Firs türkçesi Firs nedir

Firs ile ilgili cümleler

English: "Is this your first time in Australia?" "Yes, this is my first time here."
Turkish: "Bu, Avustralya'ya ilk gelişin mi?" "Evet, bu buraya ilk gelişim.

English: "A" is the first of all letters -- God is the first of everything in the world.
Turkish: "A" bütün harflerin birincisidir-- Allah dünyada her şeyin birincisidir.

English: "Have you ever been here before?" "No, It's my first time here."
Turkish: "Daha önce hiç burada geldin mi?" "Hayır, bu benim buraya ilk gelişim."

English: "Is it the first time you've been here?" "Yes, it's my first visit."
Turkish: İlk defa mı burada bulunuyorsunuz? Evet,bu benim ilk ziyaretim.

English: "Third wish?" The man was baffled. "How can it be a third wish if I haven't had a first and second wish?"
Turkish: "Üçüncü dilek mi?" Adam şaşırdı. "Birinci ve ikinci dileği dilememişsem, o nasıl üçüncü dilek olabilir ki?"

Firs ingilizcede ne demek, Firs nerede nasıl kullanılır?

First : İlk olarak. Başta gelen. Birincilik. İlk. Öncelikle. Önce. En büyük. Önde gelen. İlkönce. Başlangıç.

First degree liquidity assets : Birinci dereceden likit varlıklar. Para ve çekle veya kredi kartlarıyla kullanılabilen hesaplar, seyahat çekleri gibi anında paraya çevrilebilir ödeme kabiliyeti yüksek ödeme araçları. krş. likiditesi yüksek varlıklar.

 

First degree liquidity assets coefficient : Birinci derecede likidite katsayısı. Para ve çekle veya kredi kartlarıyla kullanılabilen hesaplar, seyahat çekleri gibi anında paraya çevrilebilir ödeme kabiliyeti yüksek taşınır değerler toplamının kısa vadeli yükümlülüklere oranı.

First adar : 1. adar. Artık bir yılındaki iki aydan ilki (yahudi takvimine göre).

First aid : Sıhhi imdat. İlk yardım. İlkyardım.

First aid man : İlk yardım görevlisi (orduda).

First aid kit : İlkyardım çantası. İlk yardım kutusu. İlk yardım çantası. İlk yardım kiti.

First aid team : İlk yardım timi. Acil tıbbi müdahale yönetiminde eğitilmiş insanlar grubu. İlk yardım ekibi.

First aid post : İlk yardım merkezi.

First aid station : İlk yardım istasyonu. İlk yardım merkezi. İlkyardım istasyonu.

İngilizce Firs Türkçe anlamı, Firs eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Firs ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Silver fir : Akçam ağacı. Çamgiller (pinaceae) familyasından, taşın yapraklarını dökmeyen, iğne yapraklı bir orman ağacı cinsi. Gümüş köknar. Ak köknar. Gerçek köknar.

Basic : Silisli. Temele dayanan. Esas. Temel. Belli başlı. Basit. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Uzakta bulunan bir bilgisayar dizgesine bağlı bir uç üzerinde konuşmalı düzende kullanım için elverişli, kolay öğrenilir, aritmetik işlemlere dönük genel amaçlı bir bilgisayar izlenceleme dili. Esasi. Basıc.

Premiere : Primadonna. Filmin ilk gösterimi. Baş balerin. Önoynatım. Bir oyunun oynanışının ilk gösteri gecesi. Prömiyer. Operada baş kadın oyuncu. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İlk gece. Galasını yapmak.

 

Ordinal : Sıra belirten. Sırasal. Takıma ait. Sıra sayı gösterimi 1. Sıra sayısı. Takımla ilgili. Derece gösteren. 2. Sıra. Takıma ait (biyoloji terimi).

Premier : Yeni bir tiyatro oyununun ilk temsili. Bir oyunun seyirci önünde ilk oynanışı. Başbakan. Baş. İlk oynanım. Baştaki. İlk. Asıl. Kıdemli. Sınıf veya önem bakımından ilk sırada.

Initial : İlksel. Başlangıç. Önceki. Paraflamak. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Birinin adı veya soyadının baş harfi. İlk harf. İlk. Paraf. Parafe etmek.

Introductory : Önsöz. Başlangıç ile ilgili. Giriş niteliğinde. Tanıtma amacıyla yapılan. Giriş niteliğinde olan. Önsöz niteliğinde. Tanıtıcı.

First year : İlk yıl.

Firstborn : En büyük çocuk. İlk doğan. İlk çocuk. İlk evlat. Ailede doğan ilk çocuk. En büyük kardeş.

Eldest : En yaşlı. (yaşça) en büyük. Yaşça en büyük. Büyük. En büyük (yaşça).

Firs synonyms : prototypic, 1st, prototypical, fir, early, fir tree, front, freshman, primary, archetypal, prime, prototypal, archetypical, original.

Firs zıt anlamlı kelimeler, Firs kelime anlamı

Cardinal : Katolik başpapazı. Baş. En önemli. Biyoloji, tarih alanlarında kullanılır. Esas. Başlıca. Parlak kırmızı. Kardinal. Papayı seçen, ona danışmanlık eden ya da onun bakanları görevini yapan yetmiş başpapazdan her biri. Ana.

Unoriginal : Sıradan. Sahte. Sade. Başlangıçta olmayan. Olağan. Orijinal olmayan. Basit. Bayağı.

Last : Son olarak. Sonuncu olarak. Ayakkabı kalıbı. Sonuncu kimse. Tutunmak. Kundura kalıbı. En son. Son şey. Son. Tutmak.

Firs antonyms : back, late, middle, secondary.