Foreign student türkçesi Foreign student nedir

  • Eğitim alanında kullanılır.
  • Başka bir ülkeden gelen öğrenci.
  • Yabancı uyruklu öğrenci.
  • Öğrenim yapmak için bir başka ülkeye giden ve orada okuyan öğrenci.
  • Yabancı öğrenci.

Foreign student ile ilgili cümleler

English: This textbook is intended for foreign students.
Turkish: Bu ders kitabı yabancı öğrencilere yöneliktir.

English: Can foreign students be in the club?
Turkish: Yabancı öğrenciler bu klübe girebilirler mi?

English: A group of foreign students visited Akira's high school.
Turkish: Bir grup yabancı öğrenci, Akira'nın lisesini ziyaret etti.

English: Our school facilities are inadequate for foreign students.
Turkish: Okul olanaklarımız yabancı öğrenciler için yetersizdir.

Foreign student ingilizcede ne demek, Foreign student nerede nasıl kullanılır?

Foreign : Ülke dışı. Yabancı madde. Harici. Ecnebi. Yabancılık. Yabancı. Yurtdışı. Bir maddede kendisinden başka bulunan her türlü madde. Dış. Dıştan gelme.

Student : Tilmiz. Okuvcu. Talebe. Öğrenim görmek amacıyla herhangi bir öğretim kurumunda okuyan kimse. bir öğretmenin gözetimi ve yol göstericiliği altında belli bir konu üzerinde çalışan kimse. Stajyer. Gözlemci. Mektepli. Öğrenci. Araştırıcı.

Foreign accent : Bir başka dilin telaffuz özelliği stili. Yabancı aksan. Yabancı aksanı.

 

Foreign access zone : Serbest üretim bölgesi. Üretim etkinlikleriyle sınırlı serbest bölge.

Foreign address : Yabancı adres.

Foreign affairs : Dışişleri (ingiliz ingilizcesi). Dışişleri. Dış ilişkiler. Hariciye. Harici işler. Dış işleri.

İngilizce Foreign student Türkçe anlamı, Foreign student eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Foreign student ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Academic year : Öğretim yılı. İlk, orta ve yüksek okullar ile üniversitelerde öğretimin başladığı ve sona erdiği gün arasında geçen süre. Akademik yıl. Eğitim öğretim yılı. Ders yılı.

Abstract intelligence : Soyut zeka. Düşünme ve yeni durumlara uyma konularında soyut kavramlar ile simgelerden başarılı biçimde yararlanma yeteneği.

A priori knowledge : Önsel bilgi. Gözlem ve deney dışında anlıksal çıkarsama yolu ile edinilen bilgi. doğuştan var olan bilgi. deney öncesi bilgi. A priyori bilgi.

Accustoming : Alıştırmak. Yetiştirim. Bir hayvana şu ya da bu amaçla birtakım alışkanlıklar ve beceriler kazandırma işi. Ünsiyet. Ülfet.

Academic preparation : Belli bir bilim ya da meslek dalında çalışmak için gerekli öğrenimi tamamlamış olma. yüksek öğretimin herhangi bir dalında öğrenim yapmak için gereken ön hazırlık. Akademik hazırlık.

Academic intelligence : Soyut kavramları kolayca kavramaya yatkın zeka. Akademik zeka.

Achievement age : Bir başarı testinde gerçek ya da yaklaşık olarak ortalamayı gösteren ham puanı elde etmek için gereken yaş. Başarı yaşı.

Ability group : Öğrencilerin, sınıf ya da yaş durumlarına bakılmaksızın, özellikle anlatım ve beceri derslerinde, öğrenmeye hazır oluş ya da başarıları yönünden oluşturdukları tek tür ve kısa süreli çalışma kümesi. Düzey kümesi.

 

Achromatopsia : Renk körlüğü. Nesnelerin renksiz algılanması ya da kimi renklerin algılanmamasından ileri gelen bir görme bozukluğu. Akromatopsi.

Academy of economic and commercial sciences : İktisadi ve ticari ilimler akademisi. Ekonomi, tecim ve maliye alanlarında çalışmak isteyenleri yetiştiren, bu alanlarla ilgili sorunlar üzerinde incelemeler ve araştırmalar yapan yüksek öğretim kurumu.

Foreign student synonyms : abnormal child, abulia, abstract reasoning, achievement tests, active school, exchange student, academy.