstererek toplumdaki tüm türlerin baskınlığına son vermek için çalışan feminist hareket. Yüzyıllar boyunca kadın ve doğanın aynı kaderi paylaştığını, ikisinin de hor görülmüş, aşağılanmış ve eziyete uğramış olduğunu savunan görüş, ekofeminizm.

Feminisation : Feminizasyon. Erkek tarafından edinilen dişil özellikler (ayrıca feminization). Kadınsı olma süreci. Dişi cinsel özelliklerini taşıma. Dişileştirme. Kadınsı yapma eylemi.

Feminise : Kadınlaştırmak. Daha kadınsı yapma. (biyoloji terimi) dişi cinsel özelliklerini taşımak (ayrıca feminize). Kadınlaşmak. Dişilleştirmek. Dişileştirme. Kadınsı bir özellik veya görünüş verme.

 

Feminist movement : Kadın (özgürlüğü) hareketi. Feminist hareket.

Defeminise : Yumurtalıklarını almak. Dişi memelilerden yumurtalıklarını almak (ayrıca defeminize). Dişiliğini almak. Dişil özelliklerini ortadan kaldırmak. Dişliliğini etkisiz kılmak.

Antifeminist : Feminizme karşı olan kimse. Anti feminist.

Feminists : Feminist. Kadın hakları savunucusu.

Feminist : Kadın hakları savunucusu. Feminist.

İngilizce Feminism Türkçe anlamı, Feminism eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Feminism ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cause : Olaylar arasındaki bağımlılık ya da birlikte değişme ilişkisinde bağımsız ve belirleyici konumda olan etken. bk. sonuç. Sebep vermek. Neden olmak. -e neden olmak. Belli bir etki, bir devinim ya da değişime yol açan şey, bir olaya zorunlu olarak öngelen koşul. Yol açmak. Sebep. Sebeb. Sebep olmak.

Age distribution : Bir popülasyondaki her bir yaş grubu içerisindeki bireylerin sayısı veya oranı. Yaş dağılımı. Bir toplum ya da toplumsal küme nüfusunun yaş kesimlerine göre dağılma oranları.

Campaign : Sefer. Savaşmak. Kampanya. Savaş. Seferberlik. Sefere çıkmak. Kampanyaya katılmak. Kampanya yapmak. Adaylığını koymak. Mücadele.

Alienation : Devretme. Bireyin çevre koşullarına aykırı düşmesi ya da kendisini başkasının gözüyle görmesi. Soğutma. Uzaklaşma. Yabancı emek. Ötekileştirme. Devir. Aliyenasyon. Yabancılaştırma. Dengesizlik.

Drive : Belirli bir düzenin belirli bir güçle işletilmesine dayanan araçlarda, bu düzenin devinime geçmesi. Güç sağlamak. Örgenin kendi denetimi dışındaki etkenlerce, sonuçlarını öngörmeden davranmaya zorlandığı bir güdülenim biçimi. Çalışma. Dalış. Bir oyuncunun, topla ilerlerken ya da dururken, savunan tarafın bıraktığı boşluklardan sepete doğru birden dalışı. Kuşak, teker vb. veri saklama ortamlarının bir okuyucu-yazıcı kafa karşısına sürülmelerini sağlayarak gerekli okuma-yazma işlemlerini gerçekleştiren bilgisayar giriş-çıkış birimlerinin her birinin genel adı. miknatıslı kuşak sürücü, mıknatıslı teker sürücü ya da dört sürücülü teker bellek gibi bağlamlar içerisinde kullanılır. Elektro gitardan alınan ses sinyalinin yükselteçte oluşan kirlenim seviyesi için belirleyici olan ve kirlenim ile doğru orantılı bir etken. (arabayla) gitmek. Topla giriş.

 

All round development of individual : Tümsel gelişim. Bireyde tinsel niteliklerin, aktöresel arılığın ve fiziksel yetkinliğin uyumlu gelişimi.

Adaptive behavior : Bireyin doğal ve toplumsal çevresinin gereklerine uyacak biçimde davranması. Uyumcu davranış. Uyumlayıcı davranış. Bireyin çevreyle uyum ilişkileri geliştirmesine yarayan ya da toplumsal düzgülere uygun düşen davranış. Uyarlamacı davranış. Adaptif davranış.

Adjustment in marriage : Eşlerden her birinin öbürü ile birlikte uyumlu bir aile yaşamı oluşturup sürdürme yeterliği. Evlilikte uyum.

Aesthetic : Bedii. Nesnel toplumsal ilişkilerin bireyin uyumlu gelişimine, soyluyu ve alpı özgürce geliştirmesine, çirkin ve aşağılıkla savaşmasına... yardımcı olan ya da olmayan yanlarının duyusal belirişi. Estetik. Güzelduyu.

Feminist : Kadın hakları savunucusu. Feminist.

Feminism synonyms : philosophical system, women's rightist, women's liberationist, women's liberation movement, women's lib, aesthetical ideal, school of thought, feminisms, libber, affection, effort, movement, agnation, crusade, abilities, age group, feminist movement, doctrine, age grade, acclimatation, achievement motive, acculturation, agression, philosophy, ism.