Ferry türkçesi Ferry nedir

  • Rıhtım.
  • Taşımak.
  • İki kıyı arasında araba ve insan taşıyan gemi.
  • İşlemek.
  • Feribot.
  • Vapur iskelesi.
  • Feribotla taşımak.
  • Karşı sahile taşımak.
  • Kayık.
  • İskele.
  • Götürmek.
  • Vapurla geçmek.
  • Araba vapuru.
  • Bir araçla taşımak.

Ferry ile ilgili cümleler

English: They run a ferry service across the river.
Turkish: Nehirde karşıdan karşıya feribot seferleri yaparlar.

English: They closed down the ferry service since it was no longer economical.
Turkish: Artık ekonomik olmadığı için feribot servisini kapattılar.

English: In the morning I'm taking the first ferry to Greece.
Turkish: Sabah Yunanistan'a giden ilk feribota biniyorum.

English: We took a ferry from the island to the mainland.
Turkish: Adadan ana karaya bir feribota bindik.

English: Ali offered to ferry us across the river in his boat.
Turkish: Ali bizi botuyla nehrin karşı tarafına taşımayı önerdi.

Ferry ingilizcede ne demek, Ferry nerede nasıl kullanılır?

Ferry back and forth : Bir kimse veya bir şeyi ileri geri taşımak (genellikle bir su kütlesi üzerinde).

Ferry bridge : Tren taşıyan feribot. Vapur iskelesi.

Ferry goods : Malzemeleri taşımak. Malzemeleri nakletmek. Malları diyar diyar hareket ettirmek.

Ferry service : Feribot servisi.

Car ferry : Feribot. Araba vapuru. Hem yolcu hem de kara taşıtı taşıyan gemi. Otomobil taşıyan feribot.

 

Ferrying : Feribotla taşımak. Götürmek. Feribot. Vapurla geçmek. Bir araçla taşımak. Taşımak. Karşı sahile taşımak. İki kıyı arasında araba ve insan taşıyan gemi. İşlemek. Kayık.

Ferryhemoglobin : Ferrihemoglobin. Methemoglobin.

Ferrymen : Feribot kullanan kimse.

Train ferry : Demiryolu taşıtlarını su üzerinden taşımak üzere tasarlanmış feribot ya da vapur. Tren feribotu. Tren taşıyan vapur. Katar araba vapuru.

Transport by ferry : Feribotla taşımak.

İngilizce Ferry Türkçe anlamı, Ferry eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ferry ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Carrying away : Heyecanlandırmak. Ayartmak. Alıp götürmek. Coşturmak.

Betake : Götürülmek. Betatron.

Keelage : Liman resmi. Liman vergisi. Geminin limanda kalması için ödenen vergi. Rıhtım ücreti. Liman kullanma ücreti. İskele resmi. İskele parası.

Carts : Çekçek. El arabası. Araba. Araba ile taşımak. Atlı yük arabası. At arabası ile taşımak. At arabası. Sebzeci arabası.

Gangplank : Dosa. Güverte iskelesi. Sürme iskele. İskele tahtası. Borda iskelesi.

Carry away : Büyülemek. Aparmak. Heyecanlandırmak. Kendinden geçirmek. Alıp götürmek. Ayartmak. Coşturmak. Sürüklemek.

Boat : Küçük boyda tek ve yekpare direkli, üçgen biçiminde üç yelkeni bulunan ve 200 tona kadar kapasiteli yelkenli gemi. Sandalla gezmek. Sandal. Boyu 8-10 m, yük taşıma kapasitesi 5-6 ton olan, arkası düz, ortasında küçük bir ambarı bulunan balıkçılıkta ve yük taşımada kullanılan karadeniz bölgesine özgü bir tür kıyı teknesi. Vapur. Çeşitli boy ve biçimlerde, kürek, yelken veya motorla hareket eden balık avlamak için veya belirli ağılıkta yük taşımak için kullanılan güvertesin küçük tekne. Taka. Tekne. Tekne (gemi veya vapur veya sandal veya yat gibi).

 

Jetties : Dalgakıran. Mendirek.

Catwalk : Geçit. İki bina arasındaki köprü. Podyum. Kediyolu. Dar köprü. Dar bir yaya yolu. İki binayı birbirine bağlayan köprü. Geçit kalası.

Ferry synonyms : locomote, passage boat, carry, convey, arrest, discourses, fabric, gliders, boating, rowboat, betaking, bear off, ferryboats, ferryboat, gangplanks, travel, carried, bunds, farmed, discoursing, coach, ferried, cart, bunder, brands, carries, derrick, roll on ferry, car ferry, go, jutty, jetty, landing stage.

Ferry zıt anlamlı kelimeler, Ferry kelime anlamı

Stay in place : Yerinde kalmak.

Ferry ingilizce tanımı, definition of Ferry

Ferry kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A place where persons or things are carried across a river, arm of the sea, etc., in a ferryboat. To pass over water in a boat or by a ferry. To carry or transport over a river, strait, or other narrow water, in a boat.