Fili nedir, Fili ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kapı, pencere ve dolabın sürgüsü ya da mandalı.

Uyluk kemiği.

Kol ya da bacak kemiklerinin çıkıntıları, kenetleri.

İpten yapılmış özengi.

Dilim: Kaymaklı kadayıf filiciklerini kes keste ye.

Fili ile ilgili Cümleler

  • Filipinler'e İspanyolcada "Filipinas" denir.
  • İspanyolca eskiden Filipinler'in resmi diliydi.
  • “Ama bu arada hiç akıllarda olmayan bir sıkıntı filiz vermişti.”
  • Bu, Filipinlerde daha eğlenceli.
  • Afrika fili yeryüzünde en büyük kara memelisi.
  • “O sene ise buğday ekmişler, tam filiz verecekken Sakarya taşmış, yirmi gün çekilmemişti.”
  • Tohumlar filizlendi.
  • Bu filimin nesini beğendiniz?
  • Filimi nereye park edebilirim?
  • Filipinlerin en yüksek dağına ne denildiğini biliyoruz.
  • Bir filim var.
  • Benim filim nerede?
  • Filiberto aşina olmadığımız bir şehirde çok büyük bir dairede yaşıyor.
  • Filin yemeği binlerce karınca doyurmaya yeter.
  • Filim çoktan başladı.

Fili ile ilgili Atasözü veya Deyim

filinta gibi : genç, ince uzun boylu, çevik, yakışıklı kişi.

filiz gibi : ince ve güzel vücutlu.

filiz vermek : sürgün çıkmaya başlamak Mecaz anlamı ortaya çıkmak.

Fili tanımı, anlamı

Asya fili : [Bakınız: Hindistan fili]

Birincil filizlenme : [Bakınız: filizlenme].

Cıva filim elektrodu : İnce bir elementel cıva tabakası ile kaplı, anodik sıyırma analizinde asılı cıva damla elektrodu yerine kullanılan bir elektrot türü.

 

Deniz fili : Etçiller (Carnivora) takımının, fokgiller (Phocidae) familyasından, 4-7 m kadar uzunlukta, yağı ve postu için avlanan bir tür. Yüzgeç ayaklılar (Pinnipedia) takımının, fokgiller (Phocidae) familyasından, 7 m kadar uzunlukta olabilen, yağı ve postu için avlanan bir tür. (Macrorhinus leoninus) Etçiller (Carnivora) takımının fokgiller (Phocidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 4-7 m. Yağı ve postu için avlanır. Kergelen adası yakınlarındaki denizlerde yaşar.

Fındık filiz güvesi : Kanat genişliği ancak 13 mm. olan ve yaprakları kemirerek fındık ağaçlarına zarar veren küçük kelebek.

Filibit : Fransızca kökenli phlébite: felebit; ayaklarda olan bir hastalık.

Filicollis anatis : Echinorhynchidea takımında, Filicollidae ailesinde, Filicollis cinsinde bulunan, ördek, kaz, kuğu ve yabani su kuşlarının ince bağırsaklarında parazitlenen bir akantosefala türü.

Filiç : Oruç tutmayan adam.

Filiform : İplik şeklinde ince uzun olan. İplik biçiminde ince uzun olan. Filiformis.

Filiformis : İplik biçiminde olan, filiform.

Filigranlı : Filigranı olan.

Filik : Tiftik keçisi. Tiftik keçisinin yavrusu. Dişi keçi. Keçi yavrusu. Tiftik keçisinin ince, uzun, yumuşak ve parlak tüyü, tiftik. Beyaz tiftik keçisi. Bir yıllık kaz, ördek ya da tavuk. Piliç. Keklik yavrusu. Tahılın topraktan ilk yeşerip çıkan kısmı. Taze, yeşil başak. Koza. Çevresi püsküllü, dört köşe baş örtüsü. Kıvırcık saç. Keçiden elde edilen tiftik. Keçi tüyü, tiftik.

Filikacılık : Filikacının yaptığı iş.

Filike : Çocukların oynadıkları kaydırak oyunu. Musluk.

 

Filiki : Musluk. (Zeyne Söğüt Bilecik).

Filim : Film.

Filini toplamak : Gereğinden fazla yemek, bitirene kadar yemek.

Filintalı : Filintası olan.

Filipin dokumacı kuşu : Ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, dokumacı kuşugiller (Ploceidae) familyasından, Hindistan'da yaşayan bir tür. (Ploceus philip-pinus) Ötücü-kuşlar (Passeriformes) takımının dokumacıkuşugiller (Ploceidae) familyasından bir kuş türü. Hindistanda yaşar.

Filipin yerli domuzu : Ya siyah renkte veya yalnızca karın kısmı beyaz, vücudun geri kalan kısmı siyah olan iki varyetesi bulunan; Ilocos ve Jalajala. Berkjala, Diani, Kaman, Koronadel ve Libton ırkları bu ırktan gelişmiş, günümüzde bu ırkın neslinin tükenmiş olduğuna inanılan, oldukça üretken, Filipinlerde bulunan yerli domuz ırkı.

Filipince : Filipin adaları halkının kullandığı dil.

Filippi bezi : İpek böceğinde sıvı ipeğin pıhtılaşmasını sağlayan maddeler salgılayan bez. İkincil ipek bezi.

