Finder türkçesi Finder nedir

  • Vizör.
  • Arayıcı.
  • Bulucu teleskop.
  • Bakaç.
  • Aracı.
  • Uzay alanında kullanılır.
  • İstenilen yıldızı ırakgörür içine getirebilmek için büyük ırakgörürlere koşut olarak bağlı, görüş alanı geniş olan küçük ırakgörür.
  • Bulan kimse.
  • Bulucu.
  • Bulan.

Finder ile ilgili cümleler

English: Finders keepers!
Turkish: Kim bulduysa onundur!

Finder ingilizcede ne demek, Finder nerede nasıl kullanılır?

Finder lens : Gözyeri merceği. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Gözyeri bölümünde bulunan mercek.

Finder utility : Macintosh bilgisayarlarında hafıza ve dosyaları yönetmek için yararlı bir program.

Automatic direction finder : Otomatik yön bulucu radyo alıcısı. Otomatik yön bulucu.

Bellini tosi direction finder : Bellini tosi yön bulucusu.

Cathode ray direction finder : Katot ışınlı yön bulucu.

Object finder : Vizör.

Position finder : Yer belirleyici. Yön bulucu. Kestirme aleti. Konum belirleyici.

Fish finder : Sonar. Balık bulucu.

Range finder : Hedef mesafesini ölçen cihaz. Bir konunun alıcı merceğine uzaklığını bulmakta kullanılan aygıt. Menzil bulucu. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Mesafe kestirici. Telemetre. Uzaklıkölçer. Erim bulucu.

Help finder : Yardım bulucu.

İngilizce Finder Türkçe anlamı, Finder eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Finder ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Beholder : Seyirci. Seyreden. Bakan kimse.

Aerolite : Taşımsı göktaşı. Aerolit. Göktaşı. Havataşı. Meteorit veya meteor taşı. Meteorit. Demire göre taş oranı yüksek olan göktaşı türü.

Discoverers : Kaşif.

Inventive : Özgün. Yaratıcı. Orijinal. Hünerli.

Absolute parallax : Salt ıraklık açısı. Başka yıldızlarla bağlantı kurmadan üçgenölçümsel olarak belirlenen ıraklık açısı.

Focusing tube : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Alıcıya bağlı ya da alıcıdan ayrı olarak kullanılan, belirli bir merceğe göre görünçlüğün nasıl göründüğünü anlamaya yarayan, değişir odaklı bir mercek dizgesi. tv. televizyon alıcısında yer alan ve alıcı yönetmeninin görünçlüğü, alıcı merceğinin kapsadığı biçimde görmesini sağlayan mercek dizgesi. (sinema alıcılarının optik yapıdaki bakacına karşılık televizyon alıcılarının bakaçları elektronik yapıdadır ve gerçekte ufak bir almaç ya da bir denetliktir).

Spotter : Gözcü. Gözetleyici. Gözleyici. Mağaza güvenlik görevlisi. Nöbetçi. Lekeleyici. Dedektif.

Accidental error : Arızi hata. Rasgele yanılgı. Dizgeli herhangi bir etki dışında, kurala ve düzene bağlı olmadan yapılan ölçü yanılgısı. Rasgele hata. İstemeyerek yapılan hata. Rastlantısal hata. Tesadüfi hata.

View finder : Küçük teleskop. Büyüteç özelliği olan mercek.

Finder synonyms : co discoverer, quester, object finder, searchers, ambitionist, heuristic, go between, gobetween, intermediary, absolute value, viewfinders, procurers, seeker, searcher, acceleration due to gravity, vizard, intermediaries, absolute orbit, optical viewfinder, viewfinder, altair, procurer, intermediate host, in betweens, intercessors, daysman, percipient, intercessor, electronic viewfinder, broker agent, accuracy, finders, adhara.

 

Finder ingilizce tanımı, definition of Finder

Finder kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who, or that which, finds. Specifically (Astron.), a small telescope of low power and large field of view, attached to a larger telescope, for the purpose of finding an object more readily. A slide ruled in squares, so as to assist in locating particular points in the field of vision.