Flus türkçesi Flus nedir

Flus ile ilgili cümleler

English: Ali became a little flustered.
Turkish: Ali biraz telaşlandı.

English: Ali flushed the toilet.
Turkish: Ali sifonu çekti.

English: Ali heard the toilet being flushed.
Turkish: Ali tuvaletin sifonunun çekildiğini duydu.

English: Ali didn't flush the toilet.
Turkish: Ali sifonu çekmedi.

English: Ali didn't forgot to flush the toilet.
Turkish: Ali sifonu çekmeyi unutmadı.

Flus ingilizcede ne demek, Flus nerede nasıl kullanılır?

Flush : Boşaltmak. Ürkütüp uçurmak (av kuşunu). Basınçlı su ile temizleme. Uçmak. Heyecanlanmak. Parası bol. Yüzü kızarma. Yüzü kızarmak. Basınçlı su ile temizlemek. Fışkırma.

Flush away : Su tutarak süpürüp atmak. Su ile süpürmek.

Flush down the toilet : Yıkayarak veya sifonu çekerek bazı şeylerin su ile tuvaletten atılması.

Flush drilling : Yıkamalı delme. Yıkamalı sondaj.

Flush in : Coşturmak.

Flush of youth : Genç bir insanın derisindeki sağlıklı pempe kırmızılık.

Flush left : Sola yaslamak. Sola yaslı. Sola yanaştır. Sola yasla. Soldan hizalı.

Flush joint : Düz yüzlü ek. Yüz yüze bağlantı.

Flush right : Sağa yasla. Sağdan hizalı. Sağa yanaştır. Sağa yaslı. Sağa yaslamak.

Flush out : Saklandığı yerden çıkarmak. Saklandığı yerden çıkmaya zorlamak.

 

İngilizce Flus Türkçe anlamı, Flus eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flus ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Rate : Olarak görmek. Addetmek. Demografi ve epidemiyolojide en sık kullanılan ölçümler olan, incelenen nüfusta belirli bir sürede görülen belli bir olay sayısının, bu olay bakımından risk altında bulunan nüfus dilimine bölünmesiyle elde edilen ve çoğunlukla on binde veya binde şeklinde ifade edilen ölçüt. Gözü ile bakmak. Layık olmak. Azarlamak. Bk. vergi oranı. Fırça atmak. Hak etmek. Oran.

Flow : Akış. Akıntı yapmak. Dökülmek (elbise veya kumaş vb belirli bir şekilde). Süzülmek. Akıntı. Akmak. Dolaşmak (kan vb). Akıcı olmak. Cereyan. Dolaşmak.

Flue : Nh3. İnce tüy. Ocağın bacası. Amonyak. Tuğla ya da betondan yapılmış duman yolu. Nezle. Büyük bir baca içindeki birkaç ayrı duman yolunun her biri. Borulu org.

Wog : Zenci veya koyu renkliler için kullanılan aşağılayıcı söz. İşgal döneminde mısırlıları kasteden aşağılayıcı söz. Ortadoğulu (kötü). Avustralya'da doğu avrupa ve akdeniz'den göçmen gelen insanlar için kullanılan aşağılayıcı söz. Seyyar teyp.

Radiant flux : Işınım akısı. Radyant akı. Isınır akı. Işıyan akı. Erkesel akı. Joule/sn. ya da watt birimleriyle ölçülen ışınını erkesi aktarımıyla oluşan akı. Işıyan güç.

Fluxion : Cereyan. Fluksiyon. Deşarj. Fonksiyonun türevi (matematik). Akma. Akış. Boşalma. Akıntı.

Grippe : Grip hastalığı. Ortomiksovirüslerin neden olduğu akut seyirli, ateş ve solunum yollarının yangısıyla belirgin hastalık, nezle, enflüenza. Grip (fransızca terim).

 

Influenza : Enflüenza. Gribal enfeksiyon. Paçavra hastalığı. İnfluanza. Grip hastalığı. Salgın nezle. Enfluenza.

Influenzas : Gribal enfeksiyon. Paçavra hastalığı. Grip hastalığı. İnfluanza. Salgın nezle. Enfluenza.

Flus synonyms : neutron flux, flu, grippes, flowing.

Flus zıt anlamlı kelimeler, Flus kelime anlamı

Ill health : Sağlıksızlık. Bozuk sağlık durumu. Hastalık. Sağlığın kötü olması.