Filistin güneş kuşu : Ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, nektaremengiller (Nectarinidae) familyasından, 11 cm kadar uzunlukta, sırtı madensel yeşil, gerdanı çelik mavisi, göğsünde sarı kırmızı bir tüy demeti olan, Filistin, Suriye ve Arabistan'da funda ve ormanlarda yaşayan bir tür. (Cinnyris osea) Ötücü-kuşlar (Passeriformes) takımının nektar-emengiller (Nectariniidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 11 cm. Sırtı madensel yeşil, gerdanı çelik mavisidir. Göğsünde sarı kırmızı bir tüy demeti vardır. Filistin, Suriye ve Arabistanda funda ve ormanlarda yaşar.

Filistop : Düdük.

Filit : Yeni dikilen bağ.

Filitre : Fransızca kökenli filtre: filtre; makinelerde bulunan süzgeç.

Filiyh : İyi cins tiftik.

Filiz damarı : Bir filiz veya mineral katmanı ya da yatağı.

Filiz kıran : Ağaçların filizlendiği mevsimde esen bir çeşit fırtına.

Filize : Ağaçları sürüyerek çekmek için çakılan demir halka. Kürklü manto. Halkasına ip takılarak kalasları sürmekte kullanılan kanca.

Filize yatmak : Karpuz teveği bir iki karış uzunluğunda boy vermek.

Filizer : Genç, toy, delikanlı.

Filizi : Filiz rengi. Bu renkte olan.

Filizkurutan : Fındık filizlerinin öz bölgesinde gelişen ve konakçının kısa zamanda kurumasına yol açan sarı bacaklı tekeböceği.

Filizküfler : Değişik familyalara bağlı olup, tomurcuklanma, sonra filizlenme yeteneği gösteren mayamsı mantarların ortak adı.

Filizküflüce : Filizküflerden ileri gelen ve vücudun hemen her bölgesinde görülebilen mantar hastalığı.

Filizlendirme : Filizlendirmek işi.

Filizlendirmek : Filizlenme işini yaptırmak.

Filizlenme sıcaklığı : Aşırı derecede soğuk işlenmiş yapının, yaklaşık olarak bir saatte filizlemeyi tüm olarak gerçekleştirdiği her alaşıma özgü sıcaklığı.

Filizören : Diyarbakır ilinde, Çınar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Gül filiz arısı : Bir yıllık gül filizleri içinde gelişen bir çeşit arı.

Hindistan fili : Hortumlu memeliler (Proboscidea) takımının, filgiller (Elephantidae) familyasından, 3 m kadar yükseklikte, kulak kepçesi fazla uzun olmayan, erkeklerinde uzun dişler bulunan, Hindistan'da sık ormanlarda yaşayan bir memeli türü. Asya fili. (Eş anlamlısı: Asya fili, Elephas maximus) Hortumlu-memeilier (Proboscidea) takımının filgiller (Elephantidae) familyasından bir memeli türü. Yüksekliği 3 m. Kulak kepçesi büyük değildir. Uzun dişler yalnız erkeklerde bulunur. Hindistanda sık ormanlarda yaşar. Soyu azalmıştır.

İkincil filizlenme : Birincil filizlenme sonucu oluşmuş tanelerin, birden aşırı büyümeye uğramaları olayı, ikinci evre grafitlenmesi diye de bilinir.

Papilla filiformis : İpliksi papillalar.

Pulzus filiformis : İp nabız.

Filigran : Suyolu.

Filika : Cankurtaran sandalı.

Filikacı : Filikalara bakmakla görevli kimse.

Filinta : Namlusu kısa, kurşun atan bir tür küçük tüfek. Güzel, yakışıklı.

Filipinli : Filipin adaları halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.

Filiskin : Yerden 2-3 karış yükseklikte, çok yıllık ve otsu bir bitki (Mentha pulegium).

Filistinli : Filistin halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.

Filiz : Tohumdan veya tomurcuktan çıkan körpe ve küçük dal, sürgün, ışkın, eşkin, cımbar, çıvgın, şıvgın. Ocaktan çıkarılan işlenmemiş, başka maddelerle karışık hâlde bulunan, ham maden birleşiği.

Filiz rengi : Asma filizinin rengi, açık yeşil renk, filizi. Bu renkte olan.

Filizcik : Küçük sürgün.

Filizkıran : Mayıs ayında ağaçların filizlendiği mevsimde esen bir fırtına.

Filizleme : Filizlemek işi.

Filizlemek : Bitkilerin gereğinden çok olan filizlerini kırmak.

Filizlenme : Filizlenmek işi. Yumruların üzerinde ince uzun filizlerin belirmesi biçiminde görülen patates hastalığı.

Filizlenmek : Bitki filiz vermek. Gelişmeye, büyümeye başlamak.

Filizli : Filizi olan.

Maden filizi : Maden cevheri.

Soya filizi : Soyanın besleyici değeri yüksek olduğu için çorba ve salatalarda kullanılan yeni sürmüş küçük dalları.

Turp filizi : Turp rengi.

Diğer dillerde Filetik evrim anlamı nedir?

İngilizce'de Filetik evrim ne demek ? : phyletic evolution