Foreign worker türkçesi Foreign worker nedir

  • Coğrafya alanında kullanılır.
  • Yabancı işçi.
  • Yabancı işçiler.
  • Başka bir ülkeden getirtilen işçiler.
  • Yabancı bir ülkede geçici olarak çalışan ve görevlendirildikleri kurumlarla aralarındaki akçalı, tüzel ve sosyal ilişkiler, ilgili iki devletçe saptanmış emekçiler.

Foreign worker ile ilgili cümleler

English: He has a lot of ideas about running foreign workers.
Turkish: Onun yabancı işçilerin çalıştırılmasıyla ilgili çok sayıda fikirleri vardır.

English: I don't have a prejudice against foreign workers.
Turkish: Yabancı işçilere karşı bir önyargım yok.

English: Have you ever recruited foreign workers?
Turkish: Hiç yabancı işçileri işe aldın mı?

Foreign worker ingilizcede ne demek, Foreign worker nerede nasıl kullanılır?

Foreign : Ecnebi. Bir maddede kendisinden başka bulunan her türlü madde. Yurt dışı. Dıştan gelme. Ülke dışı. Harici. Yabancı. Yabancılık. Yabancı madde.

Worker : Adam. Bağımlı çalışan. Ücretli. Sosyete yapan böceklerde üreme yeteneğinde olmayan ve sosyetenin işlerini yapan dişi ve erkek bireyler. Personel. Bedensel gücü ile çalışarak yaşantısını sürdüren ve gelir sağlayan kişi. Emekçi. Yaratıcı. İşgören. Amele.

Foreign workers : Başka bir ülkeden getirtilen işçiler. Yabancı işçiler.

 

Foreign accent : Yabancı aksan. Yabancı aksanı. Bir başka dilin telaffuz özelliği stili.

Foreign access zone : Serbest üretim bölgesi. Üretim etkinlikleriyle sınırlı serbest bölge.

Foreign address : Yabancı adres.

İngilizce Foreign worker Türkçe anlamı, Foreign worker eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Foreign worker ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Immigrant worker : Göçmen işçi.

Aluvial coast : Genellikle alçak kıyılarda, dalga ve akarsuların ortaklaşa oluşturdukları birikinti düzlüğü. Lığ yığıntılı kıyı.

Age pyramid : Yaş piramidi. Belli bir zamanda, bir ülke, bir kent nüfusunun ya da aynı işle uğraşan bir topluluğun yaş bölünüşünü gösteren çizge.

Agrarian geography : İnsan coğrafyasının, tarımsal çalışma koşullarını, çeşitli iklim bölgelerinin ana tarımsal ürünlerini ve bunların o ülke ya da ülkeler ekonomisindeki yerini inceleyen bölümü. Tarım coğrafyası.

Aluvial terrace : Akarsu sekisi. Gençleşmeyle güç kazanan akarsuların yataklarını yeniden derinleştirerek koyak tabanı içine gömülmeleri sonunda oluşan ve bu yeni yatağın iki yanında kalan az eğimli, asılı düzlük, bk. gençleşme.

Adventife cone : Bir yanardağ ana konisi üzerinde ikincil bacalardan çıkan lavların oluşturduğu küçük tepecikler. Yan koni.

Agricultural production : Sebze. Zirai üretim. Taze meyve. Tarımsal üretim. Tarım üretimi. Ekonomi bakımından, üretimin iki ana kolundan biri; kökeni toprak olan her türlü besin ve işlenmemiş işleyim özdeklerinin elde edilmesi. Tahıl ve temel gıda ürünleri üretimi.

 

Agricultural co operative : Tarım kooperatifi. Çiftçilerin tarım yaşamında kurdukları, çeşitli amaçlara yönelik işbirliğine dayanan ortaklık.

Gastarbeiter : Göçmen işçi. (almanca) yazınsal olarak misafir işçi anlamına gelir. Gurbetçi.

Abandoned meander : Akmaz. Taşkın sırasında sapından koparak bütünüyle akış dışında kalan büklüm.

Foreign worker synonyms : foreign laborer, abrasion platform, aboriginal population, foreign workers, altimetric profile, afforestation, alluvial deposit, agricultural specialisation, air route, ageing of the population.